İSTİNAF KANUN YOLU
Makalenin tamamını PDF olarak indirmek için lütfen linke tıklayınız
1. İSTİNAF KANUN YOLU
1.1.
Niteliği
İstinaf,
sözlükte kelime anlamıyla, “yeniden başlama” demektir. Teknik ve klasik anlamda
istinafta, uyuşmazlık, ilk derece mahkemesinin önünde cereyan etmiş
yargılamadan tamamen bağımsız olarak, yeni ortaya çıkan değişiklikler ve bir
sınırlamaya tabi olmaksızın ileri sürülebilen yeni delil ve olayları da göz
önünde tutarak, istinaf (bölge adliye) mahkemesi tarafından aynen yeniden ele
alınmakta ve uyuşmazlık hakkında karar verilmektedir. Yani, bu geniş anlamdaki
istinaf anlayışında, ilk derece mahkemesinin incelediği ve değerlendirdiği
vakıalar, ondan bağımsız olarak yeniden incelenmesi sebebiyledir ki, istinaf
mahkemelerine, hukuki denetim makamı olan temyiz mahkemesinin yaptığı işin
aksine, vakıa (olay) mahkemesi de denir.
Dar
anlamda istinafta, ilk derece mahkemesinde tamamlanmış olan yargılama, istinaf
mahkemesinin önünde baştan sona aynen tekrarlanmaz ve maddi vakıalar, yalnızca
gereken hususlarda, sınırlı olarak yeniden incelenerek karara varılır. Bugün
için genel eğilimin, dar anlamda istinaftan yana olduğu söylenebilir. Bu
eğilimde (anlayışta) olanlara göre, ilk yargılamayı baştan sona tekrarlamak,
davaların istemeyecek şekilde uzamasına, usul ekonomisi ilkesinin ihlaline
neden olabilir. Nitekim, kanun koyucu da HMK’ nun istinafa ilişkin kurallarını
dar anlamda istinaf anlayışına uygun düzenlemiştir.
Kanun
koyucu, doktrinde istinaf hakkındaki görüşlerden istinaf lehine olan görüşü
tercih etmiştir ve incelemekte olduğumuz düzenlemeleri yapmıştır. 5236 Sayılı
Kanunun genel gerekçesine göre: “İlk derece mahkemelerince verilen kararların
olaylara, maddi hukuka ve usul hükümlerine uygunluğunu denetlemek üzere Bölge
Adliye (İstinaf) Mahkemeleri kurulmuş ve Yargıtay’da temyiz olunan kararların
yalnızca hukuka uygunluğunu denetleme ve İçtihat Mahkemesi olma görevi verilmiş
olduğundan, istinaf yoluna başvuru ve bu mahkemelerce uygulanacak usul
hükümlerinin hukuk usulü mahkemeleri kanununa eklenmesi ve kanunun ilgili
hükümlerinde gerekli değişikliğin yapılması” gerekmiştir.
İstinaf,
henüz kesinleşmemiş kararlara karşı gidilen ve üst mahkemeye başvurulmasını
gerektiren bir yol olması nedeniyle, olağan (normal) kanun yollarından
birisidir. Bugün, bir hukuki çare olarak istinaf, kural olarak, ilk derece
mahkemesinin vakıa tespitlerine bağlı olmak kaydıyla onun hatalarının kontrolü
ve giderilmesi görevini üstlenmiştir.
1.2.
İstinaf Sistemine Hakim Olan İlkeler
5236
Sayılı Kanun’un Genel Gerekçesinden de görüleceği üzere, 5236 Sayılı Kanun ile
kabul edilen ve 6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunun Hükümleri içine alınan
istinaf, klasik istinaf değildir, dar anlamda istinaf yoludur. Yani, İstinaf
(Bölge Adliye) Mahkemesi, her olayda mutlaka ilk derece mahkemesinin yaptığı
tüm yargılamayı tekrarlamayacaktır. Bunun pratik anlamı şudur: İstinaf
Mahkemesi, bazı davalarda, aynen bugünkü Yargıtay gibi hukuki denetim mahkemesi
olarak görev yapacaktır.
5236
Sayılı Kanun’un Genel Gerekçesinden, kanun koyucunun istinaf yolunun
işleyişinde aşağıdaki ilkelerden hareket ettiği anlaşılmaktadır.
İlk
Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygunluğunun tespiti halinde,
yeniden yargılama yapılmaksızın, istinaf başvurusunun esastan reddine karar
verilecektir.
Yargılamada
eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği
saptandığında, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmiyorsa veya
sadece kararın gerekçesinde hata yapıldığı tespit edildiğinde istinaf
mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının bu hatalarını düzelterek yeniden esas
hakkında karar verecektir.
Yargılamada
bulunan eksikliklerin duruşma yapılmaksızın tamamlanabilecek nitelikte
bulunması durumunda, istinaf mahkemesi bunların tamamlanmasını takiben, yeniden
esas hakkında karar verecektir. Temyiz uygulamasında, yargılamada tespit olunan
bu tür eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte bulunsa dahi
Yargıtay’ın temyiz denetimi yapması nedeniyle, bunlar tamamlanamamakta, bu
eksikliklerin giderilmesi bozma sebebi yapılarak dosya mahkemesine
gönderilmektedir. Bu durum yargılamanın uzamasına sebep olmaktadır.
İstinaf
mahkemelerinin miktar veya değeri, temyiz sınırını geçmeyen davalarda vereceği
kararlar kesindir; yani istinaf mahkemesinin verdiği bazı kararlara karşı
temyiz yolu kapalıdır. Bu husus Yargıtay’ın gerçek işlevine kavuşmasını temin
bakımından önemlidir. Eğer böyle bir hüküm olmasa idi, Yargıtay yine aşırı iş
yükü altında kalmaya devam eder ve bu durum, işlevini yerine getirmesine engel
olurdu.
İstinaf
mahkemesi, ancak maddi hukuk veya usul hukukunda yer alan kamu düzenine ilişkin
hükümlere aykırılık oluşturan bazı hallerde, ilk derece mahkemesinin kararını
kaldırarak yeniden yargılama yapılması için dosyayı yargı çevresinde uygun
göreceği başka bir mahkemeye ya da görevli ve yetkili mahkemeye (mahkemesine)
gönderecektir.
İstinaf
mahkemesi, yeniden yargılama yapılmadan sonuca ulaşılmasına olanak bulunmayan
durumlarda, kuşkusuz davaya başından itibaren bakarak karar verebilecektir.
İstinaf
mahkemelerinde bazı işlemlerin yapılması söz konusu olamayacaktır. Bu çerçevede
istinaf mahkemesinde karşı dava açılamayacak, davaya müdahale isteminde
bulunulmayacak, ıslah ve davaların birleştirilmesi istenemeyecek, yeni delil
ileri sürülemeyecek, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve
savunmalar dinlenmeyecek, bu mahkemeler için yetki sözleşmesi yapılamayacaktır.
Bu
ilkelerden de görüleceği üzere, kanunumuzun kabul ettiği istinaf yolu, dar
anlamda istinaf yoludur. Bunun nedeni, davaların uzamasının önüne geçilmesi
düşüncesidir. Kabul edilen bu yöntemle yargılamanın “maddi gerçeğin ortaya
çıkarılması” şeklindeki amacı ile “yargılamanın makul sürede bitirilmesi”
ilkesi dengelenmek istenmiştir.
1.3.
Aleyhine İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar
HMK’
nun, “İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar” kenar başlığını taşıyan
341.maddesinde, hangi mahkeme kararları aleyhine istinaf yoluna gidilebileceği
belirlenmektedir. Anılan m. 341 hükmü, bu konuda bazı koşullar koymaktadır.
Aleyhine
istinaf yoluna başvurulabilecek olan kararlar m.341, her şeyden önce, ilk
derece mahkemesi kararlarıdır. İlk derece mahkemesi kararları, kanunlara göre,
uyuşmazlığın çözümü için tarafların ilk olarak başvurdukları (genel ve özel
görevli) mahkemelerinin kararlarıdır.
İlk
derece mahkemelerinin her türlü kararlarına karşı istinaf yolu açık değildir.
İstinaf yoluna gidebilecek olan kararlar, nihai kararlardır. Bu nihai
kararların dayanağı davacının esastan haklı bulunması sebebiyle davanın kabulü,
davanın zamanaşımından dolayı reddi kararlarında olduğu gibi maddi hukuk
olabilir veya görevsizlikten veya başka bir dava şartı bulunmamasından reddi
kararlarında olduğu gibi usul hukuku kuralları da olabilir.
Kanun
koyucu, ilk derece mahkemelerinin her türlü nihai kararlarına karşı istinaf
yolu açmamıştır. Miktar veya değeri, kanunun (m.341/2) aradığı belirli bir
tutarı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesin olup, bunlara
karşı istinaf yoluna başvuramaz. İstinaf başvurabilmesi için böyle bir sınırın
getirilmemesinin, hak arama özgürlüğü bakımından yerindeliği tartışılabilir.
Ancak, böyle bir sınırın getirilmemesi ve miktar veya değeri ne olursa olsun
ilk derece mahkemesinin her türlü nihai kararına karşı istinafa gidilmesi,
istinaf mahkemelerinin işlerini çok artırabilirdi. Nitekim, temyiz sistemimiz
bakımından da mevcut bulunan benzeri hükmün anayasaya aykırılığı gerekçesiyle
açılan davada Anayasa Mahkemesi, 20.01.1986 günlü ve 23/02 sayılı kararında “bu
sınırın davaların hızlandırılması ve Yargıtay’ın iş yükünün bir ölçüde
azaltılmasının amaçlandığı; bu sınırlamanın kamu yararına yönelik olduğu ve hak
arama hürriyetinin de kamu yararı dikkate alınarak sınırlanabileceği”
gerekçesiyle anılan hükmün anayasaya aykırı olmadığı karar verilmiştir.
Kanunun
belirlediği parasal sınır, “Malvarlığı Davaları” içindir. “Malvarlığı Davaları”
terimi, taşınır ve taşınmaz mal davaları ile her türlü alacak davasını da
kapsar. Bu hükmün, temyizdeki sınır ile ilgili olan HMUK m. 427/2 hükmünden
daha geniş, HMK m.362, 1/a hükmünden ise daha dardır.
İstinaf
yoluna başvurabilmek için belirlenen sınır, doğrudan doğruya o davanın konusu
bakımından değil, istinaf yoluna başvuran kimsenin menfaati açısındandır. Bu
sebeple, istinaf için aranan sınır bakımından; alacağın bir kısmının dava
edilmiş olma durumunda, kesinlik sınırı, alacağın tamamına göre belirlenir.
Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl isteminin kabul
edilmeyen bölümü sınırı geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.
İstinaf
yoluna başvurma hakkı olanlar, davanın taraflarıdır. Feri müdahil kural olarak
tek başına istinaf yoluna başvurma hakkı olmadığından ancak davaya katıldığı
taraflarla birlikte hükme karşı istinaf yoluna gidebilir. Buna karşılık, asli
müdahalede asli müdahil, davanın tarafı olduğundan, tek başına istinaf yoluna
gidebilir.
HMK’
nun 341. Maddesinin 5. Fıkrası, geçiş dönemi bakımından önemli bir hüküm daha
içermektedir. Buna göre: İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz
edilebileceği veya haklarında Yargıtay’a başvurabileceği belirtilmiş olup da
İstinaf Mahkemelerinin görev alınana dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına
karşı İstinaf Mahkemelerine başvurulabilir. Eğer özel bir kanun hükmü, bir
hususta verilen nihai kararın kesin olduğu veya yalnız başına temyiz
edilemeyeceğini belirtmekte ise söz konusu olan “Temyiz” tabiri, kanun yolu
(İstinaf) anlamına geldiği sürece, bu kararlara karşı istinaf yoluna
başvurulamaz.
2. İSTİNAF DİLEKÇESİ
İstinaf
yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre ilamın (nihai kararların) usulen
taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru
süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır. Yani, eğer özel kanunlarda
sürenin tefhim, sözle bildirim ile başlayacağı belirtilmiş ise istinaf süresi
tefhim ile başlayacaktır. Örneğin, İş Mahkemeleri Kanununa göre, istinaf yoluna
başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihai kararın taraflara tefhimi,
yokluklarında verilmiş ise tebliğ tarihinden itibaren sekiz gündür.
İstinaf
kanun yoluna başvurma, dilekçe ile yapılır. Kanun yollarına ve bunlardan biri
olan İstinaf yoluna ancak davanın tarafları başvurabilir. Maddi bakımından
zorunlu dava arkadaşları birlikte istinaf yoluna başvurabilirler. İhtiyari dava
arkadaşlarının her biri kanun yoluna başvurabilir. Feri müdahil tek başına
hükme karşı kanun yoluna başvuramaz.
İstinaf
dilekçesi kenar başlıklı HMK’ nun 342.maddesine göre; istinaf yoluna başvuru
için hazırlanan dilekçeye, karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir.
İstinaf
dilekçesinde şu hususlar bulunur: 1) Başvuran ile karşı tarafın davadaki
sıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri; 2)
Varsa yasal temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri; 3) Kararın hangi
mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı; 4) Kararın başvurana tebliğ
edildiği tarih; 5) Kararın özeti; 6) Başvuru sebepleri ve gerekçesi; 7) Talep
Sonucu; 8) Başvuranın veya varsa yasal temsilcinin yahut vekilinin imzası.
Dilekçede başvuru sebebi ve gerekçesinin çok iyi ve anlaşılır şekilde
açıklanması gerekir. Çünkü istinaf incelemesi, kural olarak gösterilen
sebeplerle sınırlı yapılacaktır.
Kanunda
istinaf dilekçesinin hangi yerdeki Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesine hitaben
yazılması gerektiği hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak, bu bir
eksiklik değildir. Bu mahkeme “Yetkili İstinaf Mahkemesi”dir. Hangi ilk derece
mahkemesi bakımında hangi yerdeki istinaf mahkemesinin yetkili olduğu (“Yetkili
İstinaf Mahkemesi”) Adalet Bakanlığı’nın önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar
Kurulu tarafından belirlenip ilan edilmiştir.
Bölge
Adliye Mahkemeleri için yetki sözleşmesi yapılamaz. Bu düzenlemeden hareket
edildiğinde, İstinaf Mahkemesinin yetkisinin kesin ve kamu düzeninden olduğu
sonucuna varmak gerekir. Ancak, HMK hükümlerine uygun olarak yapılacak yetki
sözleşmesi ile yetkili ilk derece mahkemesi belirlenerek yetkili bölge adliye
(istinaf) mahkemesinin dolaylı olarak belirlemek, değiştirmek mümkün olabilir.
İstinaf
dilekçesi, başvuranın kimliği ve imzası ile başvurulan kararı yeteri kadar
belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile
reddolunmayıp, m.355 gerekçesi ile gerekli inceleme yapılır. Bu hüküm ile
İstinaf dilekçesindeki bir usul eksikliği sebebi ile hak kaybı önlenmesi
amaçlanmıştır.
İstinaf
dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya (kararı veren mahkemeye gönderilmek
üzere) başka bir yer mahkemesine verilebilir. İstinaf dilekçesi hangi mahkemeye
verilmişse, istinaf mahkemesi başvuru defterine kaydolunur ve başvurana
ücretsiz bir alındı belgesi verilir. Kararı veren mahkemeden başka bir
mahkemeye verilmiş olan istinaf dilekçesi, bu mahkemece m. 343/1’ e göre işlem
yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte gönderilir. Bu
durum derhal mahkemesine bildirilir.
Dosya,
kararı veren mahkemece, istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf mahkemesi
(daire) ile bağlı kalınmaksızın, yetkili istinaf mahkemesine gönderilir. Yani,
istinaf yoluna başvuran, istinaf dilekçesini yetkili olmayan yerdeki istinaf
mahkemesine hitaben yazmış olsa dahi, kararın verildiği mahkeme, istinaf
talebinde bulunanın yazdığı ile bağlı olmaksızın kendiliğinden yetkili istinaf
mahkemesini tespit ederek, dosyayı o mahkemeye gönderir. İstinaf dilekçesinin
yanlışlık sonucunda yetkili olmayan istinaf mahkemesine hitaben yazılması ve
kararın verildiği mahkemenin de buna dikkat etmemesi halinde, dosya yetkisiz
istinaf mahkemesine gideceğinden ve dosyanın yetkili istinaf mahkemesine
intikalinde zaman kaybı olacağından, istinaf başvurusunda bulunan tarafın
ve/veya kararı veren mahkemenin gerekli dikkati göstermesi gerekmektedir.
İstinaf
yoluna başvurma tarihi konusunda 118.madde hükmü uygulanır. Kendisine atıf
yapılan 118.madde hükmü şöyledir: “Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte
açılmış sayılır.”
İstinaf
dilekçesi, yasal süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara
ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir
ve 344.maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını
kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. Bu ret kararına karşı, tebliğ tarihinden
itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna
başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren
mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge Adliye (İstinaf)
Mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde
görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar.
3. İSTİNAF MAHKEMESİNDE İNCELEME
İstinaf
başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince dosya üzerinde bir
ön inceleme yapılır. Bu ön incelemenin sonucunda; incelemenin başkaca bir
dairece yapılması gerektiği, kararın kesin olduğu, başvurunun süresi içinde
yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin
veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında öncelikle
gerekli karar verilir. Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır.
Kanunumuzun
kabul ettiği sistemde İstinaf Mahkemesi, kural olarak bütün vakıaları yeniden
incelemeyecek ve bir hukuki denetim mahkemesi gibi görev yapabilecektir. İstinaf
mahkemesince inceleme davanın özelliğine göre heyet (kurul) tarafından veya
görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır. İnceleme sırasında gereken
hallerde, başka bir İstinaf Mahkemesi veya İlk Derece Mahkemesi istinabe
edilebilir. Ancak incelemenin mümkün olduğu sürece tahkikatın ilgili dairece
yapılması, doğrudanlık, sözlülük ve adil yargılama hakkı ilkelerine daha uygun
olacaktır.
Burada,
“İnceleme” sözcüğü ile kastedilen, hukuk mahkemeleri kanununu anlamında
tahkikat olarak nitelendirmek mümkündür. Madde, bu anlamda incelenen konunun
önemine ve kapsamına göre incelemenin bizzat istinaf mahkemesi heyeti
tarafından yapılmasına veya heyetçe görevlendirilecek bir üye tarafından
yürütülmesine olanak sağlamaktadır.
İstinaf
incelemesinin kapsamının ne olacağı, 355.maddede düzenlenmiştir. Buna göre:
İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Ancak, istinaf mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu
kendiliğinden gözetir. Kamu düzenine aykırılık geniş bir kavramdır ve bunların
içine öncelikle dava şartları girer.
“Bölge
adliye mahkemesi incelemesini istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı
olarak yapacaktır. Temyiz incelemesinden farklı olarak, bölge adliye mahkemesinde
yapılacak olan incelemede tarafların ileri sürdüğü sebeplerle bağlı
kalınmasının nedeni, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesinin
kararının kanuna aykırılığını tespit etmesi halinde, çoğu zaman yeniden
yargılama yaparak yeni bir karar verebilmesidir. Bununla beraber, kamu düzenini
ilgilendiren hususlarda bölge adliye mahkemesi istemle bağlı olmaksızın resen
inceleme yapar. Örneğin, kamu düzenini ilgilendiren görev kuralına aykırılık
bölge adliye mahkemesince resen incelenir. Yine dava şartlarının var olup
olmadığı bölge adliye mahkemesince resen araştırılır. Bunun gibi resen
araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda bölge adliye mahkemesi tarafların
istemiyle bağlı olmaksızın ilk derece mahkemesinin kararını inceler.
3.1.
İstinaf Mahkemesinde Duruşma
Aşağıda
belirtileceği gibi istinaf mahkemesinde asıl olan, incelemenin duruşmalı
yapılmasıdır. İncelemenin duruşmalı yapılmasına karar verilince belirlenen
duruşma günü taraflara tebliğ edilir. Ancak bazı hallerde, duruşma yapılması gerekli
görülmemektedir.
Kanunun
353.maddesinin “Duruşma yapılmadan verilecek kararlar” kenar başlıklı hükmüne
göre, ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; istinaf
mahkemesi aşağıdaki durumlarda, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve
davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı
çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli e yetkili
mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir. Bu hükümde
belirtilen sebepler usul ve esas açısından ikiye ayrılmıştır:
Usulden
dolayı: 1) Davaya bakması yasak olan hakimin karar vermiş olması; 2) İleri
sürülen haklı ret istemine rağmen reddedilen hakimin davaya bakmış olması; 3)
Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik
kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen
davaya bakmış bulunması veyahut mahkemenin istinaf mahkemesinin yargı çevresi
dışında kalması; 4) Taraf veya dava ehliyeti ya da davayı takip yetkisi
bulunmayan veya vekil ve temsilci olmayan kimseler önünde davaya bakılmış ve
karar verilmiş olması; 5) Mahkemece usule aykırı olarak, davanın veya karşı
davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına,
merci tayinine karar verilmiş olması; 6) Mahkemece, tarafların davanın esasıyla
ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen
deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması, hallerinde duruşma
yapılmadan kesin karar verilir. Gönderme kararına karşı direnme kararı
verilemez.
Esastan
dolayı: 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun
olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine; 2) Yargılamada eksiklik
bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden
yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde
hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında; 3) Yargılamada bulunan
eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların
tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.
Görüldüğü
üzere bu hükümle; özellikle bazı önemli usul eksikliklerinin bulunması halinde
istinaf mahkemesine, duruşma yapmadan davayı yeniden görmek üzere, dosyayı ilk
derece mahkemesine gönderme yetkisi tanınmıştır.
Yargılamanın
süratlendirilmesi düşüncesiyle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas
yönünden hukuka uygun olması yahut kanuna uymayan hususun duruşma yapılmaksızın
giderilmesine olanak bulunması veya karar esas yönünden doğru olmakla birlikte
gerekçesinde hata edilmiş olması ya da yargılamadaki eksikliğin duruşma
yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte bulunması halinde, istinaf mahkemesinin
duruşma açmadan esas hakkında gereken kararı vermesi olanağı sağlanmaktadır.
Yukarıda
belirtilen duruşma yapılmadan karar verilecek haller dışında istinaf mahkemesi
incelemesini, duruşmalı olarak yapar. Çünkü yargılamada aslolan, duruşma
yapılmasıdır. Duruşma yapılacak olan hallerde, duruşma günü taraflara tebliğ
edilir.
3.2.
İstinaf Mahkemesi Kararı
İstinaf
mahkemesinin, duruşmasız, yapacağı inceleme sonucunda vereceği kararlar
bakımından şu ihtimaller ortaya çıkar:
İlk
derece mahkemesinin kararı usule uygun ve esas açısından doğru ise istinaf
mahkemesinde istinaf talebinin esastan reddine karar verilir. Yargılamada
eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş
olmasına rağmen yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmazsa veya kararın
gerekçesi hatalı bulunursa, istinaf mahkemesince gerekçe düzeltilerek yeniden
esas hakkında karar verilir. İstinaf mahkemesince tespit edilen eksiklikler
duruşma yapılmadan tamamlanabiliyorsa, bu eksikler tamamlandıktan sonra yeniden
esas hakkında karar verilir. İstinaf mahkemesinin verdiği bu karar, temyiz edilebilen
kararlardan değil ise hüküm istinaf talebinin reddi ile şeklen kesinleşir; bu
karara karşı temyiz yolu açık ise kesinleşme süresinde temyiz yoluna
gidilmemesi üzerine, gidilmişse temyiz incelemesi sonucuna göre ortaya çıkar.
İlk
derece mahkemesi kararı usule uygun ve esas açısından doğru değil ise, istinaf
mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, üç farklı karar
verilebilecektir. Bu kararlar:
a) Gönderme kararı, duruşma yapılmasına
gerek olmayan, m.353, 1/a’ da altı bent halinde düzenlenen durumlarda, istinaf
mahkemesi hakkında istinaf yoluna başvurulmuş kararı kaldırarak, dosyanın
ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verebilir. Dosya kendisine gönderilecek
mahkeme, kaldırılan kararı veren ilk derece mahkemesi veya istinaf mahkemesinin
kendi yargı çevresindeki uygun göreceği başka bir yer mahkemesi ya da görevli
ve yetkili mahkeme olabilir. Dosya kendisine gönderilen mahkeme, davayı yeniden
görüp karara bağlayacaktır.
b) Davanın kısmen veya tamamen kabulü
kararı, istinaf başvurusunu dinlenebilir bulup, ilk derece mahkemesinin davayı
reddeden kararı esastan inceleyen istinaf mahkemesi, incelediği kararı hukuka
uygun bulmazsa, yani ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olduğu kanısına
ulaşırsa, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden yargılama yapar ve
yeni bir karar verir. Bu karar, ilk derece mahkemesinde açılan davanın kısmen
veya tamamen kabulü kararı olacaktır.
c) Davanın reddi kararı, istinaf
incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine
karar verilmesi için istinaf mahkemesinin incelemesini esastan yapmış olması
gerekir. Davanın kısmen veya tamamen kabulüne ilişkin olan ilk derece mahkemesinin
kararının, istinaf sebeplerinin varlığı kabul edilerek istinaf mahkemesince
isabetli bulunmaması halinde, istinaf mahkemesi yeniden yapacağı yargılama
(inceleme) sonucunda ilk derece mahkemesinin yerine geçerek davanın reddine
karar verecektir.
İstinaf
mahkemesinin (b) ve (c) ihtimallerinde verdiği kararlar temyize kabil
kararlardan değilse, verilen hüküm kesindir; yok eğer temyiz yolu açık ise,
kesinleşme, süreci içinde temyiz talebinde bulunulmaması üzerine veya temyiz
talebinin sonucuna göre ortaya çıkar.
İstinaf mahkemesinin kararı şu hususları
içerir: 1) Kararı veren istinaf (bölge adliyesi) mahkemesi hukuk dairesi ile
başkan, üyeler ve zabıt katibinin ad ve soyadları, sicil numaraları; 2)
Tarafların ve davaya ilk derece mahkemesinde katılanların kimlikleri ile
Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa yasal temsilci ve vekillerinin adı,
soyadı ve adresleri; 3) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti; 4) İlk derece
mahkemesi kararının özeti; 5) İleri sürülen istinaf sebepleri; 6) Taraflar
arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlar ile bunlara ilişkin
delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen olaylarla
bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep; 7) Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu
ve süresi; 8) Kararın verildiği tarih, başkan ve üyeler ile zabıt katibinin
imzaları.
Hüküm
sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istem ve
sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç veya
tanınan hakların, tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi
gereklidir.
İstinaf
mahkemesinin verdiği kararlardan bazıları kesindir. Bunun dışındaki kararlar
aleyhine temyiz yoluna başvurulabilir.


