İŞÇİNİN ZARARA SEBEP OLMASI NEDENİYLE İŞVERENİN İŞ AKDİNİ HAKLI FESHİ

İŞÇİNİN ZARARA SEBEP OLMASI NEDENİYLE İŞVERENİN İŞ AKDİNİ HAKLI FESHİ

Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ


İşin güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi başlığı altında düzenlenmiş bulunmaktadır. İşçinin kastı veya ihmali nedeniyle işyerinin malı veya eli altında bulunan makineler, tesisat veya başka eşya maddelerine zarar verilmesi hali düzenlenmiştir. Zarar miktarı işçinin brüt maaşının otuz günlük ücretini geçmelidir. Zarar karşılaştırmasında giydirilmiş ücret dikkate alınmalıdır. 


İşçinin olayda kusuru iş güvenliği uzmanı bilirkişiden alınacak rapor ile ispatlanabilecektir. Ceza mahkemelerinde alınan kusur raporu ile yetinilmemelidir. İşverene karşı üçüncü kişilerin açtığı davalarda genel hukuk mahkemelerinde alınan raporlarda iş güvenliği uzmanı bulunmadığından bu davalardaki raporlara dayalı olarak açılan davalarda iş mahkemelerince iş güvenliği bilirkişisi ile kusur yeniden değerlendirilmelidir. 


6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 400.maddesine göre işçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur. Bu sorumluluğun belirlenmesinde; işin tehlikeli olup olmaması, uzmanlığı ve eğitimi gerektirip gerektirmemesi ile işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenekleri göz önünde tutulur. 


4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25.maddesinde işçinin işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi hali, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkanı olmadığı gibi işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarının bu kusur nispetinde azaldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. 


Kanundan doğan fesih hakkı işverene aittir. Fesih nedeni olan eylemin ortaya çıkmasından itibaren altı iş günü içerisinde fesih hakkı kullanılmalıdır. Fesih süresi, feshe yetkili makama bildirilmeden itibaren başlar. Altı iş günlük sürenin geçirilmesi halinde yapılacak fesih haksız fesih olacaktır. 


İşveren, sözleşmeyi haklı feshetmişse, işçi kıdem tazminatına hak kazanmaz. İşveren, kanundan kaynaklı feshin haklı olduğunu ispat yükü işveren üzerindedir. İşveren sözleşmenin feshini gerektiren fesih nedenlerinin bulunduğunu ve bu nedenle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini ispatlamalıdır. 


İşveren sözleşmeyi haklı feshetmiş olacağından işçi ihbar tazminatına hak kazanamayacağı gibi işveren de bu tazminatı isteyemeyecektir. Feshe bağlı haklardan tüm çalışma süresi boyunca kullanılmayan yıllık izin süresine göre hesaplanacak yıllık izin alacağına hak kazanılır. Ödenmeyen alacaklar var ise feshe bağlı olmasa da talep edilmelidir. 



İlgili Yargıtay Kararları 


Zarar 30 günü Aşsa da Asli Kusurlu İşveren Olduğundan İş Sözleşmesinin Feshi Haklı Değildir. 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesine göre, “4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/II. I bendinde “İşçinin kendi istemi veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması” halinde işverenin iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebileceği ve bu nedenin haklı neden olacağı, bu halde işçinin 1475 Sayılı Kanun'un yürürlükte olan 14. Maddesi uyarınca kıdem tazminatına hak kazanamayacağı düzenlenmiştir.

Ancak 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 8098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun işçinin sorumluluğu başlığı altında düzenlenen 400. Maddesine göre “(1)İşçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur. (2)Bu sorumluluğun belirlenmesinde; işin tehlikeli olup olmaması, uzmanlığı ve eğitimi gerektirip gerektirmemesi ile işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve nitelikleri göz önünde tutulur”. Maddede, işçinin sorumluluğunun sınırlandırılması ile ilgili ikinci fıkradaki düzenleme, hem hukukumuz bakımından yenidir hem de iş kanunlarının kapsamına giren iş ilişkilerinde de uygulanacağı için özel bir önem arz etmektedir. Bu düzenleme nedeni ile kusurun derecesi, işin tehlikeli olup olmaması, zararın yüksekliği, riskin sigorta edilebilirliği, işçinin işletmedeki konumu, ücretinin seviyesi, kıdemi, yaşı, ailevî ilişkileri ve zarar anına kadarki davranışları göz önünde bulundurulacaktır. (Prof. Dr. Polat SOYER. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununda Yer Alan “Genel Hizmet Sözleşmesi”ne İlişkin “Bazı” Hükümlerin İş Hukuku Açısından Önemi. Kadir Has Üniversitesi. İş Hukukunda Güncel Sorunlar Semineri (2) Tebliği). Özellikle 2. fıkra ve bu fıkranın yasal gerekçesi ile kaynak alınan İsviçre Borçlar Kanunu'nun uygulaması karşısında 25/II.ı bendindeki haklı nedenin yeniden değerlendirilmesi ve yoruma tabi tutulması gerekir. Zira ikinci fıkradaki düzenleme ile işçinin kusur oranına göre verdiği hasar otuz günlük ücretini aşsa da kusurun daha çok işverende veya başka bir etkende olduğu, işçinin kusurunun daha az ve hafif olduğu durumlarda sorumlu tutulmamasına karar verilecektir.

Diğer taraftan İşveren, iş sözleşmesine aykırı davranışta bulunan işçiye yaptığı eylemle orantılı bir yaptırım uygulamalıdır. Yapılan eylemle orantılı olmayan ve ölçüsüz olarak nitelendirilebilecek bir yaptırım mazur görülemez. Sonuç itibariyle fesihte bir cezadır. Ölçülülük ilkesi uyarınca, uygulanacak önlem, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmalı bir başka anlatımla tedbir uygun olmalı, ulaşılmak istenen amaç açısından gerekli olmalı ve uygulanacak tedbirin sonucu olan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç, ölçüsüz bir oran içerisinde bulunmamalıdır. Bu ilke uyarınca yargıç feshin geçerli olup olmadığını kararlaştırırken, işçinin davranışının ağırlığını dikkate alarak, her olayın özelliğine göre işçinin davranışı ile işverence uygulanan fesih türü arasında bir orantısızlık (ölçüsüzlük) olup olmadığını takdir edecektir. İşçinin davranışının haklı fesih olarak değerlendirilmesi ağır ve gerekli olmayan bir sonuç ise geçerli neden, işveren açısından iş ilişkisinin devamını önemli ölçüde çekilmez hale getirmeyecek ve işçiye fesih dışında başka bir disiplin cezası ile geçiştirilebilecek bir davranış ise, geçersiz neden kabul edilmelidir.

Somut uyuşmazlıkta dosya içeriğine ve özellikle... müfettişince düzenlenen kusur raporuna göre feshe konu olayda davacının %10, davalı işverenin %70 ve dava dışı firmanın ise %20 oranda kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Bu halde feshe konu fazla ödenen vergide davacı hafif kusurludur. Bu tespitler ve 6098 Sayılı TBK.'un 400/2 maddesi kapsamında davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğinin kabulü ölçülülük ilkesine aykırıdır. Davacının hafif kusurlu olması nedeni ile yapılan feshin haksız olduğu kabul edilip kıdem ve ihbar tazminatları hüküm altına alınmalı iken yazılı gerekçe ile taleplerin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” denilmektedir. (Y. 9.HD. Esas no: 2014/32295, Karar No: 2016/4212, Karar Tarihi: 29.02.2016). 


Tır Şoförünün Eksik Ekipmanla Yola Çıkarak Ücretini Aşar Trafik Cezası Yemesi Nedeniyle Fesih Haklıdır. 

Yargıtay 22. Hukuk Dairesine göre, “4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ( II ) numaralı bendinin ( ı ) alt bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu belirtilmiştir. İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkânı olmadığı gibi işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarının bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukukî sonuca etkisi bulunmamaktadır. Örneğin işverene ait iş makinesi paletlerine kasten metal cisim sokmak suretiyle zarar veren veya trafik kazası sonucu işvereni zarara uğratan işçinin aynı şekilde iş sözleşmeleri haklı sebeple sona erdirilebilir. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir.

İşçi veya işveren bakımından haklı fesih sebeplerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı sebeple fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 Kanun'un 26. maddesinde, fesih sebebinin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe sebep olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir. Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe sebep olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer. İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar.

Somut olayda; feshe konu trafik cezası 30.08.2009 tarihinde araçta bulunması gereken yelek reflektörü ve el lambasının eksik olması sebebi ile kesilmiş olup, dosya içerisine ibraz edilen ve davacının imzasını taşıyan zimmet tutanağı içeriğinden, bu ekipmanın davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, belirtilen ekipmanın sefer sırasında eksik olmasında davacının kusuru bulunmakta olup, bu davranışın 4857 sayılı Kanun'un 25/2-1 maddesi gereğince işverene iş sözleşmesini derhal fesih hakkı veren hallerden kabul edilmesi gerekir. Ancak, yukarıda da belirtildiği gibi 4857 sayılı Kanunun 26. maddesi iş sözleşmesinin bildirimsiz olarak fesih hakkının sebebin öğrenildiği tarihten itibaren altı iş günü içerisinde kullanılmasını öngörmüştür. Davacının iş sözleşmesini 30.08.2009 tarihinde gerçekleşen eylem sebebi ile 19.10.2009 tarihinde feshedilmiş ise de, mahkemece fesih hakkının süresinde kullanılıp kullanılmadığı hususunda araştırma yapılmamıştır. Yerleşik uygulamada fesih hakkının kullanımına ilişkin sürenin feshin yetkili makamlar tarafından öğrenilmesinden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir. Buna göre, öncelikle davalı şirkettin feshe yetkili makamı belirlenmeli, daha sonra davacının sebebiyet verdiği trafik cezasından dolayı uğranılan zararın hangi tarihte feshe yetkili makamca öğrenildiği araştırılarak feshin süresinde yapılıp yapılmadığı saptanmalı, fesih hakkı süresinde kullanılmış ise kıdem ihbar tazminatı talebinin reddine, aksi halde haklı sebeple fesih süresinde yapılmadığı için şimdiki gibi isteklerin kabulüne karar verilmelidir. Mahkemece yukarıdaki yönler gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgıya dayanılarak yazılı şekilde hüküm verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” denilmektedir. (Y. 22.HD. Esas no: 2012/8000, Karar No: 2012/27112, Karar Tarihi: 03.12.2012). 



Kaynakça

Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016 

Ocak, U.:  Feshe Bağlı İşçilik Alacakları, Gaziantep, 2018. 

Süzek, S.: İş Hukuku, İstanbul 2017. 

Sümer, H.: İş Hukuku Uygulamaları, Ankara, 2019. 

Yargıtay Kararları. 


+905356309610