MİRASÇILIKTAN ÇIKARMANIN İPTALİ DAVASI

MİRASÇILIKTAN ÇIKARMANIN İPTALİ DAVASI

Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ


Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası, mirasçılar arasında oluşabilecek anlaşmazlıklara bağlı olarak ortaya çıkabilen bir durumdur. Mirasçılıktan çıkarma, belirli koşullarda saklı pay mirasçılarını bu paylarından yoksun bırakma olarak tanımlanabilecektir. Medeni Kanunu’nun 510.maddesi ile aile kavram ve düşüncesiyle bağdaşmayan, sıkı aile bağlarının mevcut olmadığını gösteren davranışlarda bulunan saklı pay sahibi mirasçının, miras bırakan tarafından mirasın dışına çıkarılabilmesini düzenlemiştir.


Miras bırakan yasada öngörülen nedenlere dayanarak ölüme bağlı bir tasarrufla vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle mirasçılardan birini veya birkaçını mirasçılıktan çıkartabilir. Miras hakkından ıskat etme terimi de mirasçılıktan çıkarma anlamında kullanılmaktadır. Mirastan çıkarılan mirasçı veya mirasçıların çıkarma nedenlerinin var olmadığından söz ederek mirasçılıktan çıkarma tasarrufunun iptalini isteme yetkisi vardır. 


Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası, mirastan çıkarılma nedeni ile fayda sağlayan kişilere karşı açılan bir davadır. Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olmakla birlikte yetkili mahkeme ise murisin son ikametgah adresi mahkemeleridir. Zamanaşımı süresi kanun koyucu tarafından öğrenildikten itibaren 1 yıl, her halde 10 yıl olarak düzenlenmiştir.


Mirasçılıktan çıkarılan kişi, murise mirasçı olmak sıfatını kaybeder ve böylece miras hakkından da yoksun kalır. Bunun sonucu olarak terekeden pay isteyemez ve de tenkis vs. gibi davalar da açamaz. Yasal nedenleri bulunmadıkça ise muris, mirasçısını mirasçılıktan çıkartamaz. Aksi takdirde çıkarma tasarrufu mahkemece iptal olunur.  Kanun koyucu mirasçılıktan çıkarmayı iki amaca hizmet edecek şekilde; ceza amaçlı ve koruma amaçlı olarak düzenlemiştir. Uygulamada ise ceza amaçlı mirasçılıktan çıkarma daha sık görülmektedir.  


Muris, mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin ölüme bağlı tasarrufunda “Çıkarma Nedenini” açıkça belirtmek zorundadır. Aksi halde mirasçılıktan çıkarma geçersiz olur. Yasal düzenlemeye göre; “Sebebin varlığı ispat edilmemiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarrufun mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, miras bırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünde yapmışsa, geçersiz olur.” 


Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir. Miras bırakan, eşini mirasçı olmaktan çıkartmışsa, eşin miras payı, birlikte mirasçı olduğu ölenin kan hısımlarına geçer. Örneğin muris A. Oğlu ile eşini mirasçı olarak bırakmış ve eşini de mirastan çıkartmışsa eşin miras payı muristen olma oğluna geçer. 



İlgili Yargıtay Kararları 


Mirasçılıktan Çıkartılanın Miras Payı

Yargıtay 14. Hukuk Dairesine göre, “4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 495. maddesi uyarınca, mirasbırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur. Mirasbırakandan önce ölmüş çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemiş ise, ya da mirasbırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemiş ise mirasbırakan yapacağı ölüme bağlı tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkartabilir ( 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 510. maddesi ). Mirasçılıktan çıkartılan ( ıskat edilen ) kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır ( TMK m.511 ).

Bu kez yapılan inceleme sonucunda; tarafların murisi ...'in Eceabat Noterliğinin 11.08.2003 tarihli ve 736 Sayılı düzenleme şeklindeki vasiyetname ile oğlu ...'i mirasçılıktan çıkardığı, mirasçılıktan çıkardığı ...'in miras payını ...'in ilk eşi olan A.'den olma çocukları Simge, Y. ve ...'ya bıraktığı anlaşılmıştır. Mirasçılıktan çıkarılan ... tarafından vasiyetnamenin iptali istemiyle açılan davada Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesi 2009/88 Esas, 2011/324 Sayılı Kararı ile davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.03.2013 tarihli 2012/5541 Esas, 2013/7352 Karar sayılı ilamı ile onanarak 04.07.20013 tarihinde kesinleşmiştir. Mirasçılıktan çıkarılan ...'in miras payı yukarıda belirtilen kanunun hükümleri gereğince mirasçılıktan çıkarılan ...'in alt soyuna intikal edecektir. Açıklanan nedenlerle mirasçılıktan çıkarılan ...'in karar tarihinden önce 29.10.2015 tarihinde doğan altsoyu Bulut'un mahkemece yeni düzenlenen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmemesi doğru görülmemiştir. Bunun yanında, kök muris ... anılan vasiletname ile tereke üzerinde tasarrufta bulunmuş olduğundan mirasçılıktan çıkarmanın çıkarılanın altsoyu yönünden saklı payı dışında yerine getirilmesi hususunda bir hüküm kurulmamış olması da doğru görülmemiş, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle onama ilamının kaldırılarak; hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” denilmektedir. (Y. 14.HD. Esas no: 2021/1891, Karar No: 2021/3791, Karar Tarihi: 07.06.2021). 


Iskat Sebepleri Gerçekleştiğinden Davanın Kabulüne Karar Verilmesi Gerektiği

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “Davalının miras bırakanına karşı ilgisiz kaldığı, hastalığı ile ilgilenmediği dinlenen tanık beyanları ile sabit olmuştur. Miras bırakanın vasiyetnamede gösterdiği mirasçılıktan çıkarma (ıskat) sebepleri ve TMK 511. Maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.” denilmektedir. ( 2.HD. Esas no: 2011/11213, Karar No: 2011/11605, Karar Tarihi: 06.07.2011). 


Mirasçılıktan Çıkarma Sebebi Sayılabilecek Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüklerini Büyük ve Kusurlu Davranışlarla Yerine Getirmediği Gözetilerek Karar Verilmesi Gerektiği

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.” hükmünü içermektedir. Kanunun; mirasçının, mirasbırakana ve ailesine karşı mükellef olduğu aile hukuku vazifelerini büyük ve kusurlu davranışla yerine getirmemesi ifadesinden; mirasçının, sadakat, yardım, bağlılık, çocuklara itina gösterme görevini yapmaması, ana baba ve çocukların karşılıklı sevgi ve saygı şefkat bağları, yoksulluğa ve zarurete düşmede yardım yükümlülüğü, nafaka borcu, aile birlik ve huzurunu bozan davranışlarda bulunmama anlamı çıkmaktadır. Yine, çıkarma sebebinin açık olması, belirli bir eyleme, işleme ve davranışa dayanması gerekmektedir. Sadece mirasdan ıskat ettim, miras dışı bıraktım, bana ilgi göstermedi v.b. gibi gerekçesiz sözler yeterli sayılmamalıdır. Çıkarma sebebi kabul edilen olayların, delillerinin gösterilmesi de mirasçının çıkarmaya itirazı halinde diğer tarafa kolaylık sağlayacağından, tasarrufda yer almalıdır.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; mirasbırakanın, vasiyetnameler ile kendisi ile annesinin rızası dışında evi terk ettiği, dönmesi için haber gönderilmesine rağmen gelmediği, tanımadıkları birisi ile kendisine ve annesine haber vermeden evlendiği, ağır hastalığa yakalanmasına ve haber gönderilmesine rağmen bakmayacağını, ilgilenmeyeceğini, eve gelmeyeceğini bildirdiği; bayramlarda ve diğer önemli günlerde yıllar boyu eve uğramadığı, telefonla aramadığı; boşandığı eşi ile birlikte nikahsız olarak yaşadığı, son dönemde yapılan rica ve minnetler ile zoraki eve geldiği ancak ilgilenmediği yabancı biri gibi davrandığı; “yatacak mezar yeri var mı bu adamın” dediği; kiracılara özel hayatları ve geçmiş ile ilgili birtakım şeyler anlattığı, anne babasının kötü insanlar olduğunu söylediği, bu sebeple davacının ailevi görevlerini ağır bir şekilde ihlal ettiği gerekçesiyle, mirasçılıktan çıkardığı görülmektedir. Bu durumda, vasiyetnamelerde açıklandığı üzere, davacının mirasçılıktan çıkarılma sebeplerini varlığının ispatı, çıkarmadan yararlanan davalı mirasçıya ( anneye ) düşmektedir. Davalı anne, vasiyetnamede belirtilen ıskat sebeplerini ispat etmek için tanık dinletmiştir. Davalı tanıklarının, murisi uzun zamandır tanıdıklarını özel günlerde yanlarında olduklarını ancak davacıyı hiç yanlarında görmediklerini ilk defa duruşma salonunda gördüklerini; davacının anne babasına haber vermeden kayıplara karıştığını, davalı ... hanımın daha önce kızının evini bilmediğini; davacının Bahçeköy'deki adresinin tespit edilmesinden sonra muris ve davalının bu adrese çiçek yaptırarak gittiklerini ancak davacının babasına “ne işiniz var niye geldiniz” dediğini; davacının babası ile helalleşmesi için eve çağrıldığını, eve geldiğinde anne ve babasının hoşgeldin dediği ve murisin gözünün yaşardığı; davacının murisin hastalığı için eve geldiğinde resimler çektiğini ve “bu adam nerede yatacak” gibi ifadeler kullandığını; bir kısım tanıkların ise murisin kızlarının olduğunu dahi bilmediğini; davacının mirasbırakana ve davalı annesine karşı ilgisiz kaldığı, hastalığı ile ilgilenmediği dinlenen tanık beyanları ile sabit olmuştur. Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Dosyada, tanıkların gerçek olmayan olayları gerçekmiş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu da bulunmadığından tanıkların sözlerine değer vermek gerekmektedir. 

Bu durumda bölge adliye mahkemesince, dinlenen tanık beyanlarına göre, dava konusu vasiyetnameler ile mirasbırakanın davacı kızını mirastan çıkarma sebebi olarak ileri sürdüğü vakaların mirasçılıktan çıkarma sebebi sayılabilecek nitelik ve nicelikte bulunduğu, kısaca davacının anne ve babası olan mirasbırakana karşı mükellef olduğu aile hukukundan doğan yükümlülüklerini büyük ve kusurlu davranışlarla yerine getirmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” denilmektedir. ( 2.HD. Esas no: 2019/5571, Karar No: 2021/471, Karar Tarihi: 26.01.2021). 



Kaynakça

Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016 

Günay, E.:  Sulh Hukuk Mahkemesi Davaları, Soru ve Cevaplarla Miras El Kitabı, Ankara, 2019. 

İmre, Z./Erman, H.: Miras Hukuku, Ankara 2022. 

Hatemi, H.: Miras Hukuku, İstanbul, 2022. 

Yargıtay Kararları. 


+905356309610