ZİNA NEDENİ ile BOŞANMA DAVASI

ZİNA NEDENİ ile BOŞANMA DAVASI

Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ


Evlilik birliği süreci içerisinde eşin diğer eşi aldatması sonucunda Medeni Kanun madde 161’e dayanılarak zina nedeniyle boşanma davası açılabilir. Zina nedeniyle boşanma davası aile mahkemesinin görev alanına girmektedir. Zina, Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımlanmamakla birlikte Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebebi olarak sayılmıştır.


Zina, eşlerden birinin başka bir erkekle veya kadınla cinsel ilişkide bulunması halidir. Başka bir deyişle, evli bir kadının eşinden başka bir erkekle, evli bir erkeğin ise eşinden başka bir kadınla cinsel ilişkide bulunması halidir. Türk hukukuna göre aynı cinsten kişilerin cinsel ilişkisi zina sayılmayacaktır. Böyle bir durum yaşandığında açılacak olan dava zinaya değil, evlilik birliğinin temelden sarsılmasına dayalı boşanma davası olacaktır. 


Eşlerden her birisi diğeri hakkında zina sebebine dayanarak boşanma davası açabilir. Zina davası zinanın öğrenildiği tarihten itibaren altı ay, zina tarihinden itibaren beş yıl içinde açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olarak düzenlenmiştir. Hakim tarafından resen dikkate alınmalıdır. 


Sürenin başlangıcı, tek eylemden ibaret zina davalarında eylem günü, devam eden zinalarda ise zinanın sona erdiği tarihtir. Zina mutlak boşanma sebebidir. Affeden tarafın dava hakkı olmayacaktır. Zina eylemi, cebir ve tehditle veya kadının muvafakati dışında gerçekleşirse, bu olay kocaya zinadan dolayı değil geçimsizlik sebebi ile dava açma hakkı verir. Zina yapan eş kusurlu olmalıdır. Şuur dışı yapılan cinsel ilişkiler zina sayılmayacaktır. Kadına zorla tecavüz edilmesi, uyuşturucu verildikten sonra ırzına geçilmesi zina sayılmaz. Zina sebebi ile açılan boşanma davasında ayrılığa karar verilemeyecektir. 


Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu, aldatılan eşlerin sadece zina nedeniyle üçüncü kişilerden tazminat talep etme hakkı olmadığına hükmetmiştir. Karara göre, evli bir kimseyle birlikte olan üçüncü kişinin fiili, diğer eş açısından haksız fiil olarak değerlendirilemez. Sadakat yükümlülüğü eşler arasında geçerlidir, üçüncü kişilerin zincirleme bir biçimde sorumlu olacağında dair Medeni Kanun’da özel hüküm de olmadığından, zina nedeniyle üçüncü kişiden maddi veya manevi tazminat talep edilemez.



İlgili Yargıtay Kararları 


Zinanın Gerçekleşmesi Halinde Evlilik Birliğinin Sarsılmış Sayılması 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “Davacı-karşı davalı kadın ”evlilik birliğinin temelinden sarsılması" sebebine dayalı olarak, davalı-karşı davacı koca ise, öncelikle zina ( TMK. md. 161 ) sebebine, olmadığı takdirde "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" sebebine ( TMK.md.166/1-2 ) dayanarak boşanma davası açmıştır. Zina, mutlak boşanma sebebidir. Sebebin gerçekleşmesi halinde birlik temelinden sarsılmış sayılır. Her iki hukuki sebebe birlikte dayanılmış ise, zinanın ispatlanması halinde, bu sebeple boşanma kararı verilmesi gerekir. Böyle bir durumda artık genel boşanma sebebinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşemediğine bakılmaz ve bununla ilgili ayrıca bir hüküm oluşturulması da gerekmez. Toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının, Şener isimli şahıs ile imam nikahlı olarak birlikte yaşadığı, hakkında yakalama emri bulunan Şener'in kadının yaşadığı evde yakalandığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında kadının zinası ispatlanmıştır. Bu durumda, kocanın karşı davası yönünden kadının zinası ( TMK. md. 161 ) sebebiyle boşanmalarına karar verilmesi gerekirken, boşanma kararının 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayandırılması usul ve yasaya aykırıdır. Ne varki, her iki davada tarafların boşanmalarına dair verilen karar temyiz edilmediğinden kocanın karşı davası yönünden boşanma sebebinin "zina" ( TMK. md. 161 ) olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanması yönüne gidilmiş ( HUMK. md. 438 /son ) ve davalı-karşı davacı kocanın aşağdaki bentlerin kapsamı dışında katan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Bir başka erkekle evli olmaksızın birlikte yaşayan kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları oluşmadığı halde yoksulluk nafakası ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 169 . maddesi koşulları oluşmadığı halde tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi ( TMK.md,4 TBK.md.50 ve 52 ) dikkate alınarak davalı-karşı davacı koca yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-karşı davacı kocanın ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları ( TMK. md.4 TBK. md. 50, 51, 52, 58 ) dikkate alınarak davalı-karşı davacı koca yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.” denilmektedir. (Y. 2.HD. Esas no: 2014/14222, Karar No: 2014/14938, Karar Tarihi: 30.06.2014). 


Zina Sebebine Dayalı Boşanma Davası 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “İlk derece mahkemesince karşılıklı açılan boşanma davalarında erkeğin davasının TMK m. 166/2; kadının davasının ise TMK m. 166/1 uyarınca kabulüyle tarafların boşanmaları ve boşanmanın ferilerine hükmedilmiş, hükme karşı davacı-karşı davalı erkek; kadının kabul edilen davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafaka miktarları; davalı-karşı davacı kadın ise; zina sebebiyle boşanma kararı verilmemesi, ıslah talebi, erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi ve tazminat miktarları yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuş, bölge adliye mahkemesince tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı erkek tarafından evlilik birliğinin sarsılması ( TMK m. 166/1 ) sebebine dayalı boşanma davası açılmış, davalı-karşı davacı kadın ise karşı dava dilekçesinde zina sebebine dayalı dava açma hakkını saklı tutarak evlilik birliğinin sarsılması ( TMK m. 166/1 ) sebebine dayalı olarak boşanma kararı verilmesini talep etmiş, daha sonra davalı-karşı davacı kadın; karşı davasında cevaba cevap dilekçesinde şiddetli geçimsizlik yanında açıkça zinaya dayalı olarak boşanma kararı verilmesi talebinde bulunmuştur. Ön inceleme celsesinde davalı-karşı davacı kadın vekili; evlilik birliğinin sarsılması sebebi yanında zinaya dayalı boşanma talepleri olduğunu beyan etmiştir. Davalı-karşı kadın vekili; 01.03.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle zina ( TMK m. 161 ); olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılması ( TMK m. 166/1 ) sebeplerine dayalı boşanma talep ettiklerini beyan etmiştir.

İlk derece mahkemesi, kadının zina sebebine dayalı davası olmadığı ve zina sebebiyle karar verilmesine ilişkin ıslah dilekçesinin sözlü yargılama aşamasında verildiği, kadının münhasıran evlilik birliğinin sarsılması ( TMK m. 166/1 ) sebebine dayalı boşanma davası açtığı gerekçesiyle kadının davasının TMK m. 166/1 uyarınca kabulüne hükmetmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Tahkikatın sona ermesi” başlıklı 184. maddesinde hâkimin tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz vereceğini ve tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim edeceğini düzenlemiştir. 18.02.2021 tarihli celsede davalı-karşı davacı kadın vekilinin süre verilmesi isteminde bulunarak tahkikatın tümü hakkında açıklama yapmadığı, mahkemece davalı-karşı davacı kadın vekilinin süre istemi konusunda olumlu olumsuz bir karar vermeden tahkikat aşaması sonlandırılarak sözlü yargılama aşamasına geçildiği ve sözlü yargılama ve hüküm için duruşma günü verilmesine karar verildiği görülmektedir. Bu durumda, davalı-karşı davacı kadın vekilinin henüz tahkikatın tümü hakkında hakkında açıklama yapmadığı nazara alındığında tahkikat aşamasının bittiğinden söz etmek mümkün değildir. O halde davalı-karşı davacı kadın vekilinin 01.03.2021 tarihli ıslah dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerekir. Gerçekleşen bu durum karşısında davalı-karşı davacı kadının dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında usulüne uygun olarak zina sebebiyle boşanma kararı verilmesini de talep ettiği ve akabinde süresinde sunduğu ıslah dilekçesinde terditli olarak zina ( TMK m. 161 ); olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılması sebeplerine ( TMK m. 166/1 ) dayalı olarak boşanma talep ettiği dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadının öncelikle Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesindeki zina sebebine dayalı boşanma talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.” denilmektedir. (Y. 2.HD. Esas no: 2021/4568, Karar No: 2021/8420, Karar Tarihi: 10.11.2021). 



Kaynakça

Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016 

Kılıçoğlu, A.:  Aile Hukuku, Ankara, 2022. 

Gençcan, Ö.: Aile Hukuku, Ankara 2011. 

Öztan, B.: Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2019. 

Yargıtay Kararları.


+905356309610