KONKORDATO
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
Anonim
şirketin borca batık olduğuna dair bulguların varlığı durumunda hazırlanan
bilançolardan şirketin borca batık olduğunun anlaşılması durumunda, yönetim kurulunun şirketin
merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bu durumu bildirerek
şirketin iflasını istemesi gerekmektedir. Borca batıklık bildirimi üzerine
iflas kararı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldıran hallerden birisi
konkordatodur.
Konkordato, dürüst bir borçlunun imtiyazsız
alacaklılarının çoğunluğu ile yaptığı ve ticaret mahkemesinin tasdiki ile hüküm
ifade eden öyle bir anlaşmadır ki, bununla imtiyazsız alacaklılar borçluya
karşı alacaklarının bir kısmından feragat ederler ve borçlu, borçlarının
konkordato ile kabul edilen kısmını ödemek suretiyle borçlarının tamamından
kurtulur. Bir başka deyişle konkordato, işleri kötü giden ve mali durumu
bozulmuş olan ve bu sebeple vadesi gelen borçlarını ödeyemeyen veya ödeyememe
tehlikesi ile karşılaşan borçluları koruma altına almak ve bu durumda olan
borçlunun alacaklıları arasındaki eşitliği sağlamak için kabul edilmiş bir
kurumdur.
Türk
Ticaret Kanunu’nun 377’nci maddesine göre, “Yönetim kurulu veya herhangi bir
alacaklı, 376. maddenin üçüncü fikrası uyarınca yapacağı iflas talebiyle
birlikte veya bu kapsamda yapılan iflas yargılaması sırasında 2004 sayılı
Kanunun 285’inci ve devamı maddeleri uyarınca konkordato da talep edebilir.”
Türk
Ticaret Kanunu’nun 377. maddesinin yeni düzenlemesi ile konkordato talep etmek
isteyen anonim şirketin öncelikle borca batıklık bildiriminde bulunması
gerektiği kesinlik kazanmıştır.
Kanun metninden anlaşılacağı üzere, borca batık durumda bulunan bir anonim
ortaklık, herhangi bir borçludan farklı olarak öncelikle mahkemeye borca
batıklık bildiriminde bulunmak zorundadır. Ne var ki, bu bildirimle birlikte
veya bildirimden sonra ortaklık yönetim kurulu veya borca batıklık nedeniyle
iflas talebinde bulunan alacaklı, iflas kararı verilinceye kadar konkordato
talep edebilir.
Borçlu
ortaklığın borca batıklık nedeniyle,
iflas yargılamasında konkordato talep etmesi üzerine verilen geçici mühlet veya
geçici mühletten sonra verilen kesin mühlet kaldırılırsa ya da kesin mühletin
sonunda konkordato tasdik edilmezse, konkordato talebini inceleyen ticaret
mahkemesi, bu yönde talep bulunmasa bile resen ortaklığın borca batıklık
nedeniyle iflasına karar verecektir.
Konkordato,
adi konkordato ve malvarlığının terki suretiyle konkordato olmak üzere, ikiye
ayrılmaktadır.
Adi konkordato, yapıldığı ana göre iki şekilde gerçekleşebilecektir. İflas dışı
konkordato; İflasa tabi olsun veya olmasın, herhangi bir borçlunun alacaklıları
ile yapmış olduğu konkordatodur. Burada borçlu, iflasa tâbi ise, henüz iflas
etmeden önce konkordato teklif eder, konkordato teklifi kabul ve tasdik edilir
ise iflas etmekten kurtulur.
İflas
içi konkordato halinde;
borçlu iflas etmiş olup, iflastan kurtulmak için konkordato teklif etmektedir.
Konkordato kabul ve tasdik edildiği takdirde, borçlu hakkındaki iflas, bütün
hüküm ve sonuçlarıyla kaldırılır. Kanun, iflas dışı konkordatoyu ayrıntılı bir
şekilde düzenlemiş bulunmaktadır.
Konkordatoya Başvuru ve Koşulları
Konkordatoya
başvurabilecek kişiler İcra ve İflas Kanunu’nun 285. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre “herhangi bir
borçlu” konkordatoya başvurabilir. Bu sebeple, tacir olup olmadıklarına
bakılmaksızın bütün gerçek kişilerin ve tüzel kişilerin konkordatoya başvurması
mümkün olacaktır. Anonim şirketler tarafından yapılacak konkordato talebinin,
idare ve temsille görevlendirilmiş kişiler tarafından yapılması gerekmektedir.
Anonim şirketlerde yönetim kurulu idare ve temsille görevlendirilmiş
bulunduğundan konkordato talebinde bulunma hususunda yetkili organdır.
Konkordato
talebinde bulunan borçlu anonim şirket genellikle bir avukat aracılığı ile
temsil edilmektedir.
Konkordato teklifinin bir sulh teklifi olması sebebiyle, avukatın
vekaletnamesinde sulh yapabilmek veya konkordato talep edebilmek yetkisinin yer
alması gerekliliği doktrinde belirtilmektedir.
Yönetim
kuruluna borca batıklık bildiriminde bulunması hususunda bir zorunluluk
öngörülmüş olmakla birlikte,
konkordato talep edilmesi hususunda kanunda öngörülen bir zorunluluk
bulunmamaktadır. Dolayısıyla konkordato talebinde bulunmayan yönetim kurulu
hakkında sorumluluk davası açılması kural olarak mümkün olmamalıdır.
Alacaklıların
konkordato talep edebileceklerine ilişkin genel düzenleme İcra ve İflas
Kanunu’nun 285’inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca iflas talebinde
bulunabilecek her alacaklının gerekçeli bir dilekçeyle borçlu hakkında
konkordato işlemlerinin başlatılmasını talep edebilme imkanı bulunmaktadır.
İcra
ve İflâs Kanunu'nun 285’inci maddesinde “İflas talebinde bulunabilecek her
alacaklıdan” bahsedilmesi sebebiyle borçlu hakkında konkordato talebinde
bulunmak isteyen alacaklıların en azından borçluya adi iflas yolu veya kambiyo
senetlerine mahsus iflas yolu ile takibe özgü ödeme emri göndermesi ve bundan
bir netice alamaması ya da ilama dayalı alacağının icra emri ile istenmesine karşın
ödenmemesi gerekir.
İlgili Yargıtay Kararları
Konkordatonun Tasdiki İstemi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesine göre, “Davacılar
vekili, müvekkili şirketler ve şirket ortakları gerçek
kişilere konkordato mühleti verilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması
halinde borçlarını vadeli olarak eşit taksitlerle ödeyebileceğini ileri
sürerek konkordatonun tasdikini talep ve dava etmiştir. İlk derece
mahkemesince; iddia, savunma, konkordato komiseri raporları ve tüm
dosya kapsamına göre; davacıların konkordato projesinin tasdikine
karar verilmiştir. Karara karşı, bir kısım alacaklı vekillerince istinaf kanun
yoluna başvurması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince
alacaklı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı,
alacaklı ... vekili ve alacaklı ... Mobil İletişim İnş. ve Maden. Hiz. Ltd.Şti
vekili temyiz etmiştir. Talep, İİK 276 ve devamı maddeleri
çerçevesinde konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. İİK'nın
\"Alacaklılar toplantısı ve projenin kabulü için gerekli çoğunluk\"
başlıklı 302. madesinde toplantının ne şekilde yapılacağı ve konkordatonun
tasdiki için gerekli çoğunluk koşulu düzenlenmiştir.
Somut olayda konkordato talebinde bulunan
grup şirketler ve gerçek kişilerin ayrı ayrı projelerini sunmalarından ve
malvarlıkları ayrı ayrı değerlendirilmesinden sonra alacaklılar toplantısında
her bir grup şirket ve gerçek kişi alacaklıları için ayrı alacaklılar listesi
oluşturularak, projeler için ayrı toplantı yapılıp ayrı tutanaklar tutulmak
suretiyle ve her bir konkordato talep eden için İİK 302'deki çoğunluk
koşulunun ve İİK 305'deki koşulların varlığının mevcut olup olmadığının ayrı
ayrı değerlendirilmesi gerekirken konkordato talep eden grup
şirketler ve gerçek kişiler bakımından alacaklılarının kül halinde yazılarak
tek toplantıda tek tutanakla oylama yapılarak sonuca gidilmesi isabetli
olmamıştır. Alacaklı ... vekilinin temyizi bakımından ise İİK’nın 305/1-d
maddesi uyarınca konkordatonun tasdiki için imtiyazlı alacakların tam
olarak ödenmesi ve mühlet içinde komiserin izni ile akdedilmiş borçların
ifasının alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması
gerekmektedir. İİK 206. maddenin birinci sırasında yazılı olan işçilik
alacakları imtiyazlı alacaklardandır. Alacaklı ..., alacağının iş mahkemesi
kararına dayalı işçi alacağı olduğunu ileri sürdüğüne göre mahkemece İİK'nun
206. maddesinde belirtilen imtiyazlı alacaklı bulunup bulunmadığı hususunda
inceleme yapılarak, imtiyazlı alacaklarla ilgili İİK’nın 305/1-d maddesi
gereğince işlem yapılması gerekirken, bu hususta inceleme yapılmadan karar
verilmesi doğru olmamıştır.” denilmektedir. (Y. 6.HD. Esas no: 2022/559,
Karar No: 2022/4551, Karar Tarihi: 05.10.2022).
Konkordato Talebinin Kabulü İstemi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesine göre, “Davacı
vekili, inşaat sektöründe faaliyet yürüten müvekkili borçlunun mali durumunda
oluşan daralma ve finansal sıkıntısı, inşaat maliyetlerindeki artış, döviz
kurundaki dengesizlikler nedeniyle borçlarını karşılayamaz duruma geldiğini
ileri sürerek, tüm borçlarının 2 yıl ödemesiz, ilk ödeme 12/04/2023 tarihinde
olmak üzere aylık dilimler halinde toplam 36 eşit taksitte ödenmesine ilişkin konkordato taleplerinin
kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince,
şirketin rayiç ve kaydi değerlere göre borca batık olmadığı, tasdik için yasal
nisabın sağlandığı, konkordato talebinin imtiyazsız alacaklılar
tarafından kabul edildiği, davacı şirketin konkordato projesinin
uygulanabilir olduğu gerekçesiyle konkordato talebinin adi alacaklar
yönünden kabulüne dair karar ve rehinli alacaklılar
yönünden konkordato talebinin reddine dair ek karar, davacı
vekili ve bir kısım alacaklılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması
üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından, yapılan
inceleme sonucunda, alacaklılar Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, ..., ... ve
... vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı usulden reddine, ... Bankası
...vekilinin istinaf başvurusunun, alacaklı bankanın rehini aşan ve adi
alacaklılar toplantısında yer alması gereken alacağı, ayrıca çekişmeli alacağı
bulunmakta ise de, konkordato süreci içerisinde ve İİK'nın 304 maddesi
kapsamında bu yönde bir itirazının bulunmaması, rehini aşan alacak ile
çekişmeli alacağın miktarı, nisaba dahil edilmesi halinde nisaba olan etkisi,
çekişmeli hale gelen alacağa yönelik alacaklı bankanın dava açma hakkının
bulunması karşısında esastan reddine, davacı borçlunun ek karara ilişkin
istinaf başvurusunun tasdik için gerekli nisap sağlanmadığından esastan reddine
karar verilmiştir.
Kararı, alacaklılar Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı, ..., ... ve ... ve ... Bankası ...vekilleri ayrı ayrı temyiz
etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle
gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına
göre, alacaklılar Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, ..., ... ve ...
vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Alacaklı ... Bankası ...vekili temyiz istemi yönünden; Talep, borçlu şirket
hakkında, İİK'nın 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları
verilmesi ile konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkin olup,
mahkemece konkordato talebinin imtiyazsız alacaklılar tarafından
kabul edildiği ve davacı şirketin konkordato projesinin uygulanabilir
olduğu gerekçesiyle konkordatonun tasdikine karar verilmiştir.
Konkordatonun kabulü için; projenin İİK'nın 302. maddesinde belirtilen
oranlarda, hem alacak hem de alacaklı çoğunluğu tarafından kabul edilmiş
olmasının yanı sıra borçlunun durumu, hesaplarının hali, işlerindeki doğruluk
derecesi, taahhütlerini yerine getirmesine engel olan sebepler gözönünde
tutularak projenin alacaklıları zarara sokmak kastından ari ve borçlunun
mevcudu ile mütenasip olması lazımdır.
Somut olayda, konkordato sürecinde alınan
komiser raporlarında davacı şirketin proje gereğince bir kısım gayrimenkul
satışı ve inşaatların tamamlanması ile borçlarını kapatılabileceği, Didim,
Akbük ve Sapanca'daki villaların satışı aşamasında belli aşama kaydedilmiş
olmasının konkordato projesinin uygulanabilirliği açısından olumlu
karşılandığı, devam eden İDOL projesi kapsamında taşeron sözleşmesi yapılarak
inşaatların yapım işleri yeniden başladığından konkordatonun başarıya
ulaşmasının mümkün olduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim,
tasdik kararından sonra alınan denetim kayyımı raporlarında, kayyım heyeti
onayı ve imzalı talimatı olmaksızın davacı şirketin banka hesaplarından bir
kısım ödemeler gerçekleştirildiği, banka hareketlerinin kayıtlara
aktarılmadığı, kayyım heyetinin bilgisi ve onayı olmadan davacı şirket
avukatına ödeme yapıldığı, kayyımın ve mahkemenin bilgisi dışında şirket
adresinin taşındığı, şirket kayıtlarının incelemeye sunulmadığı, yeni atanan
denetim kayyımına bilgi vermekten kaçınıldığı, denetim kayyımı talimatlarına
uyulmadığı, kayyım masraflarının süresi içerisinde yatırılmadığı, tasdik kararı
sonrasında şirketin gelir tablosunda herhangi bir satışın olmadığı, bu nedenle
de gelir elde etmediği, alacakların tahsil edilememesi ve şirket yetkililerince
şirkete kaynak aktarılmaması sebebiyle konkordato sürecinde
başlatılan İDOL inşaatının yapımının durduğu ve inşaat yapım sürecinin uzun süreceği
tespiti yapılmıştır. Konkordato talepleri yargılama sırasında değişen
ekonomik parametrelere göre değerlendirilebileceğinden bu haliyle dava
teorisinden ayrılır. Komiser raporları ve atanmış kayyım raporları
çerçevesinde konkordato tasdiki sonrası gelişmeler de dahil olmak
üzere borçlunun davranışları verilecek karar üzerinde etkili olacaktır. Bu
durumda mahkemece, konkordato projesinin uygulanabilirliği ve
başarıya ulaşma ihtimali noktasında borçlu şirketin tasdik kararı sonrası
davranışları ile alacaklılarını zarara uğratma kastıyla hareket edip etmediği
kayyım raporları nazara alınarak değerlendirilip sonuca göre bir karar
verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.” denilmektedir. (Y. 6.HD. Esas no: 2021/6408, Karar
No: 2022/3612, Karar Tarihi: 27.06.2022).
Konkordato Davası
Yargıtay 6. Hukuk Dairesine göre, “Taraflar arasındaki konkordato davasının
yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine
yönelik verilen hüküm süresi içinde davacılar vekilince duruşmalı, alacaklı SGK
vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmiştir. Temyize konu karar niteliği
gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak
üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu
anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Davacılar
vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketlerin klima ve havalandırma
kanalları imalatı alanında faaliyet gösterdiğini, ancak zaman içinde ekonomik
durumlarının bozulduğunu ileri sürerek, İİK'nın 286.maddesi kapsamında davanın
kabulüyle 3 aylık geçici mühlet kararı ve sonrasında kesin mühlet kararı
verilmesini ve konkordato projesinin tasdikini talep ve dava
etmiştir.
İlk derece mahkemesince, davacı şirketin konkordato projesinin
tasdikine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına bir kısım
alacaklılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine,
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme
sonucunda, kesin mühletin hitamından sonra tasdik kararı verilmiş olduğu
gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında
karar verilmesi ve davacı şirketlerin konkordato istemlerinin usulden
reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve alacaklı SGK vekili temyiz
etmiştir. Talep, borçlu şirketler hakkında, İİK'nın 285.
vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi
ile konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. İİK'nın
304/1. maddesi mahkemenin konkordato hakkındaki kararını herhalde
kesin mühlet içinde verilmesi hükmünü getirmiştir. İkinci fıkrası ise
"Konkordato hakkında yapılan yargılamada kesin mühlet içinde bir
karar verilemeyeceği anlaşılırsa; mahkeme, gerekli görürse komiserden gerekçeli
bir rapor da alarak, karar verilinceye kadar mühlet hükümlerinin devamına karar
verebilir" hükmünü içermektedir.
Bahsi geçen maddede yargılamanın gidişatına göre,
bilhassa özel güçlük arz eden durumlarda, kesin mühlet içinde kararın
verilemeyeceğinin anlaşılması halinde mahkemece konkordato kararının
verilmesine kadar mühlet hükümlerinin devamına karar verilebilecektir. Zira
mühlet içinde karar verilemediğinde mühletin kalkması halinde, takip yasağının
kalkması gibi konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyecek sonuçlar
ortaya çıkabilecektir. İİK'nın 304. maddesinin 1. maddesi düzenleyici bir
hüküm içermekte olup, bu hükme bir sonuç bağlanmamıştır. Kaldı ki ikinci
fıkrada kesin mühlet içinde bir karar verilemeyeceğinin anlaşılması halinde
hakime 6 aylık bir mühlet tanınmıştır. Kanun koyucu abesle iştigal etmez.
Kesin mühlet içinde konkordato konusunda karar verilmemesi haline bir
sonuç bağlanacaksa bu hükmün kanuna dercedilmesi gerekir. Ayrıca bir sonraki
fıkrada hakime 6 aylık bir süre verilmez. Hakim; kanunda belirlenen bu süreyi
ara kararına geçirerek kullanmaya başladığını belirtmek durumunda mıdır? Bu
süre kesin mühlet tedbirleri ile ilgili olup, yargılamanın sonuçlandırılması
ile ilgisi olmadığından bu soruya olumsuz cevap verilmelidir. Bu durumda hakim,
kendisine komiser tarafından rapor ibraz edilmesini müteakip gereken hızda
yargılamasını yapıp konkordatoyu sonuçlandırmalıdır. İİK 304/2. maddesinde
yazılı 6 aylık sürenin hakim tarafından yargılama sırasında kullanılması
mümkündür.
Somut olayda mahkemece, kesin mühletin hitamından
sonraki bir tarihe duruşma günü tayin edilmesi suretiyle 304/2 madde kapsamında
verilmiş olan 6 aylık uzatma yetkisinin zımnen kullanıldığının kabul edilmesi
gerekir. Kaldı ki, komiser heyetince nihai rapor 20.03.2020 günü
ibraz edilmiş olup araya Covid-19 tedbirleri kapsamında uzatma süresi girmiş ve
nihayet uzatma süresinin eklenerek kesin mühletin dolmasıyla karar tarihi
arasında 13 günlük süre kalmıştır. Bu süre mahkemece itirazların
değerlendirilmesi amacıyla duruşma açılarak geçirilmiş olup makul kabul
edilebilecek niteliktedir. Ayrıca yargılama sürecine etkisi bulunmayan, hiçbir
kusuru olmayan talep edenlerin ve konkordatoya kabul oyu kullananların
makul süre olarak kabul edilebilecek gecikme nedeniyle cezalandırılmaları doğru
görülmemiştir. Böyle bir durum, sadece borçlunun değil; alacaklıların da zarara
uğramasına neden olabilecektir. Zira, kanunun aradığı nisapla kabul edilen ve
alacaklıların kendilerine iflasa nazaran daha avantajlı bir durum yaratacağı
inancıyla muvafakat verdikleri konkordato projesinin salt geç tayin
edilmiş duruşma günü nedeniyle usulden reddedilmesi, onların da daha az oranda
tatmin edilmesi sonucunu doğurabilecektir. Oysa böyle ağır sonuçlar doğuran
işlemin sorumlusu, ne alacaklılar ne de borçludur. Açıklanan nedenlerle;
istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilerek,
tasdik şartlarının oluşup oluşmadığının tartışılması gerekirken, yanılgılı
gerekçelerle istemin usulden reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun
görülmüştür.” denilmektedir. (Y. 6.HD. Esas no: 2021/6493, Karar
No: 2022/2732, Karar Tarihi: 23.05.202).
Konkordato İstemi
Yargıtay 15. Hukuk Dairesine göre, “Somut olayda, konkordato mühlet ve
sürelerinin 7226 sayılı Kanunda düzenlenen durma süreleri kapsamında olup
olmadığı konkordato tasdikinin İİK’nın 304/1 maddesinde belirtilen
mühlet içinde yapılıp yapılmadığının belirlenmesi açısından önem arz
etmektedir. Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde de görülmüş olması
sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla 7226 sayılı
Kanunun Geçici 1.maddesinde belirtilen sürelerin 13/03/2020(bu tarih dahil)
tarihinden 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar duracağı hüküm altına
alınmış, 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren
Cumhurbaşkanı Kararının 1.maddesi ile 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihine
kadar durma süresi uzatılmıştır. Anılan yasa da
açıkça konkordato mühlet ve sürelerinin durma kapsamında olduğu
belirtilmemiş ise de madde gerekçesinde “Konkordato kurumuna ilişkin
mühlet ve sürelerin, 2004 sayılı Kanunda düzenlenmesi sebebiyle durma süresinin
kapsamında olacağı konusunda tereddüt bulunmamaktadır.” açıklamasına yer
verilmiştir. 19.06.2020 tarih ve 2019/4 Esas, 2020/1 karar İçtihadı Birleştirme
Kararında da belirtildiği üzere kanunun gerekçesinin (madde gerekçesi) kanunun
yorumunda göz önünde bulundurulacağı ilkesi benimsenmiştir.
4721 sayılı TMK’nın “Hukukun Uygulanması ve
Kaynakları” başlıklı 1.maddesine göre de, Kanun sözüyle ve özüyle değindiği
bütün konularda uygulanır ve hakim karar verirken bilimsel görüşler ile yargı
kararlarından yararlanır. Buna göre anılan kanun gerekçesinin
(madde gerekçesi) hükmün yorumu bakımından dikkate alınacağı
ve konkordato mühlet ve sürelerinin durma kapsamında olacağı
tabiidir. Öte yandan, Covid 19 salgının yayılmasının önlenmesi amacıyla bazı
tedbirlere ve kısıtlamalara yer verildiği dikkate alındığında komiserin bir
kısım görevlerini yerine getirmesi olanaklı görülse bile alacaklılar
toplantısının yapılmasını beklemek hem bu tedbirlere aykırı olacak hem de
toplum sağlığı açısından tehlike oluşturacaktır.
Kaldı ki, 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. madde 2.
fıkrasında durma süresinin istisnaları belirtilmiş olup, bu
istisnalar arasında konkordato mühlet ve süreleri bulunmamaktadır. Yasanın
durma sürelerinin istisnasını düzenleyen Geçici 1.madde 2.
fıkrasında konkordato mühlet ve sürelerine yer verilmemiş olması ve
madde gerekçesinde açıkça konkordato mühlet ve sürelerinin durduğunun
belirtilmesi karşısında mali durumu iyi olmayan konkordato talep
edenin lehine yorum yapılarak konkordato mühlet ve sürelerinin
durduğunun kabulü konkordato kurumunun amacına da uygun düşecektir.” denilmektedir.
(Y. 15.HD.
Esas no: 2021/4483, Karar No: 2021/2470, Karar Tarihi: 03.06.2021).
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.:
Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Baki, K.: İcra
İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013.
Kuru, B./Aydın, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış
İcra ve İflas Hukuku, İstanbul, 2021.
Uyar, T.: İcra İflas Kanunu Şerhi, 2009.
Yargıtay Kararları.


