İŞÇİNİN TUTUKLULUĞU NEDENİYLE İŞVERENİN İŞ AKDİNİ FESHİ
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
İşçinin işyeri dışında gerçekleşen bir eylem nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması durumunda devamsızlığın kanundaki bildirim sürelerini aşması halinde iş sözleşmesi kıdem tazminatı ödenerek bildirimsiz feshedilebilir.
Tutuklama veya gözaltına alınma işyerinde işlenen bir suç nedeniyle gerçekleşmiş ise doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış nedeniyle sözleşme haklı olarak feshedilebilir ve bu halde ise kıdem tazminatı ödenmesi de gerekmez.
Kanundan doğan fesih hakkı işverene aittir. Fesih nedeni olan gözaltı veya tutukluluk nedeninin ortaya çıkması ve bunun çalışma süresine göre ihbar öneli süresini aşması gerekir. Bu fesih sebebi İş Kanunu 26.madde kapsamında kalmadığından altı iş günlü hak düşürücü süre söz konusu olmayacaktır.
Kanundan kaynaklanan feshin haklı olduğunu ispat yükü işveren üzerinde olacaktır. İşveren sözleşmenin feshini gerektiren fesih nedenlerinin bulunduğunu ve bu nedenle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini ispatlamalıdır. Konu ile alakalı emniyet kayıtları, soruşturma dosyası ve ceza dosyası göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.
İlgili Yargıtay Kararları
Tutukluluk Hali Nedeniyle İşveren Feshi Haklıdır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesine göre, “İş sözleşmesinin, işveren tarafından zorlayıcı sebeplerle feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 Sayılı İş Kanununun 25. maddesinin (IV) numaralı bendinde, işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması üzerine devamsızlığın aynı Kanun'un 17 nci maddesinde sözü edilen bildirim süresini aşması durumunda, işverenin derhal fesih hakkının olduğu hükme bağlanmıştır. Gözaltı veya tutukluluk süresi bildirim önellerini aşmadıkça, iş sözleşmesi işverence derhal feshedilemez. Bildirim önellerinin sözleşme hükmü ile arttırılmış olması halinde, değinilen maddenin uygulaması yönünden arttırılmış sürelerin dikkate alınması gerekir. Başka bir anlatımla işverenin derhal fesih hakkı ancak, tutukluluk süresinin arttırılmış ihbar önellerini aşması halinde ortaya çıkar.
4857 Sayılı Kanun'un 40. maddesinde, işçinin 25/IV maddesi kapsamında çalışamadığı süre için ücret ödenmesine dair bir kurala yer verilmemiştir. Bu itibarla işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması sebebiyle çalışamadığı süre için ücret talep hakkı yoktur. Ancak, işçinin gözaltına kaldığı veya tutuklu olduğu sürenin ihbar önelini aşması halinde, sözleşmeyi Kanun'un değinilen 25/IV maddesi uyarınca fesheden işverenin, bildirim şartına uyma ve ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmamakla birlikte kıdem tazminatı ödemesi gerekir. Somut olayda, davacının iddiası, işveren savunmaları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından, davacı işçinin bir suç sebebiyle 18/11/2002 tarihinde tutuklandığı, işveren tarafından dosyaya sunulan devamsızlık tutanaklarının, iş bu tutuklama tarihi ve sonrasına dair olduğu, bir başka anlatımla, tutukluluk durumu sebebiyle davacının işe gidemediği ve devamsızlık yaptığı anlaşılmıştır. Yukarıda yazılı ilke kararımızda da açıkça belirtildiği üzere bu durumda yerel mahkemece davacının kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, talebin reddi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.” denilmektedir. (Y. 9.HD. Esas no: 2010/9402, Karar No: 2012/17267, Karar Tarihi: 16.05.2012).
Kamu Kurumunda Çalışan İşçinin Devlete Karşı Suç İşlemesi Doğruluk ve Bağlılıkla Bağdaşmaz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesine göre, “Davacı ,davalı işyerinde çalışmakta iken, yasa dışı örgüt üyesi olduğu gerekçesi ile 21.01.2000 tarihinde göz altına alınıp 05.12.2000 tarihine kadar tutuklu kaldığı TİS 50/2 maddesi uyarınca tazminatsız olarak iş akdinin feshedildiği, iddiası ile kıdem tazminatı ve kıdem tazminatı faizi isteklerinin hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı , iş akdinin tutukluluğu nedeni ile TİS 50/2 maddesi uyarınca feshedildiğini, TİS 50/6 uyarınca Devletin Ülke ve milleti ile Bölünmez Bütünlüğüne, Milli Egemenliğe, Kamu Düzenine, Genel Asayişle Genel Ahlaka ve Genel Sağlığa, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı işlenen suçlardan hüküm giyenlerin hizmet akitleri feshedilir ve bunların cezalarının ertelenmesi, paraya çevrilmesi veya affa uğraması hallerinde dahi hiçbir surette işe alınamazlar hükmü uyarınca TİS 161 hükmüne uygun olarak verilen karar gereğince iş yerinden ihraç edilen işçinin iş akdi ihbarsız ve tazminatsız feshedileceğini, davacının işyeri disiplin kurulu kararınca ihraç edildiğini, tazminat isteminin yerinde olmadığını savunmuştur. Mahkemece , davacının 15.01.2000 tarihinde yasa dışı örgüt bağlantısı sebebiyle tutuklu kaldığı gün sayısının TİS'de belirlenen 45 günlük süreyi aşması nedeni ile Disiplin Kurulunun Kararına istinaden iş akdinin feshedildiğinin her iki tarafın kabulünde olduğu, işyeri dışındaki bir suç nedeni ile tutuklanma işçinin şahsına dair sebeplerde ortaya çıkan ve işveren için zorlayıcı sebeple haklı fesih olmakla birlikte kıdem tazminatı hakkının olduğu, gerekçesi ile istekler hüküm altına alınmıştır
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı işveren tarafından yapılan fesih sonunda davacı işçinin kıdem tazminatı hakkının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın normatif dayanakları fesih tarihinde yürürlükte bulunan 1475 Sayılı Kanun'un 17/II-e ve 17/III maddeleridir. Sözü edilen hükümlere göre, işyerinde işçiyi bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan bir zorlayıcı sebebin ortaya çıkması durumunda işveren tarafından iş akdinin feshi durumunda kıdem tazminatı hakkı doğmaktadır. Ancak işçinin işyerinde yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi durumunda işveren tarafından iş akdinin haklı olarak feshi söz konusu olacağından işçinin kıdem tazminatı hakkı doğmayacaktır. Taraflarca dosyaya sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde: davacı işçinin davalı kurumda çalışmakta iken yasa dışı PKK örgütü ile ilişkilendirilerek 15.01.2000 tarihinde gözaltına alındığı, 26.01.2000 tarihinde tutuklandığı, tutukluluk süresinin 45 günü aşması nedeni ile TİS'nin 50/2 maddesi gereğince 01.03.2000 tarihinde iş akdinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Yasa dışı PKK örgütüne üye olan bir kişinin devlete ya da kamuya ait işyerlerinde çalıştırılması düşünülemez. Bu husus yukarda açıklanan yasa hükmü gereğidir. Mahkemece, davacının işlediği suçun işyeri dışında olduğu gerekçesi yerinde değildir. TİS 50/6 maddesi uyarınca gerekli inceleme yapılıp ilgili madde kapsamında suç işlediği hususunda kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile kara verilmiş olması hatalıdır.” denilmektedir. (Y. 9.HD. Esas no: 2008/11365, Karar No: 2009/30492, Karar Tarihi: 05.11.2009).
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Ocak, U.: Feshe Bağlı İşçilik Alacakları, Gaziantep, 2018.
Süzek, S.: İş Hukuku, İstanbul 2017.
Sümer, H.: İş Hukuku Uygulamaları, Ankara, 2019.
Yargıtay Kararları.


