İCRA MÜDÜRÜNÜN HACZEDİLEN MALIN SİGORTALI OLDUĞUNU ÖĞRENMESİ

İCRA MÜDÜRÜNÜN HACZEDİLEN MALIN SİGORTALI OLDUĞUNU ÖĞRENMESİ

İcra memurunun, “sigorta tazminatının diğer bir bildirime kadar ancak icra müdürlüğüne ödenilmesiyle borçtan kurtulacağını sigortacıya ihtar etmesi” mümkün hale gelir. Sigortacının kendisinden istenen sigorta poliçesini icra dairesine gönderme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Sigortalı mal haczedildiğinde, rizikonun gerçekleşmesi şartıyla sigorta tazminatı da haczedilmiş bulunmaktadır. Bundan dolayı icra memurunun sigortacıya yaptığı bildirim bir haciz işlemi değildir. Sadece sigorta tazminatının icra dairesine ödenmesini sağlayacak muhafaza tedbiridir.

İcra memuru, haciz herhangi bir sebeple kalktığında bunu sigortacıya ihtar etmekle de yükümlüdür.

 

MAL HACİZLİYKEN RİZİKONUN GERÇEKLEŞMESİ

Tam hasar halinde, sigorta sözleşmesi sona erer ve mal da ortadan kalkacağı için malın haczi de söz konusu olmayacaktır, yani TTK m.1457 uygulanamayacaktır. Bu durumda alacaklı, sigorta tazminatını İcra İflas Kanunu m.89’a göre haczettirebilir. Kısmi hasar halinde ise, aksine hüküm bulunmadığı sürece sigorta sözleşmesi kalan kısım için devam eder. Kısmi hasarda da alacaklı İcra İflas Kanunu m.89’a göre haczettirebilir.

Buradaki önemli husus, sigortalı mal haczedilmeden ve henüz riziko gerçekleşmeden, riziko gerçekleşmesi durumunda borçluya ödenecek olan sigorta tazminatı haczedilebilir mi? Sorusudur. Bunu yasaklayan bir düzenleme olmadığı için alacaklı, riziko gerçekleşeceği zaman sigortacının ödemesi gereken sigorta tazminatını, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarının haczi usulüne göre (İİK m.89) haczettirebilir. Burada müstakbel bir alacağın haczi söz konusudur. Borçlu ile onun borçlusu arasında mevcut bir hukuki ilişkiye dayanan, ilerde doğması muhtemel bulunan alacaklara müstakbel alacaklar denir. Müstakbel bir alacaktan bahsedebilmek için, bir hukuki münasebetin mevcut olması, bu hukuki münasebetten doğacak alacağın cinsinin ve borçlusunun belli olması yeterlidir, alacağın miktarının belli olması veya böyle bir alacağın doğmama ihtimalinin bulunması önemli değildir. İşçiler ve memurların işveren nezdindeki işleyecek ücret alacakları, kiralayanın kiracıdan olan işleyecek kira alacağı, müstakbel alacaklara örnek olarak gösterilebilir. Dolayısıyla, sigorta tazminatı mevcut bir sigorta sözleşmesi ilişkisine dayanmaktadır. Bundan dolayı sigortalı mal haczedilmeden, sigorta tazminatının haczedilmesi mümkündür.

 

RİZİKO GERÇEKLEŞMEDEN HACZEDİLEN SİGORTALI MAL PARAYA ÇEVİRİLMESİ

Haczedilen sigortalı mal paraya çevrilirse, malın mülkiyeti ihale alacaklısına geçer. Mülkiyet ihale alacaklısına geçtiği zaman, sigorta edinilen menfaatin sahibi değişecektir ve bu durumda sigorta sözleşmesi sona erecektir. Ancak taraflar, bu durumun aksini sözleşmede kararlaştırabilirler. Böyle bir düzenleme sonunda sigorta sözleşmesi sona ermez, mülkiyet ihale alacaklısına devrolmuş sayılır.

Türk Ticaret Kanunu’nun 1419. Maddesine göre : ‘’Sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, Kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir.’’ Alacaklı bu durumda, sigortacının sigortalıya ödemesi gereken prim iadesine İcra İflas Kanunu m.89’a göre  haciz koydurabilir.

Sigortalı malın haczedilmesi durumunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiği TTK m.1457’de düzenlenmiştir. TTK m.1457, cümle 2’ye göre, “bir malın haczinde, icra memuru, borçludan söz konusu malların sigortalı olup olmadığını” sormakla yükümlüdür. İcra memuru kendiliğinden malın sigortalı olup olmadığını sormak durumundadır.


Hacizli mal üzerinde sınırlı bir ayni hak yoksa veya hacizden sonra sınırlı ayni hak tesis edilmişse, riziko gerçekleştiğinde sigorta tazminatının icra dairesine ödenmesi gerekir. Birden fazla alacaklı, sigortalı malı haczederse, bu durumda hacze iştirak (İİK m.100) ve sıra cetveline (İİK m.140) ilişkin hükümler gündeme gelecektir. Üzerinde rehin bulunan ve sigortalı olan mal haczedilirse bu durumda nasıl bir yok izleneceği hakkında İİK m.140 ve 125 hükümlerine bakmak gerekir. İİK m.140’a göre icra dairesi, İİK m.206’daki sıraları dikkate alarak sıra cetveli yapacaktır. İİK m.206/1’e göre, “alacakları rehinli olan alacaklıların satış tutarı üzerinde rüçhan hakları vardır”. Diğer bir ifadeyle, satılan malın bedelinden ilk önce rehinli alacaklının alacağı ödenecektir.

Sigortacı, tazminat ödeme yükümlülüğünün olmadığını ileri sürerse veya ödeme yapmaktan kaçınırsa, sigortalı malı haczeden alacaklının ne gibi hakları söz konusudur? TTK’da açık bir düzenleme yoktur, fakat İİK m.120/2 hükmü, sigorta ettirenin sigortacıya karşı dava hakkının kullanılmasının devrini düzenlemektedir. İİK m.120/2 hükmüne göre, hacze iştirak eden bütün alacaklıların muvafakati ile “hacze iştirak edenlerin hepsi veya içlerinden birisi borçlunun üçüncü bir şahıstaki alacağının tahsilini veya böyle bir şahsa karşı haiz olduğu dava hakkının kullanılmasını ... üzerlerine alabilirler”.


Stj. Av. Emre ÇALIŞKAN

Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ

+905356309610