NİŞANIN BOZULMASI SEBEBİYLE TAZMİNAT DAVASI
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
Nişanlanma, kadın ve erkeğin birbirleriyle evlenmek istediklerini karşılıklı olarak açıklamasıyla meydana gelen durumdur. Yani nişanlanma aslında bir evlenme vaadi olup aile hukuku sözleşmesidir. Nişanlanma, tarafların evlenmeden önce birbirlerini ve ailelerini tanıdığı bir dönemdir. Nişanlanmanın hukuki durumu ve nişan bozmasına göre sonuçları Türk Medeni Kanunu’nda geçmektedir.
Nişanın bozulması nedeniyle tazminat, evlilik öncesinde tarafların evliliğe hazırlık evresi olan nişanlılık döneminde, anlaşamamaları ya da bir şekilde nişanlılıktan dönmelerinden kaynaklanan ve taraflara uğradıkları zararları tazmin etmelerini sağlayan dava türüdür. Bu davalar Nişanın Bozulması Nedeniyle maddi ve manevi tazminat olarak adlandırılır.
Nişanlanmada kız isteme, yüzük takma, tören gibi prosedürlerin gerçekleşmesi şartı bulunmamaktadır. Sözlenme ile nişanlılık arasında fark bulunmaktadır. Sözlenme, nişanlanmanın bir önceki evresidir ve hukuki olarak kanunda bir karşılığı bulunmamaktadır. Sözlenme durumunda ancak nişanlanma gibi bir hukuki nitelendirme olduğu takdirde nişanlanma hükümleri geçerli olacaktır.
Nişanın bozulmasıyla birlikte taraflar maddi ve manevi açıdan sıkıntıya girecek, belki de yaşantıları boyunca bu manevi çöküntünün etkilerini hissedecekler. İşte bu nedenle Türk Medeni Kanunu, nişanın bozulması neticesinde taraflara maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı tanımıştır. Türk Medeni Kanunumuzun 120. maddesi maddi tazminatı düzenlerken 121. maddesi de manevi tazminatı düzenlemiştir.
Nişanın Bozulması Nedeniyle Maddi Tazminat
Türk Medeni Kanunumuzun 120. maddesine göre ‘nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan, taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır’ diyerek kanunumuz kusurlu olan taraftan maddi tazminat talep edilmesinin önünü açmıştır.
Kanunda dava açma hakkını yalnızca nişanı atılan kişiye değil onun anne ve babasına da tanınmıştır. Dava açmaya hakkı olan kişinin anne ve babası da nişan masraflarını talep edebileceklerdir. Nişanın atılması nedeniyle maddi tazminat davasının açılması için bazı şartların varlığı gerekmektedir. Bu şartlar şu şekildedir:
Davacı, nişanın bozulması dolayısıyla maddi bir zarara uğramış olmalıdır.
Nişanlılık, tek taraflı irade beyanı ile sona erdirilmelidir. Tarafların karşılıklı anlaşarak nişanı sona erdirmeleri halinde herhangi bir tazminat hakkından söz edilemeyecektir.
Nişanlılık, haksız bir sebeple bozulmalıdır.
Nişanın bozulması ile meydana gelen maddi zarar arasında illiyet bağı olmalıdır.
Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat
Gerçekleşmesi gereken şartlar şu şekilde sıralanabilir:
Nişanın bozulması sebebiyle kişinin onurunda ve itibarında zedelenme olmalıdır.
Nişanı bozulan kişinin kişilik hakları ihlal edilmiş olmalıdır.
Nişan bozan kişi kusurlu olmalıdır.
Nişanlılık, tek taraflı irade beyanı ile sona erdirilmelidir. Nişanın bozulması ön koşuldur.
Tazminat isteminde bulunan kişinin nişanın sonlanmasında herhangi bir kusuru bulunmamalı ya da diğer taraftan daha az kusurlu olmalıdır.
Kusur ile zarar arasında illiyet bağı olmalıdır. Manevi tazminat davası ancak nişanlılar arasında açılabilir.
Anne veya babalar manevi tazminat isteminde bulunamaz. Manevi tazminat isteme hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan küçük ya da kısıtlılar da yasal temsilcilerinin iznine ihtiyaç duymadan bu davayı açabilirler. Hâkim genellikle manevi tazminatı uygun miktarda para olarak takdir eder. Bu sebepten ötürü açılacak olan manevi tazminat davasının zamanaşımı süresi bir yıldır. Nişanın son bulmasından itibaren bu süre işlemeye başlayacaktır.
Manevi tazminatın miktarı hakim tarafından takdir hakkı kullanılarak tayin edilecektir. Tarafların ekonomik ve sosyal durumuna, kültürel özelliğine göre miktar belirlemesi yapılacaktır.
İlgili Yargıtay Kararları
Söz Nişan ve Düğün Masraflarıyla İlgili Talepler Aile Mahkemesinin Görevine Girmediği için Görevsizlik Kararı Verileceği
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “Davalı-davacı koca, karşı davaya ilişkin dilekçesinde; boşanma talebinin yanında davacı-davalıdan 115.000.-TL maddi tazminat istemiş, bu talebinin 30.000 TL.'sinin davacı-davalıya düğünde takılan takılar karşılığı olduğunu, 85.000.-TL'sinin de söz, nişan ve düğün masrafları ile kendisinin müşterek eve almış olduğu eşyalar ve beyaz eşyalar karşılığı olduğunu açıklamıştır. Nispi harcını da yatırmıştır. Talepte yer alan söz, nişan ve düğün masraflarıyla ilgili kısım aile mahkemesinin görevine girmeyip asliye mahkemesinin görevi içindedir. O halde, 85.000.-TL'lik talebin, ne miktarının söz, nişan ve düğün masrafları karşılığı olarak istediği açıklattırılıp, bu talepler yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı şekilde ret hükmü kurulması doğru bulunmamıştır.” denilmektedir. (Y. 2.HD. Esas no: 2008/9996, Karar No: 2009/16183, Karar Tarihi: 29.09.2009).
Nişanın Bozulması Sebebiyle Manevi Tazminat Talebi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “Davacı-karşı davalı kadın tarafından açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki nedenine dayalı ( TMK m. 166/1 ) boşanma davasının ile davalı-karşı davacı erkek tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine ( TMK m. 166/1 ) ve zina nedenine dayalı ( TMK m. 161 ) olarak açılan karşı davalarının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesi tarafından zina eyleminin ispatlanamadığı gerekçesiyle zinaya yönelik davanın reddine, karşılıklı evlilik birliğinin sarsılması hukuki nedenine dayalı davalarının ise kabulüyle kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğundan bahisle tarafların boşanmalarına ve fer'ilerine karar verilmiştir. İlk derece mahkeme kararına karşı her iki tarafça tüm yönlerden istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesi tarafından erkeğin davacı-karşı davalı kadına fiziksel şiddet uyguladığı, eşine "oruspu " diye mesaj çektiği, kadının kız kardeşine hakaret dolu mesajlar çekerek bu yüzden mahkemeden ceza aldığı, kadının ise davalı-karşı davacı erkeğe "salak, manyak, gerizekalı, beyinsiz" diye hakaret ettiği, erkeğin önceki evliliğinden olan kızına iyi davranmadığı, onu kıskanıp, en sonunda "gözüme batıyor, götürün" demek suretiyle çocuğun ortak konuttan götürülmesine neden olduğu,bu hale göre erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesi ile kusura ilişkin gerekçenin düzeltilmesine, kadın lehine maddi ve manevi tazminata, erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, erkeğin tüm, kadının sair istinaf talepleri ise esastan reddedilmiştir. Hüküm, davalı-karşı davacı erkek tarafından yukarıda belirtilen sebeplerle temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden bölge adliye mahkemesince davalı-karşı davacı erkeğe eşine karşı hakaret mesajı çekmesi ve eşinin kız kardeşine hakaret mesajı çekmesi kusur olarak yüklenmiş ise de; bu hakaret mesajlarına ilişkin ceza dosyasında belirtilen olay tarihine göre bu olaylardan sonra tarafların barışıp bir süre daha evlilik birliğini devam ettirdikleri, barışmadan önceki bu eylemlerin kadın tarafından affedilmiş, veya en azından hoş görülmüş olduğu, yine davacı kadının tanığının beyanında geçen hakaret mesajlarına ilişkin zaman belirtilmediği, barışmadan önce mi yoksa sonra mı olduğu, ceza dosyasına konu olaylar olup olmadığının belirtilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda bu eylemler erkeğe kusur olarak yüklenemez. Bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre de boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken mahkemece bu husus gözetilmeden davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu' nun 174/1-2. maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde davacı-karşı davalı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” denilmiştir. (Y. 2.HD. Esas no: 2022/3581, Karar No: 2022/6782, Karar Tarihi: 05.07.2022).
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Kılıçoğlu, A.: Aile Hukuku, Ankara, 2022.
Gençcan, Ö.: Aile Hukuku, Ankara 2011.
Öztan, B.: Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2019.
Yargıtay Kararları.


