İŞ HUKUKUNDA ÜÇLÜ İŞ İLİŞKİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Av. Helin KARAKUŞ
Makalenin tamamını PDF olarak indirmek için lütfen linke tıklayınız
İŞ HUKUKUNDA ÜÇLÜ İŞ İLİŞKİLERİNİN
KARŞILAŞTIRILMASI
I.
İŞ
HUKUKUNDA ÜÇLÜ İŞ İLİŞKİLERİ
A.
Asıl
İşveren- Alt İşveren İlişkisi
1.
Kavram
Hukukumuzda alt işverenlik müessesi, 4857
sayılı İş Kanunu’nun 2.maddesinin 6-9.fıkraları ile Alt İşverenlik
Yönetmeliği’nde düzenlenmektedir. İş Kanunu’nun 2.maddesinin 6. Fıkrası
uyarınca: “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine
ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin
gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş
için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran
diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt
işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine
karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt
işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt
işveren ile birlikte sorumludur.”
Alt işverenlik, bir işverenin başka bir
işverene ait işyerinin bir bölümünde veya eklentilerinde kendi işçilerini
çalıştırmasını ifade eder. Söz konusu ilişki, belli yasal koşulların oluşması
ile gerçekleşir. Öğretide, bu ilişkinin genel bir kural olarak görülmediği ve
istisnai bir durum teşkil ettiği kabul edilmektedir. Esas olan işverenin, kendi
işyerinde kendi işçisini çalıştırarak işin görülmesini sağlamaktır.
Alt işverenlik ilişkisine örnek olarak; bir
inşaatın yapımını üstlenen asıl işverenin inşaatın elektrik veya tesisat işini
alt işverenlere yaptırması, bir özel üniversitenin notların girilmesi için
gerekli sistemin yürütülmesi işini taşeron bir firmaya devretmesi, bir
işyerinin yemek ve temizlik işleri gibi yardımcı işlerini alt işverenin
yüklenmesi gibi durumlar verilebilir.
İş Kanunu’nun 2.maddesinin 6.fıkrasında ifade
edildiği üzere; bir işveren, asıl işverene ait işyerinde yürütülen mal ve
hizmet üretimine ilişkin “yardımcı işlerde” veya “asıl işin bir
bölümünde” iş alıp işçilerini sadece bu işyerinde çalıştırdığında alt
işverenlik ilişkisi oluşacaktır. Bu
noktada belirtmek gerekir ki, asıl işveren ile alt işverenin işçileri arasında
herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmaz ve işçiler ücret ve diğer haklarını
alt işverenden alıp iş görme borçlarını alt işverenin yönetimine tabi olarak
yerine getirirler. Alt işverenin işçilerinin çalıştırıldığı bölüm asıl
işverenin işyerinden bağımsız bir işyeri niteliği taşır.
İfade edilmesi gerekir ki, alt işveren, bir
işveren vekili değildir. Alt işveren, asıl işveren ile eser, taşıma, kira veya
hizmet alım sözleşmesi gibi sözleşmelerden biriyle hukuki ilişki içine girmiş
başka bir işverendir. Geçici işler sınırlı olmakla birlikte, alt işverenlerin
yüklendikleri işler geçici veya devamlı nitelikte olabilecektir.
2.
Koşulları
a.
İşyerinde İşçi Çalıştıran Asıl İşverenin Varlığı
Bir alt işverenlik ilişkisinden bahsedebilmek
için aranan ilk unsur her iki tarafın da işveren sıfatını haiz olmasıdır. Bu şu
anlama gelir: işveren, işin bütününün yapılmasını anahtar teslimi şeklinde
başka bir işverene devretmiş olmamalıdır. Alt İşverenlik Yönetmeliği madde
4/a’da belirtildiği üzere, “Asıl
işverenin işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde çalışan kendi işçileri de
bulunmalıdır.”.
Örneğin, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün bir
yolun yapımı işini ihale yoluyla bir şirkete vermesi halinde, Karayolları Genel
Müdürlüğü ile yüklenici şirket arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi
oluşmayacaktır çünkü söz konusu olayda, yol yapım işinde Karayolları Genel
Müdürlüğü’ne ait işçiler çalışmamaktadır. Bu sebeple, Karayolları Genel
Müdürlüğü’nün asıl işveren değil, ihale makamı olduğundan bahsetmek gerekir. Ayrıca
belirtmek gerekir ki, ihale makamının denetim ve kontrol yetkisi bulunsa dahi;
bu ilişki, asıl işveren- alt işveren ilişkisi niteliğini kazanmayacaktır. Fakat
örneğin, yol yapım işini alan şirket, yol üzerindeki köprü yapım işini başka
bir şirkete verirse, alt işverenlik ilişkisi oluşacaktır. Yine benzer şekilde,
küçük bir işletmenin, personelinin taşınması işini bir şirkete devretmesi ve
taşıma işini yapan bu şirketin işi bizzat kendinin yürütmesi örneğinde de alt
işverenlik ilişkisi oluşmayacaktır.
b.
İşin Asıl İşverene Ait İşyerinde Yapılması
Alt işverenlik ilişkisinden bahsedebilmek için
ikinci koşul, işin asıl işverene ait işyerinde yapılmasıdır. İşyeri kavramı, İş
Kanunu madde 2 uyarınca belirlenecektir. Bu koşul nedeniyle, bir işverenden iş
alıp, o işi kendi işyerinde fason imalat şeklinde yapan kişiler alt işverenlik
sıfatını taşımayacaklardır. Ancak belirtmek gerekir ki, bu koşulun dar
yorumlanması gerekir, öyle ki bazı işler nitelikleri gereği işverenin işyerinde
ifa edilemeyecektir. Örneğin, personel taşıma işi, bir termik santrale kömür
taşıma işi gibi işler bu kapsamdadır.
c.
İşin İşyerinde Yürütülen Mal veya Hizmet
Üretimine İlişkin Yardım İşlerden Olması veya Asıl İşin Bir Bölümünde
İşletmenin ve İşin Gereği ile Teknolojik Nedenlerle Uzmanlık Gerektiren
İşlerden Olması
Asıl işveren- alt işveren ilişkisinin üçüncü
unsuru, alt işverenin yerine getirdiği işin, işyerinde yürütülen mal veya
hizmet üretimine ilişkin yemek, temizlik, personel taşıma, güvenlik işi gibi
yardımcı işlerden olması veya asıl işin bir bölümü ile ilgili olmasıdır. Bu
bağlamda örneğin, bir tekstil fabrikasındaki bina onarımı işi mal veya hizmet
üretimine ilişkin olmadığından, bu işi gerçekleştiren işveren alt işveren
olarak nitelendirilemeyecektir.
Yardımcı işin ne olduğu Alt İşverenlik
Yönetmeliği’nde tanımlanmıştır. Buna göre yardımcı iş, “işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin olmakla beraber
doğrudan üretim organizasyonu içerisinde yer almayan, üretimin zorunlu bir
unsuru olmayan ancak asıl iş devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan
işi” ifade etmektedir (m. 3/1/ğ). Dolayısıyla, yardımcı iş, üretimin
zorunlu unsuru olmamakla birlikte, işin görülmesini kolaylaştıran, destek olan
veya işyerindeki düzen ve tertibe ilişkin olan işlerdir. Bir işin ne zaman asıl
iş ne zaman yardımcı iş olarak kabul edildiğini anlayabilmek için işverenin
faaliyet alanını tespit etmek gerekmektedir. Örneğin, genel olarak, temizlik
işi yardımcı iş olarak kabul edilmekle birlikte, bir belediye açısından
temizlik işi asıl iştir. Yine benzer şekilde, asıl işi yük taşıma olan bir
şirket bakımından, taşıma faaliyeti yardımcı iş değil, asıl iş olacaktır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, yardımcı işlerin alt işverene verilmesi hususunda muvazaa
oluşturmamak kaydıyla herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır.
Kanuna göre asıl işin bir bölümü alt işverene
devredilebilecektir ancak asıl işin tamamının alt işverene devredilmesi söz
konusu olamaz, böyle bir durumda asıl işveren- alt işveren ilişkisi değil,
işyerinin devri söz konusu olacaktır. Alt işverenlik ilişkisi, asıl işin bir
bölümü için kurulacaksa bunun hangi koşullarda kurulabileceği meselesi öğretide
tartışmalıdır. İş Kanunu’nun 2. Maddesinin 6.fıkrasında “asıl işin bir
bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık
gerektiren işlerde” ifadesine yer verilmiştir.
d.
İşçilerin Sadece Asıl İşverenin İşyerinde
Çalıştırılması
Alt işverenlik ilişkisinin kurulabilmesi için
diğer koşul, alt işveren işçilerinin yalnızca asıl işverenin işyerinde
çalıştırılmasıdır. Bu husus, İş Kanunu’nun 2.maddesinin 6.fıkrasında “bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece
bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren” ifadesiyle açıkça
belirtilmiştir. Bu sebeple, bir işveren, başka bir işverenin işyerinde iş
aldığı takdirde, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için, iş
alan işverenin bu iş için tahsis ettiği işçilerini yalnızca bu işte
çalıştırması gerekmektedir. Dolayısıyla, birden fazla işyerinde çalıştırılan
işçiler bakımından asıl işverenin müteselsil sorumluluğu doğmayacaktır.
B.
Geçici
(Ödünç) İş İlişkisi
Ülkemizde yıllardan beri “ödünç iş ilişkisi”
olarak anılan hukuki ilişki, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 7.maddesinde “geçici iş
ilişkisi” adı altında hukuki dayanağını bulmuştur. Geçici iş ilişkisi, en genel
ve kapsayıcı şekilde, işverenin işçi
üzerindeki haklarını geçici bir süre için başka bir işverene devretmesi ile
kurulan hukuki ilişki olarak ifade edilebilir.
Söz konusu ilişki iki şekilde ortaya
çıkmaktadır: İlki, İş Kanunu’nun 7.maddesinin 1.fıkrasında düzenlenen “mesleki
amaçlı geçici iş ilişkisi” olup Türkiye İş Kurumunca izin verilen özel istihdam
bürosunun, bir işverenle geçici işçi
sağlama sözleşmesi yaparak işçisini geçici olarak bu işverene devretmesini
ifade etmektedir. İkincisi ise, “mesleki
amaçlı olmayan geçici iş ilişkisi” olup, İş Kanunu’nun 7.maddesinin son
fıkrasında düzenlenmiştir ve kısaca bir işverenin, devir sırasında işçisinin
yazılı rızasını alarak, işçisini holding bünyesi içinde veya aynı şirketler
topluluğuna bağlı başka bir işyerinde iş görme edimini yerine getirmek üzere
geçici olarak devretmesini ifade etmektedir.
Belirtmek gerekir ki, mesleki amaçlı geçici iş
ilişkisi, profesyonel bir iş ilişkisidir. Özel istihdam büroları, bu işi gelir
getirici bir faaliyet olarak yerine getirirler ve işçiyi devralan işverenden bir
hizmet bedeli alırlar. Ancak Türkiye İş Kurumu Kanunu’nun 19.maddesinin
1.fıkrasında düzenlendiği üzere, özel istihdam büroları, geçici iş ilişkisi ile
çalıştırılan işçilerden, istisna tutulan meslekler ve pozisyonlar hariç olmak
üzere, hiçbir isim altında menfaat sağlayamayacak ve hizmet bedeli alamayacaklardır.
Burada önemli husus, özel istihdam bürolarının, işçiyi geçici olarak devrettiği
süre için de işveren sıfatlarının devam ediyor oluşudur. Bürolar, diğer
işverenlerin ihtiyacı oldukça kendi işçilerini, bu işverenlere ait işyerlerinde
çalışmak üzere geçici olarak gönderirler. Mesleki amaçlı olmayan geçici iş
ilişkisinde de benzer şekilde, işçisini devreden işveren işçinin işvereni
olarak kalmaya devam etmektedir.
C.
İşyeri
Devri
İşyeri, mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi
ve maddi olmayan unsurlarla, işgücünün bir arada bulunduğu, işyerine bağlı
yerler, eklentiler ve araçları da içeren iş organizasyonu kapsamındaki bütünü
ifade etmektedir. İşyerinin devriyle birlikte iş sözleşmesinin tarafı olan
işveren değişmektedir. Genel olarak işverenin değiştiği durumlara örnek olarak;
gerçek kişi işverenin ölümü, iflası, işyerinin devletleştirilmesi veya
özelleştirilmesi, ticaret ortaklıklarının birleşmesi, birinin diğerine
katılması veya tür değiştirmesi gibi durumlar verilebilecektir.
İşyeri devri, İş Kanunu’nun 6.maddesinde hüküm
altına alınmış olup söz konusu düzenlemede işyeri devrine ilişkin hukuki
işlemlerin neler olduğu açıklanmamış ve genel bir ifadeye yer verilmiştir. Buna
göre, “İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak
devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş
sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile devralana geçer.”. Kanun, hukuki bir
işleme dayanarak yapılan devirleri hüküm altına aldığından, işyerinin miras
yoluyla intikali halinde bu hükümler uygulanmayacaktır. Ancak belirtmek gerekir
ki, işyeri devrini düzenleyen 6. maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere, devri
sağlayan hukuki işlemin özelliğine göre devrin sonuçları farklılık
gösterebilecektir. Yine aynı gerekçede, işyeri veya bölümünün bir satış
sözleşmesinde olduğu üzere kesin ve sürekli biçimde devrinde olduğu gibi, bir
kira sözleşmesine göre geçici ve süreli olarak başkasına devri halinde de
işyeri devrine ilişkin hükümlerin uygulama alanı bulacağı ifade edilmiştir.
Fakat 6.maddenin son fıkrası uyarınca, işyerinin devrine ilişkin hükümler,
iflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu işyerinin yerinin veya bir
bölümünün başkasına devri halinde uygulama alanı bulmayacaktır.
İşyerinin devrinde, iş akitleri bütün hak ve
borçlarıyla birlikte devralan işverene geçmektedir (m.6/1). Bu sebeple, çalışma
koşullarında esaslı değişiklik teşkil etmez ve kural olarak işçinin rızasına
bağlı değildir. Bu konuda TTK’da ayrıksı bir düzenleme yapılarak tam veya kısmi
bölünmede, işçiye, iş sözleşmesinin devralan işverene geçmesi konusunda itiraz
hakkı tanınmıştır (TTK m.178). Devralan işverenin, işçinin hizmet süresinin
esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe
göre işlem yapması gerekmektedir (m.6/2). Ancak, devirden önce iş sözleşmeleri
sona eren ve devirden sonra yeniden işe alınan işçiler bakımından, bu hüküm
geçerli olmayacak ve devralan işverenin, bu işçilerin devreden işverenin
yanında geçirdikleri hizmet süreleri yönünden herhangi bir sorumluluğu
bulunmayacaktır. Devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir
tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte
sorumludurlar. Fakat bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir
tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır (m.6/3).
D.
İş
Sözleşmesinin Devri
İş hukukundaki diğer bir üçlü ilişki, iş
sözleşmesinin devridir. Öyle ki, söz konusu ilişkide; devreden işveren,
devralan işveren ve sözleşmede taraf olarak kalmaya devam eden işçi bulunmaktadır.
Sözleşmede kalan işçi, hizmet edimini, devralan işverene karşı ifa etmeye devam
edecek olup iş sözleşmesini devralan işveren ise iş sözleşmesinin tarafı olarak
sözleşmeden doğan ve doğacak hak, borç ve yükümlülüklerin sorumlusu olacaktır. Dolayısıyla,
iş sözleşmesini devralan işveren aslında söz konusu sözleşmenin tamamını külli
olarak üstlenmiş olacaktır. İş sözleşmesinin devri, üçlü bir sözleşmenin
yapılması veya devreden ve devralan arasındaki sözleşmeye işçinin yazılı rıza
vermesi ile mümkün olabilecektir.
İş sözleşmesinin tüm hak ve borçlarıyla bir
bütün olarak devri, İş Kanunu’nda düzenlenmemiş olup TBK’nın 429.maddesinde
hüküm altında alınmıştır. Buna göre: “Hizmet sözleşmesi, ancak işçinin
yazılı rızası alınmak suretiyle, sürekli olarak başka bir işverene
devredilebilir. Devir işlemiyle, devralan, bütün hak ve borçları ile birlikte,
hizmet sözleşmesinin işveren tarafı olur. Bu durumda, işçinin, hizmet süresine
bağlı hakları bakımından, devreden işveren yanında işe başladığı tarih esas alınır.”
Ayrıca yine TBK’nın 205.maddesinde genel olarak sözleşmelerin devri
düzenlenmiştir.
Kanunda işçinin yazılı rızasının alınması
gerektiği belirtilmiş olmakla birlikte, bu rızanın ne zaman alınması gerektiği
düzenlenmemiştir. Her ne kadar, genel olarak sözleşmelerin devrini düzenleyen
TBK m.205 uyarınca sözleşmenin devrine ilişkin onayın devirden öce veya sonra
alınabileceği belirtilmiş olsa da bu hükmün iş sözleşmesinin devri bakımından
uygulanması mümkün değildir. Aksinin kabulü, mali açıdan daha güçsüz konumda
olan işçinin haklarını tehlikeye sokacaktır. Geçici iş ilişkisinde dahi,
rızanın ancak devir sırasında alınabileceği düzenlendiğinden (m.7/1),
sözleşmenin sürekli olarak başka bir işverene devredildiği bir durumda,
rızanın, evleviyetle devir anında alınması gerekmektedir.
İş sözleşmesinin devrinin, devreden ve
devralan işverenle arasındaki sözleşmeye işçinin onay vermesi durumunda ancak
yazılı bir rıza beyanıyla yapılabileceği kanunda belirtilmiş olmakla birlikte
üç taraflı sözleşme yapıldığı durumda bunun hangi şekilde yapılması gerektiğine
ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu konuda bizim de katıldığımız görüş
uyarınca, işçiye yeterli bir koruma sağlanabilmesi için, hem işçinin yazılı
onay vermesi gereken devreden ve devralan arasındaki iki taraflı sözleşmenin
hem de üç taraflı sözleşmenin yazılı yapılması gerekir.
II.
İŞ
HUKUKUNDA ÜÇLÜ İŞ İLİŞKİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
A.
Alt
İşverenlik ile Geçici (Ödünç) İş İlişkisinin Karşılaştırılması
Asıl işveren- alt işveren ilişkisi ile geçici
iş ilişkisi benzer yönler barındırmakla birlikte, aslında birbirinden çok
farklı iki hukuki ilişkidir. İlk olarak alt işverenlik ilişkisinde, alt
işveren, asıl işverenden aldığı işi kendi işçileri ve asıl işverenle yaptığı
sözleşme uyarınca yerine getirmekteyken; geçici iş ilişkisinde, geçici olarak
işçisini ödünç veren işverenin, ödünç verdiği işverene karşı, herhangi bir işi
yerine getirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Bu iki hukuki ilişki, amaç bakımından da
farklılık göstermektedir. Öyle ki alt işverenlik ilişkisinde amaç, asıl
işverene ait işyerindeki bir işin alınmasıdır. Bu işin alınmasıyla, alt
işveren, yalnızca asıl işverene ait işyerinde çalışmak üzere işçilerini
görevlendirecektir. Ancak alt işverenlik ilişkisiyle amaçlanan asıl işverene
işçi vermek değildir. Bunun aksine geçici iş ilişkisinde amaçlanan, işçinin bir
başka işverene verilmesidir.
Başka bir fark olarak, asıl işveren- alt
işveren ilişkisinin kurulabilmesi için işçinin onay vermesi gerekmemekle
birlikte, mesleki amaçlı olmayan geçici iş ilişkisinin kurulabilmesi için
işçinin devir sırasında yazılı rızası gerekmektedir (İş Kanunu m.7/son).
Ayrıca, alt işverenlik ilişkisi genelde bir
eser sözleşmesine dayanmaktayken; geçici iş ilişkisinde ise geçici olarak
işçisini veren işveren ile geçici olarak işçi alan işveren arasında “geçici
işçi sağlama sözleşmesi” bulunmaktadır.
B.
Alt
İşverenlik ile İşyeri Devrinin Karşılaştırılması
İlk olarak belirtmek gerekir ki, işyerinin
veya bir bölümünün devri, satış veya kira gibi bir hukuki işlem kapsamında
işyerinin veya bir bölümümün bir başka işverene bir bütün olarak devrini ifade
etmekteyken; asıl işveren- alt işveren ilişkisi, alt işverenin, asıl işverenin
yardımcı işlerinde veya asıl işinin bir bölümünde kendi işçilerini
çalıştırmasını ifade eder.
Asıl işveren- alt işveren ilişkisi, mal veya
hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin
ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde
kurulabilmektedir (İş Kanunu m. 2/6). Dolayısıyla Kanunda belirtilen bu
şartların gerçekleşmemiş olması halinde alt işverenlik ilişkisi
kurulamayacaktır. Buna karşın, işyerinin devri konusunda herhangi bir kanuni
sınırlama bulunmamaktadır.
Ayrıca, işyerinin veya bir bölümünün devrinde,
yapılan iş faaliyeti değil, işyeri el değiştirir. İşyerinin devriyle birlikte,
o işyerindeki tüm iş sözleşmeleri devralan işverene geçer. Ancak asıl işveren-
alt işveren ilişkisinde, asıl işverene ait işyerinde iş gören işçiler, asıl
işverenin işçisi olmayacak, alt işveren işçisi olarak kalmaya devam
edeceklerdir. Alt işverenlik ilişkisinde, işyeri devredilmeyip yalnızca iş
faaliyetine yönelik bir devir söz konusu olmaktadır. Alt işverenin, yüklendiği
iş dışında kendine ait bir iş faaliyeti yürüterek bağımsız bir şekilde
yapılanması durumunda, işyerinin bir bölümünün devrinin gerçekleştiğini kabul
etmek gerekecektir. Örneğin, bir otelin masaj hizmeti veren bölümünün başka bir
işverene bırakılması durumunda, söz konusu işveren otelin dışındaki müşterilere
de hizmet veriyorsa, burada artık alt işverenlik ilişkisi değil, işyeri devri
olduğundan söz edilecektir.
Sorumluluk konusunda, asıl işveren, alt
işveren işçilerinin kendi bünyesinde çalıştığı süreyle sınırlı kalmak kaydıyla
alt işveren işçilerine karşı süresiz bir biçimde sorumlu olacaktır. İşyerinin
devrinde ise, devralan işveren, işçinin her türlü ve hak alacağından sorumlu
olacaktır. Devreden işveren ise, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde
ödenmesi gereken borçlardan devralan işverenle birlikte iki yıl süreyle sorumlu
olacaktır. Ayrıca, kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanması yönünden, her iki
hukuki ilişkide de işçinin toplam çalışma süresi dikkate alınacaktır.
C.
Alt
İşverenlik ile İş Sözleşmesinin Devrinin Karşılaştırılması
Alt işverenlik ile iş sözleşmesinin devri
bakımından en önemli fark, iş sözleşmesinin devri ile işveren sıfatı bir başka
kişiye geçmekteyken, alt işverenlik ilişkisinde iş sözleşmesinin taraflarında
bir değişiklik olmamakta, iş sözleşmesi aynı şekilde alt işveren ile işçi
arasında devam etmektedir. Öyle ki, alt işverenlikte ilişkisinde amaç, alt
işverenin işçisiyle asıl işveren arasında bir iş sözleşmesinin kurulması
olmamakla birlikte; iş sözleşmesinin devrinde amaç, işçinin bir başka işverene
sürekli olarak devridir. Alt işverenlik ilişkisinde amaç, asıl işverenin
işyerindeki mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerin ya da asıl işin
bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık
gerektiren işlerin alt işverene verilmesidir.
Ayrıca, iş sözleşmesinin devri için TBK
m.429’da açıkça ifade edildiği üzere, işçinin yazılı rızası aranmaktadır. Alt işveren-
asıl işveren ilişkisinde ise işçinin böyle bir rıza vermesi gerekli olmayıp, İş
Kanunu ve Alt İşverenlik Yönetmeliği’nde belirtilen ve yukarıda açıkladığımız
koşulların gerçekleşmesi ilişkinin kurulması için yeterlidir.
Son olarak, sorumluluk konusundaysa, İş Kanunu
m.2/7 uyarınca, asıl işveren, alt işveren işçilerine karşı yalnızca kendi
işyerinde çalışmış oldukları süre bakımından sorumludur. Buna karşın, iş sözleşmesinin devrinde,
devirden önceki sorumluluk halleri tartışmalı olup; devirden sonra, devreden
işverenin, işçiye karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
D.
Geçici
(Ödünç) İş İlişkisi ile İşyeri Devrinin Karşılaştırılması
Geçici iş ilişkisi ile işyeri devri arasında
hem benzerlikler hem farklılıklar bulunmaktadır. İşyeri devrini düzenleyen İş
Kanunu m.6/1 uyarınca, işyerinin devriyle birlikte mevut tüm iş sözleşmeleri,
devralan işverene geçecektir. Bu hüküm işyeri devri bakımından da uygulama
alanı bulacaktır. Yani, geçici iş ilişkisinin devamı sırasında, işçisini ödünç olarak
veren işverenin işyerini devretmesi durumunda, geçici iş ilişkisiyle başka bir
işveren bünyesinde çalışan işçilerin iş sözleşmelerinin tarafı, işyerini
devralan işveren olacaktır.
İki kurum arasındaki en önemli farklardan
biri; geçici iş ilişkisinde, işveren tarafında bir değişiklik olmamakta,
işçisini ödünç veren işveren, halen iş sözleşmesinin işveren sıfatıyla tarafı
olmaya devam etmektedir. Buna karşın, işyeri devrinde, devirle birlikte,
devreden işveren, işveren sıfatını kaybetmekte ve kendisinin, işçiye ücret
ödeme, işçiyi gözetme gibi borçları ortadan kalkmaktadır.
Geçici iş ilişkisi ile işyeri devri arasındaki
bir diğer fark da geçici iş ilişkisi yalnızca kanunda düzenlenen süreler
kapsamında geçici olarak kurulurken, işyeri devri süresiz olarak devir işlemini
içeren bir tasarruftur.
Ayrıca, işyeri devri için işçinin rızası
aranmamakla birlikte, işçiyi bilgilendirme yükümlülüğü dahi bulunmamaktadır.
Buna karşın, mesleki amaçlı olmayan geçici iş ilişkisinin kurulması ve
yenilenmesi için işçinin yazılı rızasının alınması gerekmektedir (İş Kanunu
m.7/son). Bundan başka, işyeri devri ile amaçlanan o işyerinin bütün hak ve
borçlarıyla bir bütün olarak bir başkasına devriyken; geçici iş ilişkinde ödünç
verilen yalnızca işçidir.


