TİCARİ İŞLETMENİN DEVRİ
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
Ticari işletmeler de dahil olmak üzere her türlü işletmenin aktif ve pasifiyle birlikte devri, esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu’nun 202.maddesinde düzenlenmiştir. İşletmenin devri ya da birleşmesi, işletmeyi işleten şirketleri ve onların ortaklarını, şahıs unsurunu etkilememekte; ilgili şirketler ve ortaklar ayrı kalmaya devam etmektedir.
Türk Ticaret Kanunu’nda ise ticaret şirketlerinin birleşmesi iki veya daha fazla ticaret şirketinin birbiriyle birleşerek yeni bir ticari şirketi kurmaları veya bir ya da daha fazla ticaret şirketinin mevcut diğer bir ticaret şirketine katılması düzenlenmiştir. Ticaret şirketlerinin birleşmelerine ilişkin bu hükümlerde, ticaret şirketlerine ait işletmelerin devri ya da birleşmesinin yanında her iki şirketin ortaklarının da tek bir ortaklık çatısı altında toplanmaları söz konusudur.
Ticari işletmenin devri için yapılan yazılı sözleşme, ticari işletme içinde yer alan taşınmazların da tescilsiz iktisabına olanak tanımaktadır. Aynı şekilde ticari işletmenin unsurları arasında yer alan fikri mülkiyet haklarının da ilgili sicillere tesciline gerek kalmadan iktisabı mümkün hale gelmiştir. Ancak devir işleminin, ilgili siciller dışında gerçekleşecek olması üçüncü kişiler açısından sıkıntılı durumlara sebep olabilir.
Ticari işletmenin devri, işletme içinde yerine göre en önemli unsuru teşkil eden müşteri çevresinin de alıcıya geçmesine sebep olur. Bu itibarla taraflar, devir sözleşmesinde devreden bakımından bir rekabet yasağı öngörmemiş olsalar bile devreden, devrettiği işletme ile rekabet etmeme borcu altına girer.
Ticari işletmenin tacire ait olmayan bir taşınmazda faaliyet göstermesi halinde işletmenin devrinin, kiracılık hakkının da devralana geçmesine sebep olacaktır. Ticari işletmenin devri genellikle bir satış sözleşmesine dayanacağından, bu sözleşmeyle ilgili ayıp ve zapta karşı ilgili hükümler burada da uygulanacaktır.
Ticari işletmenin devri halinde devralanın işletmenin borçlarından dolayı sorumluluğu, tarafların iradesi dışında bir kanun hükmünden kaynaklandığından devralan, kendisi tarafından bilinmeyen borçlardan da sorumlu olur. Taraflar arasında yapılan sözleşmede, bazı borçlardan dolayı devralanın sorumlu olmayacağı ya da belli bir miktara kadar sorumlu olacağı kararlaştırılabilir; ancak böyle bir anlaşma sadece iç ilişkide geçerli olacaktır ve diğer alacaklılara karşı ileri sürülemeyecektir.
İşletmenin borçlarından dolayı devreden de devralanla birlikte iki yıl daha müteselsilen sorumlu olur. Devredenin sorumluluğunun bu şekilde devamı, işletmenin devri halinde borçların, alacaklıların rızası aranmaksızın devralana geçmesinin alacaklılar bakımından doğurabileceği kötü sonuçları azaltmaya yöneliktir.
Devredenin devralanla birlikte sorumlu tutulacağı iki yıllık sürenin başlangıcı, muaccel borçlar için bildirim veya ilan tarihi, müeccel borçlar için ise borcun muaccel olduğu tarihtir. İki yıllık hak düşürücü süre olup, bunun dolmuş olduğu hakim tarafından resen dikkate alınacaktır.
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Arkan, S.: Ticari İşletme Hukuku Ankara, 2017.
Kayar, İ.: Ticari İşletme Hukuku, Ankara, 2018.


