İHALENİN FESHİ
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
İhalenin feshi, bir kamusal işlem niteliği vasfını haiz cebri
artırmanın ve ihalenin hukuka uygunluğunu şikâyet üzerine denetleyen icra
mahkemesinin, işlemin geçerliliğini etkileyen bir sakatlık tespit etmesi
halinde, söz konusu cebri icra işlemini iptal etmesi anlamını ifade etmektedir.
İhalenin feshi kurumu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında düzenlenmiş
bulunmaktadır.
Kanunda ihalenin fesih sebepleri, “satışa hazırlık işlemleri öncesinde ve
hazırlık işlemlerinde usulsüzlük, artırmanın ve ihalenin yapılmasında usulsüzlük,
kanuna ve ahlaka aykırı bir şekilde ihaleye fesat karıştırılmış olması ve
alıcının malın esaslı özelliklerinde yanıltılmış olması” şeklinde ifade
edilmiştir.
İlgili kanuni düzenlemelere göre
ihalenin feshini; satış isteyen
alacaklı, borçlu ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenlerin yanı sıra
mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri
de talep edebilmektedir. 7343 sayılı Kanun ile ihalenin feshini talep
edebilecek olanların kapsamı genişletilmiş bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre
tapu sicilindeki ilgililerin yanında trafik sicili, gemi sicili, marka ve
patent sicili gibi başka resmi sicillerdeki ilgililer de ihalenin feshini talep
edebilmektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, sınırlı ayni hak sahipleri de
ihalenin feshini talep edebilmektedir. İhalenin feshini şikâyet yoluyla talep
eden şahıs söz konusu işlem sonucunda kendi menfaatlerinin ihlal edilmiş
olduğunu ispatla mükelleftir.
İhalenin feshini talep eden bazı
kişiler teminat göstermekle yükümlü kılınmıştır. Söz konusu hüküm çerçevesinde, satış isteyen
alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak
sahiplerinin ihalenin feshini talep etmeleri halinde bu kişiler teminat
göstermekle yükümlü değildir. Bunların dışında kalanlar, teminat yükümlülüğü
altındadır. Teminat miktarının, ihale bedelinin % 5’i oranında olması
gerekmektedir.
2004 sayılı Kanun’un 134. maddesinin beşinci
fıkrası uyarınca icra mahkemesi; “1. Satış isteyen alacaklı, borçlu,
mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri
ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep
edilmesi nedeniyle, 2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde
kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler
bakımından feragat nedeniyle, 3. İşin esasına girerek, talebin reddine”
karar vermesi halinde ihalenin feshini isteyen kişiyi feshi istenen ihale
bedelinin % 10’una kadar para cezası ile cezalandırmaktadır.
İhalenin feshi isteminin işin esasına
girilmek suretiyle reddi durumunda, talepte bulunan kişinin kim olduğuna
bakılmaksızın ilgili kişi hakkında para cezası uygulanmaktadır. Buna göre, “satış isteyen alacaklı,
borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak
sahipleri, pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler ve bunlar dışında kalan
herkes” para cezasının kapsamı içindedir. Burada talep eden şahsın kim
oluğu önemli değildir; esasa girilerek talebin reddedilmiş olması değerlendirilmektedir.
İhalenin Feshini Talep Süresi ve Nakden Ödeme
Zorunluluğu
İhalenin feshi icra mahkemesinden
şikâyet yoluyla ihale tarihinden itibaren yedi gün içerisinde
istenebilmektedir. Bununla birlikte
yapılan düzenlemeye göre “satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın
esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa
şikâyet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihalenin
yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten
itibaren bir seneyi geçemez”.
7343 sayılı Kanun kapsamında yapılan
değişiklikten önce bu süre ihale tarihinden başlamakta idi. Bu değişiklik ile birlikte süre, ihale tarihi
yerine ihalenin yapıldığına dair kararın elektronik satış portalında ilan
edildiği tarihten itibaren başlamaktadır. Bu şekilde 7343 sayılı Kanun ile
ihaleye ilişkin olarak yapılan değişikliklerin bir sonucu olarak bir yıllık
sürenin başlangıç tarihi değiştirilmiştir.
İcra İflas Kanunu’nun 134. maddesinin 8.
Fıkrasında, “Taşınmazı satın
alanlar, ihaleye alacağına mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin
feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhâl veya 130 uncu maddeye göre
verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar. İcra müdürü, ödenen ihale
bedeli ile ilgili olarak, ihalenin feshine yönelik şikâyet sonucunda verilecek
karar kesinleşinceye kadar para bankalarda nemalandırılır. İhalenin feshine
ilişkin şikâyetin kabulüne veya reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine,
ihale bedeli nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödenir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yine Kanun’un 134. maddesinin 9.
fıkrasına göre, “İhale
kesinleşmedikçe ve ihale konusu mal alıcıya teslim edilmedikçe veya teslime
hazır hâle getirilmedikçe ihale bedeli alacaklılara ödenmez. İhale konusu malın
teslim edilemeyeceği veya teslime hazır hale getirilemeyeceği durumlarda ihale
icra müdürü tarafından iptal olunarak ihale bedeli alıcısına ödenir.”
İstinaf ve temyiz taleplerinin
reddedilmesi durumunda ihalenin feshi şikâyetinin ret kararı bir başka deyişle
ihale kesinleşmiş olacaktır.
İcra mahkemesi ihalenin feshini gerektiren bir usulsüzlük tespit etmesi halinde
ihalenin feshine karar verecektir. İlgili karar yalnızca şikayetçi için değil
tüm ilgililer için sonuç doğurmaktadır. İhalenin feshi şikayetinin kabulüne
veya reddine dair verilen karar kesinleşmesi halinde, dosyaya yatırılan ve icra
müdürü tarafından banka aracılığı ile nemalandırılan ihale bedeli nemaları ile
birlikte hak sahiplerine ödenecektir.
İlgili Yargıtay Kararları
İhalenin Feshi Davası
Yargıtay
12. Hukuk Dairesine göre, “İİK'nun 134/2. maddesinde; İhalenin feshini,
Borçlar Kanunu'nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız
satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek sureti
ile ihaleye iştirak edenler, yurt içinde bir adres göstermek koşulu ile icra
mahkemesinden şikayet yoluyla ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde
isteyebilirler hükmüne yer verilmiştir. Yine aynı maddeye göre, işin esasına
girilmemesi nedeniyle ihalenin feshi talebinin reddi halinde para cezasına
hükmolunamaz. Somut olayda, şikayetçi 3. kişi ....... Doğal Taşlar Lojistik Dış
Ticaret Madencilik Taahhüt San. Tic. Ltd. Şti.'nin yukarıda anılan maddede
sayılan kişilerden olmadığı, diğer bir ifade ile, ihalenin feshi davası açma
hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece, şikayetçi şirketin isteminin
aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi ile şikayetçi şirket aleyhine para
cezasına hükmedilmemesi gerekirken, bu konuda yazılı şekilde hüküm tesisi ve
şikayetçi şirket adının kararın başlık kısmında taraf olarak gösterilmemesi
isabetsizdir.
İİK'nun 126/son maddesinin göndermesi ile
taşınmaz satışlarında da uygulanması gereken aynı kanunun 114. maddesi
gereğince ilanın şekli, artırmanın tarzı, yer ve günü ve gazete ile yapılıp yapılmayacağı
icra müdürlüğünce ilgililerin menfaatine uygun olacak şekilde tespit edilir. Aynı kanunun 127. maddesi gereğince de
taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği, borçluya tebliğ edilmelidir.
Bu işlemin yapılmamış olması başlı başına ihalenin feshi nedenidir. 7201 sayılı
Tebligat Kanunu'nun 11, Avukatlık Kanunu'nun 41 ve HMK'nun 73, 81, 82 ve 83.
maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması
zorunludur. Av. B.B.'nin borçlu Mahmut vekili olarak kıymet takdirine itiraz
ettiği, kıymet takdirine itiraz sonucu verilen Turhal icra Hukuk Mahkemesi'nin
18.03.2010 tarih ve 2009/195 E., 2010/46 K. sayılı kararında, adı geçen
avukatın borçlu vekili olarak gösterildiği, bu kararın takip dosyası içerisinde
bulunmasına rağmen satış ilanının borçlu vekili yerine borçlu asile tebliğ
edildiği, dolayısıyla satış ilanı tebligatının usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. O
halde mahkemece belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklanan gerekçeler
doğrultusunda borçlu Mahmut'un şikayetinin kabulü ile ihalenin feshine karar
verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” denilmektedir. (Y. 12.HD. Esas no: 2012/26540,
Karar No: 2012/30832, Karar Tarihi: 31.10.2012).
Kararın Konu İtibariyle Kesin Olduğu
Yargıtay 12. Hukuk Dairesine göre, “26.9.2004
tarih ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye
Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanuna paralel olarak, 2004
sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinde
değişiklik yaparak istinaf ve temyiz ile ilgili hükümleri yeniden düzenleyen
18.3.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun ile İcra İflas Kanunu'na eklenen geçici
7.maddeye göre, 5311 sayılı Kanun hükümleri Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve
başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Somut
olayda, davacının icra mahkemesine başvurduğu, ..... 1. İcra Hukuk
Mahkemesi'nin 23/11/2017 tarih ve 2016/80 E. 2017/1064 K. sayılı kararı ile
talebin reddine karar verildiği, davacı tarafından, talebin reddine dair ilk
derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğu, ... Bölge Adliye
Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2018 tarih ve 2018/408 E. 2018/1068 K
sayılı kararı ile istinaf başvurusunun İİK’nun 365/3. maddesi gereği
reddedildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince
temyiz talebinin de reddine karar verildiği, bu kez son kararın temyiz konusu
yapıldığı anlaşılmaktadır.
02/03/2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun'un 24. maddesi
ile değişik 2004 sayılı İİK'nun 363/1. maddesi ile aynı Kanunun bazı
maddelerinde (m. 134/4, m. 97/5, m. 36/5 gibi), istinaf yoluna başvurulamayacak
icra mahkemesi kararları sayılmıştır. İlk derece mahkemesince verilen karar
konu itibariyle kesin nitelikte olduğundan, İİK’nun 365/3. maddesi gereğince
istinaf isteminin reddi kararı doğru olup, anılan Bölge Adliye Mahkemesinin
temyiz talebinin reddine ilişkin son kararının onanması gerekmiştir.” denilmektedir. (Y. 12.HD. Esas no: 2018/12923,
Karar No: 2018/7657, Karar Tarihi: 10.09.2018).
Şikayet Davası
Yargıtay 12. Hukuk Dairesine göre, “Borçlu vekilinin, sair nedenlerle birlikte
tebligatların usulüne uygun yapılmadığını beyanla ihalenin feshine karar
verilmesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine
karar verildiği, kararın şikayetçi tarafından temyizi üzerine Dairemizce
onandığı, şikayetçinin karar düzeltme yoluna başvurması üzerine sair karar
düzeltme nedenlerinin yerinde görülmediği, ancak ihale bedelinin, muhammen
bedelin %50’si ile satış masraflarının ilave edilmesi ile oluşan miktarı
karşılamaması sebebiyle ihalenin feshine karar verilmesi gerektiğinden bahisle
hükmün bozulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece 29/11/2016 tarihli duruşmada bozma
ilamına uyulmasına karar verildikten sonra, alacaklı vekilinin yaptıkları satış
masraflarının tümünden feragat ettiklerini beyan ettiği görülmüştür.
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar
verildiği takdirde, 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/(1) maddesi gereğince
uygulanması gereken temyiz kanun yoluna ilişkin 1086 sayılı Kanun'un HUMK’nun
429 ve devamı maddeleri gereğince; mahkeme artık bu uyma kararı ile bağlıdır.
Bozmaya uyulmakla, bozma, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak
doğmuş olur (HGK 2010/9-71 E., 2010/87 K. - YİBK 04.02.1959 gün
ve 1957/13-E. 1959/5 K.). Somut olayda, yerel mahkemenin 25/03/2015 tarih ve
2015/9 Esas, 2015/21 Karar sayılı ilamı Dairemizce karar düzeltme aşamasında
ihale bedelinin İİK'nun 129. maddesinde öngörülen muhammen bedelin %50'si ile
satış masraflarını da karşılamaması sebebiyle ihalenin feshine karar verilmesi
gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına direnilmeyerek uyma
kararı verilmiştir. Ne var ki, alacaklının satış masraflarından feragat etmesi
sebebiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere,
mahkemenin bozma ilamına uyması ile borçlu yararına usulü kazanılmış hak
meydana gelmiştir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, uyduğu bozma ilamında
gösterilen esas çerçevesinde işlem yapmak ve hüküm kurmaktan ibarettir.
O halde, mahkemece, hükmüne uyduğu bozma ilamı
doğrultusunda, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi
gerekirken, satış masraflarından feragat edildiğinden bahisle şikayetin reddine
hükmedilmesi isabetsizdir.” denilmektedir. (Y. 12.HD. Esas no: 2017/8296,
Karar No: 2017/16154, Karar Tarihi: 26.12.2017).
İhalenin Feshini
Talep Edebilecek Kişiler
Yargıtay 12.
Hukuk Dairesine göre, “Şikayetçinin icra mahkemesine başvurusu ihalenin
feshi istemidir. İhalenin feshini talep edebilecek kişiler İİK'nun 134/2.
maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup, somut olayda şikayetçinin icra
dosyasında taraf sıfatı bulunmadığı gibi, pey sürmek suretiyle ihaleye katılan
kişilerden de olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece istemin aktif
husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının
incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz ise de, sonuçta istem
reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir.” denilmektedir.
(Y. 12.HD. Esas no: 2014/18135, Karar No: 2014/20671, Karar Tarihi: 09.09.2014).
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.:
Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Baki, K.: İcra
İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013.
Kuru, B./Aydın, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış
İcra ve İflas Hukuku, İstanbul, 2021.
Uyar, T.: İcra İflas Kanunu Şerhi, 2009.
Yargıtay Kararları.


