SOYBAĞINA İLİŞKİN DAVALAR
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
Soybağının Reddi Davası
Soybağı, dar anlamda soybağı ve geniş anlamda soybağı olmak üzere iki gruba ayrılır. Dar anlamda soybağı, çocukla ana ve baba arasındaki bağı ifade eder. Geniş anlamda soybağı ise, birbirlerine kan bağı ile bağlı olanlar arasındaki ilişkiyi ifade etmek için kullanılır.
Soybağının Reddi Türk Medeni Kanunu içinde düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesine göre koca, soy bağının reddi davasına başvurarak babalık karinesini çürütebilir. Bu yönüyle koca tarafından anne ve çocuk aleyhine soy bağının reddi davası açılabilir. Benzer şekilde çocuklarında anne ve babasına karşı aynı nedenlere bağlı olarak soy bağının reddi davasını açması mümkündür. Kanunlarımıza göre babalık, evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocukların babası koca olarak tanımlanmıştır. Babalık karinesinin kurulmasını gerektiren hallerde söz konusu davalar açılabilir.
Türk Medeni Kanunu’nda ilgili düzenlemelerde soybağının reddi davasını açabilecek kişilere yer verilmiştir. Buna göre bu davayı koca veya çocuk açabilir. Yani annenin bu davayı açma hakkı yoktur. Ayrıca diğer bazı ilgililerin de bu davayı açabileceği kabul ediliyor. Diğer ilgililerin dava açma hakkı özel bazı durumlarda söz konusu olabilir.
Kocanın açacağı soybağının reddi davasında davalı ana ve çocuktur. Bu davada ana ile çocuk arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır; dolayısıyla sadece ana ya da çocuğa karşı açılan davanın reddi gereklidir. Ancak, ana veya çocuktan birinin ölmüş olması halinde dava sağ kalan eşe karşı; her ikisi de ölmüşse mirasçılarına karşı açılmalıdır
Ret davası, kocanın alt soyu, ana veya babası tarafından açılacaksa ana ve çocuğun; baba olduğunu iddia eden kişi tarafından açılacaksa ana, çocuk ve kocanın davalı olarak gösterilmesi gerekir. Koca veya diğer ilgililer tarafından çocuğa ve anaya karşı soybağının reddi davası açıldığı takdirde vesayet makamı çocuğu davada temsil ettirmek üzere bir kayyım atamalıdır.
Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Soybağının reddine ilişkin kararın sonuçları geçmişe etkilidir. Soybağının reddine ilişkin kararın sonuçlarından biri de çocuk için ödenmiş nafakalara ilişkindir. Geçmişe etkili olarak çocuk için ödenen iştirak nafakasını soybağını reddeden erkek geri alabilir. Boşanmadan sonra düzenli olarak ödenen nafakaların iadesi için dava açılır. Ödenen iştirak nafakası soybağının reddi davasında sonrasında istenebilir.
Babalığın Tespiti Davası
Türk Medeni Kanunu’nun 301 ve devamında bu konu ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. İlgili maddeye göre; “Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve hazineye, dava ana tarafından açılmışsa kayyıma, kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir” denilerek babalık davası yasal düzenlemeye tabi tutulmuştur.
DNA testinin sonucunda yüzde yüz çocuğun babasının kim olduğu ortaya çıktığı zaman anne ve çocuk Aile Mahkemelerine giderek babalık davası talebinde bulunabilir. Bunun dışında çocuk babasına manevi tazminat davası da açabilir. Çünkü bunca zamandır babasının kendisi ile hiçbir şekilde iletişime geçmeyip onu yok saymasından dolayı çocukta meydana gelen ruhsal çöküntünün sonucunda manevi tazminat davası açılabilir. Evlilik dışı doğan çocuğun velayeti anneye aittir ve annenin soyadını taşır. Babalık davası sonunda, babalığa hüküm verilse bile, çocuk sadece babasının nüfus hanesine kayıt edilir. Buna karşın babanın soyadı, ancak anne ve baba evlenirse ya da anne ya da reşit olan çocuk tarafından soy isim düzeltme davası açılırsa alınabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 303. Maddesine göre; “Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar. Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.”
Tanıma ve Tanımanın İptali
Evlilik dışında doğmuş olan bir çocuk, babası tarafından, nüfus memuruna veya mahkemeye başvurularak tanınabilir. Bu yolla baba, çocuğun kendi çocuğu olduğunu beyan eder ve nüfusuna işlenir. Medeni Kanun’da ayrıca, tanıma beyanında bulunan kimse küçük veya kısıtlı ise, velisinin veya vasisinin de rızasının gerekeceğini belirtmiştir.
Bir çocukla ilgili olarak herhangi bir erkeğin soy bağının bulunması durumunda tanınma işlemi gerçekleştirilemez. Öncelikle bu bağın geçersiz olduğunun ispatlanması gerekmektedir. Çocuğun babaya ait olduğunu içeren beyanın nüfus memuru, noter veya sulh hakimi tarafından bildirilmesi sonucunda mahkeme bu durumu baba ve çocuğun nüfus bilgilerinin yer aldığı nüfus müdürlüklerine bildirmek zorundadır.
Kanun babaya evlilik birliği dışında doğan çocuğunu bir beyan veya başvuru ile tanıyabilmesine olanak tanıdığı gibi tanıyan babaya ve tanıma işleminin ilgililerine tanıma işlemini iptal ettirmek üzere dava açma hakkını da vermiştir. Tanımanın iptali davası olarak bilinen bu dava türünde, baba yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle yapmış olduğunu evlilik dışı çocuğun tanımasının iptalini isteyebilir. Bu durumda dava anneye ve çocuğa karşı açılır. Ayrıca çocuk ve annenin de tanımanın iptali davası açma hakkı vardır. Bu durumda da dava tanıyana, tanıyan ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Çocuğun ölümü hâlinde altsoyunun, Cumhuriyet savcısının, Hazine ve diğer ilgililerin de dava açma hakkı vardır.
İlgili Yargıtay Kararları
Soybağının Reddi Davası
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “TMK m. 282/1'e göre çocuk ile ana arasındaki soybağının kurulabilmesi için çocuğun, ana olduğu iddia edilen kadın tarafından doğurulduğunun tespit edilmesi yeterlidir. Çocuğu doğuran kadının evli olup olmaması soybağının kurulması için önem taşımamaktadır. Ana ile evliliğin, çocuk ile babası arasında soybağını kurabilmesi hem evliliğin çocuğun doğumundan önce gerçekleşmiş olması hem de ana ve babanın çocuğun doğumundan sonra evlenmeleri halinde mümkündür. Evliliğin doğumdan önce gerçekleşmiş olması hâlinde Türk Medeni Kanunu m. 285 gereğince evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babasının koca olduğu karine olarak kabul edilmiştir. Bu karine uyarınca, evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuk ile o evlilikte koca arasında soybağı kurulacaktır. Babalık karinesinin çürütülmesi soybağının reddi ile mümkündür. Bu ise soybağının reddi davası ile sağlanabilir ( TMK m. 286 ). Bunun dışında çocuk ile baba arasında kurulan soybağının ortadan kaldırılması imkânı bulunmamaktadır.
Soybağının reddi davası TMK m. 286'ya göre ancak baba ve çocuk tarafından açılabilir. Baba ve çocuğun dava hakları birbirinden bağımsız haklardır. TMK m. 291/1, belirli şartlarla koca ve çocuk dışındaki kişilere de soybağının reddi davası açma hakkı tanımaktadır. Anılan hüküm çerçevesinde soybağının reddi davası açma hakkı tanınan kocanın altsoyu, anası, babası ve çocuğun gerçek babası olduğunu iddia eden kişi, ancak dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde dava açabileceklerdir. Sonuç olarak, koca dava açma süresi içinde dava açmamış ise, sürenin sona ermesinden sonra kocanın ölümü, gaipliğine karar verilmesi veya sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi belirtilen kişilerin soybağının reddi davası açma hakkına sahip olmaları sonucunu doğurmaz ( Dural/Öğüz/Gümüş, s. 256-257 ).
Somut uyuşmazlıkta, dava açma hakkı tanınan koca 14.2.2015 tarihinde vefat etmiş olup, bu davayı kocanın sağ kalan eşi açmıştır. TMK m. 291'de açıkça düzenlendiği üzere koca öldüğüne göre bu davayı ancak kocanın altsoyu, anası, babası ve çocuğun gerçek babası olduğunu iddia eden kişi açabilecektir. Sağ kalan eşin soybağının reddi davası açma hakkı bulunmadığından bu davada aktif dava ehliyeti de bulunmamaktadır ( HMK m. 114/1 ). Bu husus gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.” denilmektedir. (Y. 2.HD. Esas no: 2022/1070, Karar No: 2022/3255, Karar Tarihi: 05.04.2022).
Babalığın Hükmen Tespiti İstemi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “Türk Medeni Kanunu'nun m. 303'e göre, babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkındaki bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa, çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar. Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.
Bu hükmün ikinci fıkrasında yer alan "Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkındaki bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde, hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar" hükmü, Anayasa Mahkemesi'nin 27.10.2011 tarihli ve 2010/71 Esas, 2011/143 Karar sayılı kararıyla; aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan "Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir" hükmü ise, Anayasa Mahkemesi'nin 15.03.2012 tarihli ve 2011/116 Esas, 2012/39 Karar sayılı kararıyla çocuk yönünden iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarından sonra, çocuk tarafından veya çocuk adına açılan babalık davalarında artık herhangi bir hak düşürücü süre söz konusu değildir. O halde, bölge adliye mahkemesince, yapılan açıklamalar dikkate alınarak davanın süresinde açıldığı hususu da gözetilerek esasa ilişkin yönlere ilişkin istinaf talebinin incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan "hak düşürücü süre geçtiğinden" bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.” denilmektedir. (Y. 2.HD. Esas no: 2022/1018, Karar No: 2022/2240, Karar Tarihi: 09.03.2022).
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Gençcan, Ö.: Aile Hukuku, Ankara 2011.
Oğuzman, K./Özer, S./Özdemir, S.: Kişiler Hukuku Ankara 2021.
Öztan, B.: Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2019.
Yargıtay Kararları.


