İŞÇİNİN SAĞLIK DURUMU NEDENİYLE İŞVERENİN İŞ AKDİNİ FESHİ
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
İşçinin kendi kastı veya düzensiz hayatından yahut içkiye düşkünlüğünden doğan hastalık halinde, devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi halinde işveren sözleşmeyi kıdem tazminatı ödemek suretiyle haklı olarak feshedebilir.
İşçinin tutulduğu hastalığın kendi kastı veya yaşayışından kaynaklanmasa da tedavi edilemeyecek nitelikte olması ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun sağlık kurulunca saptanması durumunda işveren yine sözleşmeyi haklı olarak feshedebilir.
Kanunda sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı, belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre kanundaki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Hizmet süresi hesaplanırken çalışma süresi karşılığına denk gelen ihbar öneline altı hafta eklenir.
Tedavi edilemeyecek nitelikteki hastalık halinde ise sözleşme derhal feshedilebilir. Altı haftalık süre söz konusu olmayacaktır. Tüm yapılacak olan bu fesihlerde işçi kıdem tazminatına hak kazanacaktır.
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25.maddesinde işçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi hali ve işçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda işverenin derhal fesih hakkının olduğu açıklanmıştır.
İlgili Yargıtay Kararları
İşçinin Alkolik Olması Nedeniyle İşveren Feshi Haklı Olsa da Kıdem Tazminatı Ödenmelidir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesine göre, “İşçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından, sağlık sebepleriyle haklı nedenle ve derhal feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin I. bendinin (a) alt bendinde, “işçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi” hali ve (b) alt bendinde ise, “işçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması” durumunda işverenin derhal fesih hakkının olduğu açıklanmıştır.
İşçinin hastalık veya sakatlığa yol açan olayı bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekir. İşçinin derli toplu olmayan yaşantısı ile içkiye düşkünlüğü de başlı başına fesih nedeni olmayıp, bu durumların, işçiyi hastalığa veya sakatlığa yöneltmesi gerekir. İşçinin sözü edilen nedenlere dayanan hastalık ya da sakatlığının ardı ardına 3 gün ya da bir ay içinde 5 iş günü aşması halinde işverenin derhal fesih hakkı doğar. Maddede geçen “bir ay” takvim ayı olmayıp, işçinin kusura dayanan hastalık veya sakatlık ya da derli toplu olmayan yaşantısı sebebiyle işe gidemediği ilk günü takip eden bir aylık süredir. İşverenin İş Kanununun 25/I-a bendi uyarınca derhal feshi, aynı maddenin (g) bendinde geçen devamsızlık nedeniyle fesih hakkından bağımsızdır. Anılan maddenin (g) fıkrasında işçinin izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmemesi hali söz konusudur ve anılan nedenle işverenin haklı fesih imkanı vardır. Bu durumda işverenin tazminat ödeme yükümlülüğü doğmadığı halde, 4857 sayılı İş Kanununun 25/ I-a bendine göre işverenin derhal fesih imkanı vardır. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 17/I-b bendinde “işçinin bulaşıcı veya işi ile bağdaşmayacak derecede tiksinti verici bir hastalığa tutulması” hali derhal fesih nedeni olarak sayılmışken, 4857 sayılı İş Kanununda bu hükme yer verilmemiştir. Bunun yerine işçinin tedavisi imkansız bir hastalığa tutulması hali düzenlenmiştir. İşçinin tutulduğu hastalığın tedavisinin bulunmaması yanında işyerinde çalışmasının sakıncalı olması da sağlık kurulunca belirlenmelidir. 4857 sayılı İş Kanununu da 25/I-b bendindeki bu düzenlemeye göre her iki şartın da bir arada bulunması gerekir.
İşverenin İş Kanununun 25. maddesinin (a) ve (b) bentleri yönünden feshi haklı fesih olmayıp, işveren yürürlükte olan İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödemekle yükümlüdür. Yasa, işverene derhal fesih hakkı tanımakla bu hak, işverenin bildirim sürelerine uyma ve ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırır. Somut olayda davacının işverenliğe verdiği 12.03.2004 tarihli savunmasında 7 ay önce depresyon geçirdiğini, 8.3.2004 tarihinden beri evini dahi unutup evine gitmediğini belirttiği, dinlenen müşterek tanık davacının genelde ücretini aldığı günlerde devamsızlık yaptığını beyan ettiği, dosyada bulunan 11.05.2004 tarihli ekipriz raporunda alkolizm tanısı konulduğu, bu şekilde davacının içkiye düşkünlüğünden doğan hastalığı nedeniyle devamsızlık yaptığı gerekçesi ile iş aktinin işverence feshedilmiştir. Davacı bu durumda 4857 sayılı İş Kanununu da 25/I-a bendi gereğince kıdem tazminatına hak kazanır. Kıdem tazminatının kabulü yerine reddi hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.” denilmektedir. (Y. 9.HD. Esas no: 2007/21554, Karar No: 2008/12960, Karar Tarihi: 29.05.2008).
Sağlık Nedeniyle İşveren Feshi Haklı Olsa da Kıdem Tazminatı Ödenmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesine göre, “Davacı vekili, müvekkilinin 15.06.2002-17.05.2011 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai, genel tatil alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının yüklenici firmanın işçisi olduğunu, husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacıda renk körlüğü olduğundan kendisine başka iş teklif edildiğini kabul etmeyerek kendisinin ayrıldığını, alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İhbar olunan şirket vekili, davacının renk körü olduğu anlaşıldığında kantin işinde görevlendirdiklerini ancak davacının görevlendirme yazısını almaktan imtina ettiğini, görevi kabul etmediğini sağlık sebebiyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, işine devam edebilmesi için sağlık raporu alması gerektiği, 06.05.2011 tarihli heyet raporunda renk körü olduğunun tespit edildiği ve güvenlik görevlisi olarak çalışamayacağı tespit edilmiştir. Davalı davacıyı kantin işinde görevlendirdiklerini iddia etmiş ise de, 06.11.2012 tarihli duruşmada davacı kendisine böyle bir teklif yapılmadığını sözleşmesinin rapor üzerine derhal feshedildiğini iddia etmiştir. Dosya kapsamına göre davacının iş sözleşmesinin güvenlik görevlisi olarak çalışamayacağına ilişkin heyet raporu üzerine işten ayrılış bildirgesinden 27 çıkış kodundan da anlaşılacağı üzere 4857 sayılı Kanunun 25/1-b maddesi uyarınca sağlık sebebiyle işveren tarafından derhal feshedildiği anlaşılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu 120. maddesine göre “25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.” Geçici 1. maddeye göre “Diğer mevzuatta 1475 sayılı İş Kanununa yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır. Bu Kanunun 120 nci maddesi ile yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci bendi ile onbirinci fıkrasında, anılan Kanunun 16, 17 ve 26 ncı maddelerine yapılan atıflar, bu Kanunun 24, 25 ve 32 nci maddelerine yapılmış sayılır.” Kıdem tazminatına ilişkin 14.maddenin 1. fıkrasına göre “Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:1-İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,” feshi halinde işçi kıdem tazminatına hak kazanır. 17.maddeye ilişkin sebepler geçici 1.maddeye göre 25.maddedeki fesih sebeplerine atıf yaptığından ahlak ve iyiniyet kuralları dışında kalan sebeplerden kaynaklı fesihlerde işçi kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Sözleşme işveren tarafından sağlık sebebiyle haklı feshedildiğinden kıdem tazminatının kabulü yerinde ise de haklı fesih nedeniyle ihbar tazminatına hükmedilemeyeceğinden ihbar tazminatının reddine karar verilmemesi hatalı olup bozma nedenidir.” denilmektedir. (Y. 7.HD. Esas no: 2013/23448, Karar No: 2014/6241, Karar Tarihi: 18.03.2014).
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Ocak, U.: Feshe Bağlı İşçilik Alacakları, Gaziantep, 2018.
Süzek, S.: İş Hukuku, İstanbul 2017.
Sümer, H.: İş Hukuku Uygulamaları, Ankara, 2019.
Yargıtay Kararları.


