KISITLAMA KARARI ve VASİ TAYİNİ
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
Vesayet ve vasi ataması Türk Medeni Kanunu kapsamında düzenlenmiş kavramlardır. Yasal olarak zorunlu olarak kişilere vasi tayin edilebileceği gibi isteğe bağlı olarak da bu işlem yapılabilmektedir. Vesayet Hukuku, Türk Medeni Kanun’umuzun 396-494. Maddeleri arasında düzenlenmiş olup; vesayet hukuku, hukuksal işlemlerini kendisi yürütemeyen ve bu nedenle yasal temsilciye ihtiyaç duyan veya bakıma muhtaç kişilerin korunması yahut malvarlıklarının yönetiminin sağlanması amacını taşır.
Vesayeti gerektiren haller küçüklük ve kısıtlama olarak ikiye ayrılmaktadır. Veliler, küçükler adına her türlü hukuksal işlemi yapabilir, bunun için kural olarak bir mahkeme kararına ya da onaya gerek yoktur. Kısıtlama nedenlerini şu sebepler oluşturmaktadır: “Akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı”, “Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı kötü yaşam tarzı, kötü yönetim”, “Özgürlük bağlayıcı ceza” ve “İstek üzerine kısıtlama”.
Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı kötü yaşam tarzı, kötü yönetim kenar başlığı altındaki 406. Madde, bu sebepleri saymış olmakla birlikte; bu hallerden birine sahip her kişinin kısıtlanmasını değil; kişinin bu sebeplerden dolayı “kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açmasını ve bu yüzden devamlı olarak korunmaya veya bakıma muhtaç olmasını; yahut başkalarının güvenliğini tehdit etmesi” şartını öngörmüştür. Bu sebepten dolayı, her alkol veya uyuşturucu madde bağımlısı yahut savurgan kişi kısıtlanmayacak ve ancak bu hal ve hareketler nedeniyle yine maddede sayılan sonuçlara yol açacak ise kısıtlanabilecektir.
Yargıtay’ın, akıl hastalığı nedeniyle kısıtlamaya karar verilirken mutlaka bir sağlık kurulu raporunun varlığını aramakta; kanun hükmüyle paralel olarak sağlık raporu olmadan kısıtlamaya ilişkin talebini olumlu değerlendiremeyeceği gibi sağlık raporu alınmadan talebin reddine karar verilmesinin de doğru olmadığına ilişkin kararları mevcuttur.
Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığı ile ilgili işlemleri özenle yerine getirecektir. Vasi, vesayet altındaki kişi adına kefil olamaz, vakıf kuramaz ve önemli bağışlarda bulunamaz. Vasinin “kusurlu” hareketi dolayısıyla zararın doğması halinde sorumluluğu hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla vasi her hareketi nedeniyle sorumlu tutulmayacaktır. Örneğin; vasi, vesayet altındaki kişinin banka mevduatı olarak değerlendirilmesi gereken paraları zimmetinde tutmuş, kendi ihtiyaçları için harcamış ise; kiraya verilebilecek taşınmazı boş tutmuş ise kusurlu hareketiyle bu zarara yol açmış olacağı için sorumluluğu gündeme gelecektir. Mahkeme kararı ile atanan vasinin özen ve temsil yükümlülüğü bulunmaktadır. Görevi sona eren vasi, yönetimle ilgili raporu ve kesin hesabı vermekle de yükümlüdür.
İlgili Yargıtay Kararları
Akıl Sağlığı Malvarlığını Kötü Yönetme ve Yaşlılık Sebeplerine Dayalı Kısıtlanma Talebi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesine göre, “TMK'nun 406. maddesi yönünden yapılan inceleme; Dava dilekçesindeki anlatım ile akıl sağlığı, yaşlılık ve hastalığın yanında TMK 406. madde kapsamında savurganlık ve malvarlığını kötü yönetme sebebi ile ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesinden bahsedilerek kısıtlama kararı verilmesi istenmiştir. Vesayete dair davalar kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle re'sen araştırmayı gerektirdiğinden; mahkemece, dava dilekçesinde davacının bildirdiği hususlar araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Somut olayda mahkemece, sağlık kurulu raporu alınarak ilgilinin akli durumu değerlendirilmiş ve yetersiz rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de; Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesi yönünden herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Türk Medenî Kanununun 406. maddesinde; "Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır." hükmü yer almaktadır. Dava dilekçesinde kısıtlanması istenilen Tahir'in 1934 doğumlu olduğu, akıl zayıflığının verdiği ruh hali ile tüm maddi birikimleri ile 40.000,00 TL kira gelirini pervasızca harcadığı, davacının kardeşlerinin de babalarının durumundan faydalanarak maddi olarak suistimalde bulundukları iddiası olduğu halde; mahkemece, bu konuda Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesi uyarınca herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Vesayet hakkındaki hükümlerin kamu düzenine dair olduğu, Mahkemece re'sen araştırma yapılabileceği de gözetilerek, Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesinde yer alan hususlar yönünden re'sen ve tarafların gösterecekleri delillerin toplanıp değerlendirilmesi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddi doğru görülmemiştir.” denilmektedir. (Y. 8.HD. Esas no: 2017/7932, Karar No: 2018/1394, Karar Tarihi: 25.01.2018).
Vesayet Kararının Kaldırılması İstemi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesine göre, “Mahkemece, yazılı gerekçe ile karar verilmiş ise de dosya kapsamının hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda; kısıtlama nedenlerinin ortadan kalkmadığı yönünde vasi vekili tarafından tanıklar dinletilmiş ve kısıtlı hakkında çeşitli tarihlerde yapılan bir takım icra evrakları Mahkemeye sunulmuştur. Vasinin dinlenen tanıklarının beyanlarında kısıtlının kısıtlama sebebi olan davranışlarına ( kumar, alkol, başka kadınlarla yaşama ) devam ettiğini belirtmelerine rağmen; bu beyanlar yerine kısıtlının tanıklarının beyanlarına neden itibar edilip üstün tutulduğu hususu karar yerinde gereği gibi tartışılmadığı gibi; vasi tarafından sunulan kısıtlı hakkındaki icra takiplerine dair olarak takip yapılan yetkili makamlardan ilgili evraklar getirtilmeden sadece kısıtlının yerleşim yeri olan İcra Müdürlüğünde kısıtlı hakkında icra takibi olmadığına dair yazıyla yetinildiği anlaşılmaktadır.
Vesayete dair hükümlerin kamu düzeninden olduğu ve resen araştırma yapılacağı gözetilerek Mahkemece, vasinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu icra evrakları yönünden araştırma yapılıp Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde ret ve üstün tutma sebepleri açıklanarak taraf delillerini tartışıp hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” denilmektedir. (Y. 8.HD. Esas no: 2017/7175, Karar No: 2017/17600, Karar Tarihi: 26.12.2017).
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Gençcan, Ö.: Aile Hukuku, Ankara 2011.
Oğuzman, K./Özer, S./Özdemir, S.: Kişiler Hukuku Ankara 2021.
Öztan, B.: Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2019.
Yargıtay Kararları.


