TÜKETİCİNİN SATIŞ BEDELİNDE İNDİRİM HAKKI
Satışa konu olan ilgili malın ayıplı çıkması halinde tüketicinin satıcıya karşı sahip olacağı bir takım seçimlik hakları vardır. Tüketici seçimlik haklarla birlikte zarar noktasında tazminat hakkı da talep edebilir. Tazminat Hakkı seçimlik haklardan biri olmayıp, seçimlik haklarla birlikte talep edilebilir. 6502 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun 11. Maddesinde dört seçimlik hak düzenlenmiştir;
“Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,
seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.” şeklinde düzenlenmiştir.
Tüketici, kural olarak istediği seçimlik hakkı kullanmakta serbesttir. Ayrıca bir zarar meydana gelmesi durumunda Tüketicinin, seçimlik hak ile birlikte tazminat hakkı da doğar.
Bu yazımızda Seçimlik Haklardan Biri Olan Satış Bedelinin İndirilmesi Hakkından bahsedeceğiz.
Eğer Tüketici satış bedeli ödenmeden önce , bu seçimlik hakka gidilmişse Ödenek Bedel İndirimli olarak ödenir. Eğer Satış bedeli ödenmiş ise, indirim miktarı kadarını tüketici geri talep eder. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’nun 11. Maddesinde bedelden ne kadar indirileceği düzenlenmemiştir. Bu indirim oranı somut olaya göre farklılık göstermektedir. Kanun maddesinde geçen “ayıp oranında” indirim yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu konuyla ilgili
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/22116 Esas, 2013/31908 Karar , 18.12.2013 Tarihli Kararında;
“Mahkemece, dava konusu aracın davalının mülkiyetindeyken herhangi bir kaza kaydının olmadığı, aracın davacının kullanımındayken 2 kez kaza nedeniyle tamir gördüğü, araçta daha sonra kaza kayıtlarının olması nedeniyle davacının kaza nedeniyle tazminat talebinde bulunmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca gizli ayıplı olarak satılan araç nedeniyle ödediği bedelin iadesi ve ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca gizli ayıp olarak satılan araç nedeniyle ödediği bedelin iadesi ve aracın rayiç bedeliyle ödediği bedel arasındaki farkın tahsilini istemiştir. Borçlar kanununun 202 maddesine göre satıcının tekeffülü altındaki satılanın ayıbının anlaşılması halinde alıcı dilerse satılanı redde hazır olduğunu beyanla satımın feshini dilerse satılanı alıkoyup kıymetinin noksanı mukabilinde seymen’in indirilmesini isteyebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise “ hakim alıcının satılanı red davası üzerine hal icabı satımın feshini muhit göstermiyorsa senenin tenzile ile iktifa edebilir “ hükmünü getirmiştir. Ayıba karşı tekeffül koşullarının gerçekleşmesi ve yasada öngörülen yükümlülük yerine getirilmiş olması durumunda alıcıya yukarıda belirtilen Türk Borçlar Kanunu madde 202 ve 203 ile seçimlik haklar tanınmıştır yani alıcı davacı dilerse sözleşmeden dönebilir isterse satım parasının indirilmesini isteyebilir. Davacı ile davalı arasında sözleşme ilişkisi bulunduğuna göre kaza tarihinde davaya konu aracın davalının mülkiyetinde bulunmaması davalıyı sorumluluktan kurtarmaz. Hal böyle olunca mahkemece öncelikle davacının hangi seçimlik hakları kullanıldığı (sözleşmeden dönme mi bedelde indirim mi) sorularak davacı sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istediği takdirde araçta daha sonradan davacı elindeyken meydana gelen kazalar sebebiyle oluşan değer düşüklüğünü hesaplanarak alacaktan mahsubuna karar verilmeli bedel indirim istediği takdirde ise Türk Borçlar Kanunu’nun 202 maddesi gereği nispi metod uygulanarak davacının alacağı belirlenmeli ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” Şeklindedir. Bu Yargıtay Kararıdan ve Türk Borçlar Kanunu’nun 202. Maddesinden de anlaşılacağı üzere; indirim yapılması gereken tutarın “nispi metod” yöntemi ile belirleneceği uygulamada ve doktrindeki hakim görüştür.
Nispi Metod yöntemi şu şeklidedir. Malın Ayıpsız Piyasa Değerinin, somut olaydaki semene oranı alınarak, malın ayıplı piyasa değeri bu oran ile çarpılarak bulunur. Ayıplı ve ayıpsız bedel takdiri yapılırken malın teslim anı dikkate alınır.
İndirilecek Bedel = Ödenen Bedel – ( Ödenen Bedel Ayıplı Değer / Ayıpsız Değer)
Somut Örnek Üzerinden İnceleme
Bir tüketici otomobil bayisinden 600.000 TL'ye sıfır bir araç satın almıştır. Araç teslim edildikten sonra şanzımanında üretim hatası olduğu tespit edilmiş (ayıplı) ve mahkemeye başvurulmuştur. Bilirkişi incelemesinde piyasa değerleri şu şekilde belirlenmiştir: [1]
- Aracın Ayıpsız (Kusursuz) Değeri: 750.000 TL
- Aracın Ayıplı (Kusurlu) Değeri: 500.000 TL
Değer Oranının Bulunması:
Ayıplı Değer( 500.000 TL) / Ayıpsız Değer ( 750.000 TL) = 2/3
Tüketicinin Ödemesi Gereken Net Tutarın Hesaplanması:
Ödenecek Tutar = 600.000 TL
İade Edilecek Bedelin Bulunması:
600.000 TL – 400.000 Tl = 200.000 TL
Bu hesaplamaya göre, aracın kusurlu olması nedeniyle tüketicinin ödediği ücretten 200.000 TL indirim yapılması (veya bu tutarın tüketiciye iade edilmesi) gerekir.


