USULÜNE UYGUN OLARAK VASİYETNAMENİN DÜZENLENMESİ
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Esas No.: 2025/218
Karar No.: 2026/290
Karar tarihi: 06.05.2026
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.12.2022 tarihli ve
2022/3622 Esas, 2022/8047 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasında görülen vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince Özel Daire bozma kararına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların halası olan 22.03.1931 doğumlu ...’ın 23.06.2016 tarihinde bekâr ve çocuksuz olarak vefat ettiğini, müvekkillerinin murisin mirasçıları olduklarını ve murisin ölümü sonrasında Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.06.2017 tarihli ve 2016/787 Esas, 2017/683 Karar sayılı dosyası ile Karşıyaka 2. Noterliğince düzenlenen 03.09.2009 tarihli ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamenin açıldığını, anılan vasiyetname ile murisin adına kayıtlı olan meskenini davalı vakfa bıraktığını, ne var ki vasiyetnamenin yasal koşulları taşımadığını, murisin az işittiği gibi okuma yazma da bilmediğini, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın akli melekelerinin yerinde olmadığını ileri sürerek dava konusu vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 557. maddesinde ölüme bağlı tasarrufun iptali nedenlerinin sayıldığını, vasiyet düzenlenirken sağlık kurulu raporu alındığını, murisin tasarruf ehliyetinin bulunduğunu, vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun ve geçerli olduğunu, haksız ve yersiz iddialarla açılan davanın öncelikle usulden, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli ve 2017/588 Esas, 2019/298 Karar sayılı kararı ile; dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiili ehliyetine sahip olduğu gibi dava konusu vasiyenamenin yasal koşulları taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli ve 2019/1499 Esas, 2021/26 Karar sayılı kararı ile; hükmün dayandığı yasal gerekçe ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu’nun 532 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01.07.2021 tarihli ve 2021/2785 Esas, 2021/7769 Karar sayılı kararı ile "...1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davacıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- TMK'nın 535 inci maddesi; “Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder.
Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, vasiyetname; noter tarafından, mirasbırakanın okur yazar olmadığı belirtilerek, okuyamayan veya yazamayanlara özgü vasiyetname şeklinde düzenlenmiştir. Ne var ki, vasiyetnamede tanıkların “mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” tevsik eden beyanları yoktur. Bu beyanın yokluğu vasiyetnameyi geçersiz kılar.
Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince; TMK'nın 535 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmeyen vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3. İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/372 Esas, 2022/52 Karar sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; bozma ilâmı doğrultusunda davanın kabulüne ve vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
5. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dava, şekil eksikliği nedeniyle vasiyetnamenin iptali isteğine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 535. maddesine göre, miras bırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine miras bırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. Bu durumda tanıklar, hem miras bırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından miras bırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.
Somut olayda, Karşıyaka 2. Noterliğinin ... yevmiye sayılı ve 03.09.2009 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin birinci sayfasında, miras bırakanın okuryazar olmadığının belirtildiği, huzurda miras bırakan ve tanık sıfatı ile vasiyetnamede yer alacakların sırası ile kimlik tespitlerinin yapıldığı, devamında miras bırakanın son arzularını bildirdikten sonra vasiyetnamenin noter tarafından tanıklar önünde vasiyet edene okuduğu ve vasiyet eden ... tarafından yine tanıklar önünde, okunanların son arzularını kapsadığını beyan ettiği; vasiyetnamenin ikinci sayfasında da tanıkların, ... tarafından yapılan beyanın noter tarafından miras bırakana kendi önlerinde okunduğu, miras bırakanın bu okunan kısmın arzularına uygun olduğunu belirtikleri gibi miras bırakanı bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) görerek, yasaklılık hallerinin bulunmadığını beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Davacılar vasiyetnamenin şekil eksikliği nedeniyle iptali istenmiş ise de vasiyetname içeriğinin yasanın öngörmüş olduğu Türk Medeni Kanununun 535. maddesindeki şekil şartlarını ihtiva ettiği anlaşıldığından vasiyetnamenin iptaline ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken, vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu vasiyetnamenin TMK hükümleriyle öngörülen şekil şartlarına uygun düzenlendiğini, dolayısıyla vasiyetnamenin iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda okur-yazar olmadığı anlaşılan mirasbırakan tarafından resmî şekilde düzenlenen vasiyetnamenin, Türk Medeni Kanunu’nun 535. maddesinde öngörülen şartları taşıyıp taşımadığı, buradan varılacak sonuca göre dava konusu vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekle uyulmadan yapıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 535. maddesi.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili kanun maddelerinin incelenmesinde yarar görülmektedir.
2. Mirasbırakanın ölümünden sonra meydana gelmesini arzu etmiş olduğu hususlara ilişkin her türlü irade açıklaması, ölüme bağlı tasarruf olarak nitelendirilir. Ölüme bağlı tasarruf ibaresinin kullanılmasının sebebi; mirasbırakanın, malvarlığı üzerinde, ölümünden sonra hüküm ifade edecek işlem yapması ve malvarlığının ölümünden sonraki kaderini belirlemesi nedeniyledir
(Bilge Öztan/Fırat Öztan, Ölüme Bağlı Tasarruflara İlişkin Medeni Kanunu’ndaki ve Noterlik Kanunu’ndaki Şekil Şartları, AÜHFD, 65(4)-2016, s. 3586). Yasa koyucu, mirasbırakanın irade özgürlüğüne büyük önem verdiğinden, mirasbırakanın iradesinin öldükten sonra da ayakta tutulmasını ve değer taşımasını, yapacağı ölüme bağlı tasarrufların hukuk düzenince korunmasına bağlamıştır (Ahmet Kılıçoğlu, Miras Hukuku, Ankara 2018, s.32).
3. Ölüme bağlı tasarrufların şekli bakımından kanun koyucu iki farklı şekil şartı öngörmüştür. Bunlardan ilki mirasbırakanın tek taraflı yaptığı ve her zaman dönebileceği vasiyetname (TMK md. 531-544), diğeri ise iki taraflı ve bağlayıcı özelliği olan miras sözleşmesidir (TMK md. 545-549). Ölüme bağlı tasarrufların hüküm ve neticelerini, mirasbırakının ölümünden sonra meydana getirmesi söz konusu olduğu için, bu özelliği nedeniyle, kanun koyucu bu tasarrufların kurulmasını sıkı şekil şartına bağlamıştır.
4. Türk Medeni Kanunu'nun 531. maddesi "Vasiyet, resmî şekilde veya mirasbırakanın el yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir" hükmünü taşımaktadır. Resmî vasiyetnamenin yapılabilmesi için, resmî memurun ve iki tanığın varlığı şarttır. TMK'nın 5 33... . maddelerinde okuma yazma bilenlerin okuyup imzalayarak düzenlettirecekleri resmî vasiyetnamelere ilişkin hükümlere yer verildikten sonra kanun koyucu okuma yazma bilmeyenlerin de vasiyetname yapmalarına imkân vermek amacıyla "Mirasbırakan tarafından okunmaksızın ve imzalanmaksızın düzenleme" başlığı altında 535. maddeyi hüküm altına almıştır.
5. Okuma yazma bilenlerin resmî vasiyetname düzenlemesine ilişkin TMK'nın 534. maddesine göre; vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar. Vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir.
6. Buna karşılık okuma yazma bilmeyenlerin resmî vasiyetname düzenlemesine ilişkin TMK'nın 535. maddesi "Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder.
Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
7. Her iki vasiyetnamenin düzenlenmesi de esasen iki safhadan oluşmaktadır. Birinci safhada mirasbırakan; son arzularını resmî memura bildirir. Memur gerekirse vasiyetçiye son arzuları hakkında açıklama yaptırır. Daha sonra bu arzuların son şekli resmî memur tarafından yazılır veya yazdırılır ve böylece birinci safha burada tamamlanmış olur.
8. İkinci safhada ise tanıklar vasiyetnamenin içeriğine alınır. Okuma yazma bilenler ile bilmeyenlerin düzenleyecekleri resmî vasiyetname arasındaki en büyük fark, tanıkların vasiyetnameye olan katkısı noktasında kendini gösterir. Zira okuma yazma bilenlerin düzenledikleri vasiyetnamelerde tanıkların vasiyetnamenin içeriğini bilme zorunlulukları bulunmamaktadır (TMK md. 534/3). Okuma yazma bilen vasiyetçinin tanıkları sadece "mirasbırakanın, vasiyeti memurun huzurunda okuduğuna, bunun son arzularını içerdiğine ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerine" şahitlik yaparlar.
9. Oysaki okuma yazma bilmeyenlerin düzenleyecekleri vasiyetnamelerin ikinci safhasında resmî memur "kaleme aldığı tasarrufun tamamını, iki tanık huzurunda sesli olarak" okumak zorundadır. Bunun üzerine vasiyetçi, vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini ve son arzularına uygun olduğunu yine tanıklar huzurunda beyan eder. İşte vasiyetçi tarafından yapılan bu beyan imzanın yerini tutmaktadır (Öztan/Öztan, s. 3606). Görüldüğü üzere okuma yazma bilmeyenlerin düzenleyecekleri vasiyetnamelerde vasiyetname içeriğinin tanıklardan gizleme olanağı bulunmamaktadır. Aksine burada tanıklar vasiyetnamenin içeriğine öylesine hakimlerdir ki "mirasbırakının kendi önlerinde beyanda bulunduğuna, yapılan bu beyana uygun şekilde düzenlenen vasiyetnamenin yine kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğuna, mirasbırakanın okunan vasiyetnameye ilişkin son arzularını içerdiğini beyan ettiğine ve ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerine" şahitlik ederler.
10. Bu arada belirtmek gerekir ki resmî vasiyetnamenin "işlemde birlik prensibi" uyarınca, vasiyetçinin vasiyetnameyi okumasından sonra, aşamalarında araya fasıla girmeksizin tamamlanması gerekir. Resmî memurun yaptığı işlemler, tevsik işlemi olduğu için baştan itibaren aynı memur tarafından yapılması ve son imza işleminin de tahriri alan, okuyan ve vasiyetçi ile tanık sözlerini dinleyen, yazdıran memur tarafından yapılması zorunludur. Bu yön işlemlerde birlik prensibinin zaruri bir sonucudur. Bu prensibe uyulmamasının, vasiyetnamenin iptali sebebi oluşturduğu Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması ile kabul edilmiştir.
11. Eldeki davaya gelince; iptali talep edilen davaya konu vasiyetnamede tanıkların "Vasiyetname Karşıyaka İkinci Noteri ... tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden ... isimli kişiye önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve hakiki arzularına uygun olduğunu beyan ettiğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz..." şeklinde beyanda bulundukları, ne var ki şahitlerin "mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını" tevsik eden beyanlarının vasiyetnamede yer almadığı görüldüğünden bu noktada "vasiyetname lehine yorum" ilkesinin de açıklanması gerekmektedir.
12. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, Roma Hukukundan itibaren geniş uygulama alanı bulan "Favor Testemanti" prensibini ifade eder. Bu ilke iptal edilme ihtimali olan bir vasiyetnamenin yorum yoluyla ayakta tutulmasını sağlar. Amaç mirasbırakanın son arzusunun yerine getirilmesidir. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, tasarrufların yorumlanması bakımından geçerli olan irade teorisinin doğal bir sonucudur. Bu yorum tarzı, ölüme bağlı tasarrufu imkân olduğu ölçüde geçerli saymaya, onu ayakta tutmaya, başka bir ifade ile tasarruf yapanın gerçek iradesini, son isteklerini elden geldiği kadar değerlendirmeye, onu üstün tutmaya, ona saygı ve bağlılık göstermeye yönelmiş bulunmaktadır. Vasiyetname lehine yorum ilkesinin uygulanabilmesi için; mirasbırakanın vasiyetname yapma iradesinin varlığı, vasiyetnamenin farklı biçimlerde yorumlanabilir olması ve mirasbırakanın gerçek iradesinin belirlenebilir olması koşullarının bir arada bulunması gerekir (Caner Taşatan, Vasiyetname Lehine Yorum İlkesi ve Bu İlkenin Türk Medeni Kanunu’na Yansımaları, Dergi Park, s.571).
13. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, vasiyetnamenin şekle aykırılığı durumlarında da uygulanabilir. Elbette ki bu yorum, şekil kurallarını anlamsız kılacak bir genişliğe ulaşmamalıdır. Resmî vasiyetnamenin resmî memur tarafından düzenlenmemesi veya bu işleme iki tanığın katılmaması sebepleriyle oluşan şekle aykırılığın, lehe yorum ilkesi kapsamında giderilemeyeceği şüphesizdir. Zira işlemin oluşma sürecine katılan bu kişiler, mirasbırakanın vasiyetname yapma iradesinin varlığını "kesin olarak ortaya koyan" ve vasiyetname içerisinde yer alan tasarrufların onun iradesine uygun olduğunu "beyan eden" konumdadırlar. Bunun dışında yer alan şekil koşulları bakımından ise her somut olay bazında amaca uygun değerlendirme yapılması gerekir. Bu kapsamda; resmî vasiyetnamelerde özellikle resmî memurun veya yardımcılarının işlemlerinden kaynaklanan şekle aykırılıkların, vasiyetname lehine yorum ilkesi kapsamında değerlendirilmesine hiçbir engel yoktur.
14. Tüm bu açıklamalar ışığında davaya konu resmî memur tarafından düzenlenen vasiyetnamenin incelenmesinde; resmî memurun ilk olarak "düzenleme şeklinde vasiyetname yapılmasını" isteyen vasiyetçi ...'ı huzura alarak işleme başladığı, hemen sonrasında vasiyetçinin "yanında tanık olarak gelenlerden" bilgisi altında vasiyetname şahitleri ... ve ...'ın kimlik tespitlerini yaptığı, bu belirlemelerin ardından resmî memurun "Önce vasiyetçi ... şu surette sözlerine başladı" şeklindeki beyanından sonra mirasbırakanın tasarruf iradesine yer verildiği, sonrasında resmî memur tarafından "Yazılan vasiyetnameyi tanıklar önünde vasiyet edene okudum. Vasiyet eden yazılanlardan tamamen son ve hakiki arzularını kapsadığını söyledikten sonra,..." vasiyetçinin parmak izinin alındığı, bunun üzerine işlemin başından itibaren orada bulundukları anlaşılan şahitlerin "Vasiyetname Karşıyaka İkinci Noteri ... tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden ... isimli kişiye önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve hakiki arzularına uygun olduğunu beyan ettiğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz..." şeklinde beyanda bulundukları, dolayısıyla vasiyetname işleminin bir bütün olarak araya süre girmeksizin tanıklar huzurunda tamamlandığı, böyle olunca işlemde birlik ilkesine uygun şekilde düzenlenen resmî vasiyetname lehine yorum yapılması gerektiği, vasiyetnamenin bütününden vasiyet edenin beyanının tanıklar huzurunda yapıldığının açıkça anlaşıldığı, somut olayda vasiyetnamenin geçerli olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu durumda vasiyetnamenin iptaline ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
15. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında dava konusu vasiyetnamede tanıkların "mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını" tevsik eden beyanlarının bulunmadığı, bu eksikliğin vasiyetnameyi geçersiz kılacağı, TMK'nın 535/2. maddesinde öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmeyen vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerektiği, böyle olunca mahkemece verilen direnme kararının yerinde olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
16. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
17. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.


