TİCARİ İŞLETMENİN REHNİ
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu 28 Ekim 2016 tarih ve 29871 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu’nu yürürlükten kaldırarak mevcut ticari işletme rehni sistemine köklü yenilikler getiren ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen temel taşınır rehni sistemine istisna teşkil edecek olan Taşınır Rehni Kanunu, 1 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe girecek olup, ilgili Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Medeni Kanun'un taşınır rehnine ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
Ticari faaliyetin kesintisiz sürdürülebilmesi, tacirin bazı durumlarda kredi kullanmasını gerektirir. Kredi ise, ancak yeterli şahsi veya ayni teminat karşılığında açılır. Kredi veren lehine ayni teminat, taşınmaz ya da taşınır mallar üzerinde rehin hakkı kurulması yoluyla sağlanır. Taşınmazlar üzerindeki rehin hakkı, tapu siciline tescil ile doğar. Taşınır rehninin kurulabilmesi için de kural olarak o taşınır mal üzerindeki doğrudan doğruya zilyetliğin kredi verene geçirilmesi gerekir.
Ticari işletmenin rehni için ilk olarak bir rehin sözleşmesi yapılması gerekir. Geçerli bir rehin hakkının kurulabilmesi için rehin alacaklısının kredi kuruluşu, tacir ya da esnaf konumunda olması; rehin verenin de tacir, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek erbabı olması gerekir. İşletme sahibinin temsilcisi, ticari temsilci konumunda olsa bile, özel olarak yetkilendirilmedikçe, ticari işletmenin rehni için sözleşme yapamaz.
Çok istisnai bir durum olmakla birlikte eğer TİTRK’nın 5.1 maddesinde gösterilmeyen bir taşınır varlık söz konusu olur ise, bu varlık üzerinde 6750 Sayılı Kanun’a göre rehin kurulamayacağı söylenebilir.
Bir ticari işletme üzerinde rehin hakkı kurulabilmesi için bu işletmenin ticaret siciline kayıtlı olması gerekir mi? Kanun’da bu hususta açık bir hüküm yoktur. Ancak 4.6.a.1.maddede MERSİS numarasının da rehin sözleşmesinde yer alması zorunluluğundan bahsedilmiştir. Bu itibarla sadece sicile kayıtlı ticari işletmeler rehne konu oluşturabilir. Buna karşılık, esnaflar için esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı olması gerekli değildir.
Sözleşmede yer alması gereken hususlar arasında, borcun konusu ve miktarı; borcun miktarı belli değilse ne miktar için güvence oluşturacağı, rehin tutarının para cinsi, rehne konu varlık ve bunun ayırt edici özellikleri, rehin kuruluşunda kabul edilen rehin sistemi, varsa temerrüt durumunda mülkiyeti devralma hakkının kullanılacağı ve rehin hakkının Sicil’e tescilinden doğan masrafların hangi tarafa ait olacağı kaydı yer almaktadır.
Ticari İşletmelerde Taşınır Rehni Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde Medeni Kanun taşınır rehne ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Rehin verenin tacir, rehin alanın ise esnaf olduğu hallerde doğan uyuşmazlık, ticari davaya vücut vermeyecek ve HMK 2. madde uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecektir. Rehin veren ve rehinli alacaklının tacir olduğu hallerde dava nispi ticaret davası sayılacak ve uyuşmazlık Asliye Ticaret Mahkemesinde çözümlenecektir.
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Arkan, S.: Ticari İşletme Hukuku Ankara, 2017.
Kayar, İ.: Ticari İşletme Hukuku, Ankara, 2018.


