ISLAH ve YARGILAMAYA OLAN ETKİSİ
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176.maddesi Islah kurumunu şu şekilde düzenlemiştir: “Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.”
Kanunun taraflardan her birinin kendi isteği ve tek taraflı irade beyanına bağlı tuttuğu ıslah, bu irade açıklamasının bir sonucu olarak karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne bağlı tutulmamıştır. Taraflar yalnızca bir kere olmak üzere taleplerini arttırabilir iddia ve savunmalarını ıslah yoluyla karşı tarafın muvafakati aranmaksızın değiştirebilirler.
Islah, istisnai nitelik taşıdığından, her usul işleminin değiştirilmesi için ıslaha gitmeye gerek yoktur. Islah sadece, iddianın ve savunmanın yasağının kapsamına giren konularda olur. Ayrıca, iddianın veya savunmanın değiştirilmesine karşı taraf izin verirse, ıslah yoluna gitmeye gerek yoktur.
Islah konusunu oluşturan taraflar tarafından yapılan usul işlemleridir. Islah aracılığı ile taraflar dilekçeleri içerisinde belirttikleri durumları davanın sebebini veya sonucunu değiştirebilirler. Bununla birlikte Islah yolu ile yapılması mümkün olmayan bazı işlemler vardır. Islah karşı dava açmak maksadıyla kullanılamaz. Davanın tarafları vardır ve bu tarafları ıslah yoluyla değiştirmek mümkün değildir. İlk cevap dilekçesinde bildirimi yapılmayan ilk karşı çıkmalar ıslah ile aracılığı ile ileri sürülemez. İkinci tanık listesi ıslah yolu ile verilemez. Sulh, kabul, feragat gibi işlemlerin ıslah yolu ile yapılması mümkün değildir.
Islahın Türleri
1-) Tam Islah
Davacı davayı tamamen ıslah edebilir yani dava konusunu değiştirebilir. Davayı tamamen ıslah eden tarafın bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi sunması gerekmektedir. Islah eden davacı ıslah dilekçesinde ıslah ettiği işlemi açıkça belirtmişse bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorunda değildir. Süresinde dava dilekçesini vermeyen taraf ıslah hakkını kullanmış sayılır ve ıslah yapılmamış gibi davaya devam edilir. Davanın tam ıslahı yeni bir dava anlamına gelmez. Islah edilen dava ilk davanın devamı niteliğindedir.
2-) Kısmi Islah
Davacı taraf, iddianın yani dava sebepleriyle talep sonucunun değiştirilmesi değil de, genişletilmesi amaçlanıyorsa, yapılacak olan ıslah türü, kısmen ıslahtır. Kısmen ıslah yoluna her iki taraf da başvurabilir. Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.
Islahın Etkisi
Islahla davada düzeltme yapıldığından, ıslah yapan tarafın ıslah anından geriye doğru olan işlemler, kural olarak yapılmamış sayılır. Bu hükmün amacı, ıslahtan önceki işlemleri ve sonuçlarını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Geçerli bir ıslah yapılmasından sonra ıslah tarihinden itibaren ıslahın kapsamında kalan tüm usule ilişkin işlemler yapılmamış sayılır.
Islahın maddi hukuk işlemlerine örneğin feragat veya kabule etkisi olmaz. Islah tükenebilen bir haktır. Islahtan sonra, karşı tarafa yeni savunma imkanı tanınmalıdır. İstinaf aşamasında ise ıslah yapılamaz. Islah yapılabilmesi için, ıslah yapılacak olan dava bakımından kabul edilen hak düşürücü sürenin geçmemiş veya zamanaşımına tabi davalarda zamanaşımının dolmamış olması gerekir.
İlgili Yargıtay Kararı
Yargıtay 21. Hukuk Dairesine göre, " Dava; 25.08.2003 tarihli iş kazası sonucu malul kalan işçinin maddi ve manevi zararlarının karşılanması istemine ilişkindir. Mahkemece 20.000 TL maddi ve 13.000 TL manevi tazminatın iş kazasının gerçekleştiği 25.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan ( sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ) tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekilinin 17.03.2008 tarihinde açtığı asıl davada 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden faiziyle davalı ... Şirketinden tahsilini talep ettiği, Asıl dava ile birleşen 31.05.2013 tarihinde açılan 3. İş Mahkemesi'nin 2013/381 E, 2013/339 K. sayılı dosyasında belirsiz alacak davası niteliğinde 20.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden faiziyle davalı ... Şirketinden ve ...den tahsilini talep ettiği, 24.12.2013 tarihinde talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 39.686,24 TL'ye arttırdığı, 26.12.2013 tarihinde de talebini ikinci kez arttırarak maddi tazminat istemini 44.686,24 TL olarak talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece verilen 30.12.2013 tarih ve 2008/120 Esas, 2013/742 Karar sayılı ilk kararın temyizi üzerine Dairemizin 18.01.2016 tarih ve 2015/3958 Esas, 2016/146 Karar sayılı ilamında “Manevi tazminatın miktarı ile davacının belirsiz alacak davası olarak açtığı maddi tazminat davasında alacak miktarının hesap raporu ile bilinir hale gelmesi akabinde talebini bir kez artırabileceğinin karar yerinde gözetilmeyerek ikinci bir artırımla talep olunan 5.000,00TL maddi tazminatın hüküm altına alınmaının doğru olmadığına işaretle” yerel mahkeme kararın bozulmasına karar verildiği ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.3.2002 gün ve 2002/1-119-135 Sayılı kararında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke Usul Kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtayın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmünü tesis etme zorunluluğu vardır.
Belirsiz alacak davası 6100 Sayılı HMK'nun 107. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. Aynı Kanun'un 109. maddesinde ise kısmi dava düzenlenmiş olup buna göre de Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. Dava açıldığı tarihte 6100 Sayılı HMK yürürlükte bulunup, maddi tazminat istemli davanın niteliğine göre belirsiz alacak davası veya kısmi dava olarak açılması mümkündür. Bu gibi durumlarda davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığından söz edebilmek için dava dilekçesinde açıkça buna dayanıldığının belirtilmesi ve talebe konu alacak için asgari bir miktar gösterilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, maddi tazminat alacağının bilinir hale geldiği 12.12.2013 tarihli hesap raporunun akabinde davacı vekilinin 24.12.2013 tarihli ilk talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini neticeten 39.686,24 TL'ye arttırdığı dikkate alınarak ilk talep artırımına itibar edilmesi gerekirken; uyulan bozma ilamına aykırı olacak şekilde ilk talep artırımı da dışlanmak suretiyle maddi tazminata karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” denilmektedir. (Y. 3.HD. Esas no: 2016/13009, Karar No: 2017/2956, Karar Tarihi: 10.04.2017).
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Arslan, R./Yılmaz, E./Taşpınar, S.: Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2016.
Öztan, B.: Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2019.
Yargıtay Kararları.


