HAKİMİN REDDİ VE HAKİMİN YASAKLILIĞI
HAKİMİN TARAFSIZLIĞI
Hakimler tarafından verilen kararlara davanın taraflarının güven duyması gerekir. Bu hususta, taraflar arasında hâkimin tarafsız kalamayacağı endişesi olmamalıdır ve hükmedilecek karara ilişkin olarak herhangi bir şüphe ve tereddüt bulunmamalıdır. Bu açıdan hakimler, sadece adaleti gerçekleştirmekle kalmamalı, bunu her türlü şüpheden uzak bir şekilde tarafsız olarak gerçekleştirmelidir. Hakimlerin tarafsızlığı adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Çünkü, hukukun genel ilkelerinden olan hiç kimsenin kendi davasında hâkim olamayacağı kuralı bulunmaktadır. (Nemo iudex in causa sua - No man a judge in his own cause). Öğretideki kabule göre de hakimler sadece yasama ve yürütme organları karşısında değil, davanın tarafları karşısında da bağımsız ve tarafsız olmalıdır. İşte, hâkimin davaya bakmaktan yasaklılığı ve reddi, yargılamanın tarafsız bir şekilde yapılmasını sağlayan kurumlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Hâkimin yasaklılığında, hâkimin tarafsız kalamayacağı varsayılır. Hâkimin reddinde ise hâkimin tarafsızlığından şüphe duyulur. Hâkimin yasaklılık sebepleri kanunda yazılanlar ile sınırlıdır. Hâkimin reddi sebeplerinde ise kanunda yazılanlar ile sınırlı değildir. Hâkimin yasaklı olması durumunda, hâkim davadan çekinmelidir. Hâkimin davadan çekinmesi ile görevi sona erer ve dava bir başka hâkim tarafından yürütülür. Tarafların hâkimi reddetmesi veya hâkimin çekilmesi (hâkimin kendini reddetmesi) sonucunda; hâkimin davadan elini çekmesi için ileri sürülen ret sebeplerinin, bir başka mahkeme tarafından incelenip karar verilmesi gerekmektedir. Hâkimin davaya bakmaktan yasaklılığı ve reddi kurumları, adli yargı (hukuk ve ceza yargısı) ve idari yargı kolları açısından önem arz etmektedir. Konunun, her iki yargı kolu açısından incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Konu esas itibarıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) m. 28 ve devamında; 1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 34 ve devamında düzenlenmiştir. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 22.madde ve devamında ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. Biz konuyu Hukuk Muhakemeleri Kanunu açısından inceleyeceğiz.
Hâkim tarafların üstünde olmalı ve kararları kişiyi göz önüne almaksızın vermelidir. Bu konuda tarafsızlık, tersi kanıtlanıncaya kadar var sayılır. Hâkimin tarafsız olamayacağı hallerde ise onun yerine bir başka hâkimin yargılama faaliyetini üstlenmesini sağlayacak kurumlar vardır. Bu kurumları tarafsızlığın güvenceleri olarak kabul edebiliriz. Bahsi geçen kurumlar Hakimin Yasaklılığı ve Hakimin Reddi müessesesidir.
MEDENİ YARGIDA HAKİMİN YASAKLILIĞI SEBEPLERİ
Hakimin yasaklılık halleri Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 34. Maddesinde düzenlenmiştir.
(1) Hâkim, aşağıdaki hâllerde davaya bakamaz; talep olmasa bile çekinmek zorundadır:
a) Kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada.
b) Aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin davasında.
c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun davasında.
ç) Kendisi ile arasında evlatlık bağı bulunanın davasında.
d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasında.
e) Nişanlısının davasında.
f) İki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 34. Maddesinden de anlaşılacağı üzere, hâkimin kanunda sayılı olan yasaklılık hallerinden biri varsa, taraflarından biri talep etmese bile hâkim re’sen davadan çekinmek zorundadır.
Avukatlık Kanunu’nun 13. Maddesine göre, ‘’Bir hakim veya Cumhuriyet Savcısının eşi, sebep veya nesep itibariyle usul veya füruundan veya ikinci dereceye kadar hısımlarından olan avukat, o hakim veya Cumhuriyet Savcısının baktığı dava ve işlerde avukatlık edemez.’’ Görüldüğü üzere hakim ile tarafların avukatı arasında bahsedilen dereceden bir hısımlık varsa hakim değil avukat çekinmek zorundadır. İlgili Yargıtay kararı “Hâkimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi sebeplerinin davada taraf olanlar ile hakim arasındaki hadiselere münhasır kalacağı ve bunun taraflar dışında avukata teşmil edilemeyeceği şüphesizdir. Nitekim mer’i mevzuatımızda avukatın, bizzat kendisi ile hakim arasındaki ilişki dolayisiyle hakimi reddedebileceğine dair bir hüküm mevcut olmadığı gibi bu husus Yargıtay İçtihatları ile de teyid olunmaktadır. Ezcümle Yargıtay 4 üncü Hukuk Dairesinin 5/10/1930 tarihli kararında bu cihet (Hakimin reddini müstelzim olan dava ve düşmanlığın hakim ile taraflar arasında vukuu meşrut olup hakim ile tarafların vekili arasındaki dava ve husumet red sebeplerinden değildir) şeklinde ifade edilmiştir.’’
Taraflar hâkimin çekinmesi gerektiğini yargılamanın her aşamasında ileri sürebilir. Yani davanın açılmasından, kanun yolu incelemesi sonucunda kararının kesinleşmesine kadar hâkimin yasaklılığı ileri sürülebilir.
Taraflar muvafakat etse bile hâkim davaya bakamaz. 1086 sayılı HUMK’ta taraflar muvafakat ederse yasaklı hâkim davaya bakmaya devam edebiliyordu ancak 6100 sayılı HMK ile bu durum kaldırılmıştır. Tarafların avukatları da hâkimin yasaklı olduğunu ileri sürebilir. Avukatın bu konuda özel olarak yetkilendirilmesine gerek yoktur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 35. Maddesi çekinme kararının sonuçlarını düzenlemiştir. İlgili maddeye göre;
‘’ (1) Çekinme kararına karşı üst mahkemeye başvurulabilir. Yasaklama sebebinin doğduğu tarihten itibaren, o hâkimin huzuru ile yapılan bütün işlemler, üst mahkemenin kararı ile iptal olunabilir. Hüküm ve kararlar ise herhâlde iptal olunur. Bu durumda, hâkim yargılama giderlerine mahkûm edilebilir.
(2) Çekinme kararının ilk derece mahkemesi hâkimince verildiği hâllerde, başvuru üzerine bölge adliye mahkemesinin vereceği karar kesindir.’’
Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermesi yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Yani hüküm kesinleşse bile davanın görüldüğü sırada hakim hakkında var olan yasaklılık sebebinin varlığı sonradan ortaya çıkarsa yargılama baştan yapılır.
Hâkimin davaya bakmaktan çekinmesi halinde davaya başka bir hakim tarafından devam edilir. O yerde aynı yetkiye sahip birden fazla hâkim varsa davaya bakacak hakimi Adalet Komisyonu Başkanlığı belirler. O yerde tek hâkim varsa davaya bakacak hakimi Bölge Adliye Mahkemesi belirler.
MEDENİ YARGIDA HAKİMİN REDDİ SEBEPLERİ
Hakimin reddi halleri Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 36. Maddesinde düzenlenmiştir.
‘’Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir:
a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması.
b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması.
c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması.
ç) Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması.
d) Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması.’’
36. maddedeki düzenlemelere örnek olarak;
-İlk derece olarak karar veren hâkimin bu kararı Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtayca kaldırıldığında veya bozulduğunda dosya tekrar önüne gelen hâkim (b) bendi gereği çekilmek durumunda değildir.
-Dava açılmadan önce yapılan başvuruda ihtiyati tedbir kararı veren hâkim (b) bendi gereği çekilmek durumunda değildir.
-Karar veren hâkim sonradan Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay üyesi olarak atansa ve ilk derecede verdiği karar istinaf veya temyiz incelenmesi için önüne gelmiş olsa bu hakim (c) bendi gereği çekilmek durumundadır.
-Hakim ile davacı arasında kira alacağı davası olsa ve bu dava kesinleşmiş olsa bu hakim (d) bendi gereği çekilmek durumunda değildir. Ancak asıl dava görüldüğü sırada hâkim ile davacı arasında alacak davası varsa hakim çekilmek durumundadır.
Yukarıda sayılan hâkimin reddi sebepleri tahdidi (sınırlı sayıda) değildir. Yani maddede yazılanlarla sınırlı değildir. Hâkimin tarafsızlığında şüpheyi gerektiren başkaca önemli bir sebebin bulunması halinde, taraflardan biri hakimin reddedebileceği gibi hakim de bizzat davadan çekilebilir.
Hakimin yasaklılığında ‘’çekinme’’, reddinde ‘’çekilme’’ söz konusu olur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 37. Maddesine göre ‘’ Hâkim, reddini gerektiren sebeplerden biri varken bizzat çekilmezse, iki taraftan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir.’’ Bu düzenleme hakimin yasaklılığı ve hakimin reddi arasındaki en önemli farklardan birisidir. Zira hakkında yasaklılık sebebi bulunan hakim taraflar bunu ileri sürmese bile çekinmek zorunda iken hakkında ret sebebi bulunan hakim, taraflar bunu ileri sürmezse kendisi re’sen çekilmek zorunda değildir ancak çekilmesinde de bir engel yoktur.
Hakimin reddi usulü Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 38. Maddesinde açıklanmıştır.
’’ (1) Hâkimin reddi sebebini bilen tarafın, ret talebini en geç ilk duruşmada ileri sürmesi gerekir. Taraf, ret sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise en geç öğrenmeden sonraki ilk duruşmada, yeni bir işlem yapılmadan önce bu talebini hemen bildirmek zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret talebi dinlenmez.’’
Hakimin yasaklılığı ile reddi arasındaki önemli farklardan birisi de süre meselesidir. Hâkimin yasaklılığı sebebi her zaman ileri sürülebilirken, hakimin reddi sebebinin ileri sürülmesi süre ile sınırlandırılmıştır. Hakkında ret sebebi olan hakim en geç ilk duruşmada reddedilmelidir. Taraf, ret sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise en geç öğrenmeden sonraki ilk duruşmada, yeni bir işlem yapılmadan önce bu talebini hemen bildirmek zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret talebi dinlenilmez. Ret talebi en geç hüküm verilinceye kadar ileri sürülebilir. Daha sonra öğrenilmiş olsa bile ret talebi kanun yolunda (temyiz/istinaf aşamasında) ileri sürülemez. Ret talebi için getirilen bu süre sınırı taraflar içindir. Hakim hüküm verinceye kadar her zaman kendisini reddedebilir. Avukatın hâkimi reddedebilmesi için vekaletnamesinde bu konuya ilişkin özel yetki bulunması gerekmektedir.
Hakimin reddi talebinin geri çevrilmesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 41. Maddesinde düzenlemiştir. İlgili madde;
‘’(1) Hâkimin reddi talebi, aşağıdaki hâllerde kabul edilmeyerek geri çevrilir:
a) Ret talebi süresinde yapılmamışsa.
b) Ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemişse. (1086 sayılı HUMK’nda bulunan yazılı delil şartı 6100 sayılı HMK ile kaldrılmıştır.)
c) Ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.
(2) Bu hâllerde ret talebi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla; tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.
(3) İlk derece mahkemesinin bu kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyeleri hakkındaki kararlarına karşı da temyiz yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilir.’’ şeklindedir.
Bu maddede yer alan ret talebinin incelenmeye değer görülmemesi halinde daha merci incelenmesi yapılmadan doğrudan reddedilen hakimce ret talebinin geri çevrilmesi düzenlenmektedir.
Hakimin çekilme kararının incelenmesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 39. Maddesinde düzenlenmiştir. İlgili madde; ‘’ Hâkim, taraflardan birinin ret talebi üzerine veya kendiliğinden çekilme yönünde görüş bildirirse, ret talebini incelemeye yetkili merci, bu çekilmenin kanuna uygun olup olmadığına karar verir.’’ şeklindedir.
Ret talebini incelemeye yetkili merci Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 40. Maddesinde düzenlenmiştir. Şöyle ki;
’’ (1)Hâkimin reddi talebi, reddi istenen hâkim katılmaksızın mensup olduğu mahkemece incelenir.
(2) Reddedilen hâkimin katılmamasından dolayı mahkeme toplanamıyor ya da mahkeme tek hâkimden oluşuyor ise ret talebi, o yerde asliye hukuk hâkimliği görevini yapan diğer mahkeme veya hâkim tarafından incelenir. O yerde, asliye hukuk hâkimliği görevi tek hâkim tarafından yerine getiriliyorsa, o hâkim hakkındaki ret talebi, asliye ceza hâkimi varsa onun tarafından, yoksa en yakın asliye hukuk mahkemesince incelenir.
(3) Sulh hukuk hâkimi reddedildiği takdirde, ret talebi, o yerdeki diğer sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir. O yerde, sulh hukuk hâkimliği görevi tek hâkim tarafından yerine getiriliyorsa, o hâkim hakkındaki ret talebi, bulunma sıralarına göre; o yerdeki sulh ceza hâkimi, asliye hukuk hâkimi, asliye ceza hâkimi, bunların da bulunmaması hâlinde, en yakın yerdeki sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir.
(4) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi talebi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece karara bağlanır. Hukuk dairelerinin toplanmasını engelleyecek şekildeki toplu ret talepleri dinlenmez.’’
Ret talebinin incelenmesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 42.maddesinde düzenlenmiştir. İlgili düzenleme şu şekildedir;
‘’ (1) Hâkimin reddi talebine ilişkin karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak da verilebilir.
(2) (Ek:22/7/2020-7251/5 md.) Ret sebebi sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir.
(3) (Ek:22/7/2020-7251/5 md.) Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz.
(4) Reddi istenen hâkim, ret hakkında merci tarafından karar verilinceye kadar o davaya bakamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan iş ve davalar bunun dışındadır. Daha önce hakkındaki ret talebi mercice reddolunan hâkimin, aynı durum ve olaylara dayanarak yeniden reddedilmesi hâli, hâkimin davaya bakmasına engel oluşturmaz.
(5) Ret talebinin merci tarafından kabul edilmemesi hâlinde, reddi istenen hâkim davaya bakmaya devam eder.
(6) Ret talebinin, kötüniyetle yapıldığının anlaşılması ve esas yönünden kabul edilmemesi hâlinde, talepte bulunanların her biri hakkında beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur.
(7) Hâkim hakkında aynı davada aynı tarafça ileri sürülen ret talebinin reddi hâlinde verilecek disiplin para cezası, bir önceki disiplin para cezasının iki katından az olamaz.
(8) Disiplin para cezasının tahsili için, davaya bakan mahkeme, dosyanın geliş tarihinden başlayarak iki hafta içinde gereğini yapar.’’
Ret talebine ilişkin kararlara karşı istinaf, 43.maddede düzenlenmiştir.
MADDE 43- (1) Esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı bulunan dava ve işlerde, hâkimin reddi talebiyle ilgili merci kararları kesindir.
(2) Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan dava ve işlerde ise ret talebi hakkındaki merci kararlarına karşı (…) tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir; bu hâlde 347 nci madde hükmü uygulanmaz. Bölge adliye mahkemesinin bu husustaki kararları kesindir.
(3) Ret talebinin reddine ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunmayarak kaldırılması veya ret talebinin kabulüne ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunması hâlinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkimce yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa etkili işlemler, davaya daha sonra bakacak hâkim tarafından iptal olunur.
Yasaklılıktan farklı olarak, hâkimin reddinde, ret sebebi bulunan hâkimin işlemleri ve kararlarının iptal edilmesi için iki şart vardır. İlk şart o işlemin esasa etkili bir işlem olmasıdır. İkinci şart ise ret talebinde bulunan tarafın o işleme itiraz etmiş olmasıdır. Bu şartlar yok ise hakkında ret sebebi bulunan hâkimin yaptığı işlemler geçerlidir. Aynı şekilde yasaklılıktan farklı olarak sırf hakkında ret sebebi bulunan hâkimin karar vermesi yargılanmanın yenilenmesi sebebi oluşturmaz. Hâkimin yasaklılığında olduğu gibi hakkındaki ret istemi yetkili merciince kabul edilen hakimin karar vermiş olması ya da verilen karara katılmış olması yargılanmanın yenilenmesi sebebidir.
İlgili Yargıtay Kararları
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2012/7577 E. , 2012/9488 K.
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sırasında davalı taraf 29.11.2011 tarihli dilekçe ile reddi hakim yoluna başvurmuştur.Talebi inceleyen merci tarafından verilen çekilme ve hakimin reddi talebinin REDDİNE ilişkin verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2012/2367-2781 sayılı bozma kararında özetle “…Davalı şirket temsilcisi 29.11.2011 tarihli dilekçesinde duruşma hakiminin davadan çekilmesini, aksi takdirde reddini talep etmiştir. HMK’nun 38/8. fıkrasına göre hakimi çekilmeye davet, hakimin reddi hükmündedir. Bu nedenle; merci, reddi hakim talebi konusunda olumlu veya olumsuz karar vermek zorundadır. Hakimin davadan çekilme talebini kabul ederken, reddi konusunda karar vermemek olamaz. Ayrıca, duruşma hakiminin davadan çekilmesi için yasanın aradığı, özellikle, HMK’nun 34. maddesinde gösterilen şartların hiçbirisi dosyada gerçekleşmemiştir. Merci kararı, bu yönüyle de usul ve yasaya uygun görülmemiştir.” gereğine değinilerek bozulmuştur. Merci tarafından bozma kararına uyulduktan sonra, davalı tarafın reddi hakim talebinin ve hakimin çekilme talebinin REDDİNE ve HMK’nun 42/4 maddesinde ön görülen koşulların gerçekleşmemesi nedeniyle idari para cezası tayinine yer olmadığına ilişkin verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına göre, hakimin reddi için ileri sürülen hususlar H.Y.Y.’nın 36. maddesinde tanımı yapılan sebeplerden değildir. Açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 25.06.2012 günü oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2012/2367 E. , 2012/2781 K.
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sırasında davalı şirket temsilcisi 29/11/2011 günlü dilekçesiyle reddi hakim yoluna başvurmuştur.
Bu konuda verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı idare vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Ankara Asliye 12. Hukuk Mahkemesinin 2010/25 esas sayılı dosyasında davalı şirket temsilcisi 29.11.2011 tarihli dilekçesinde; duruşma hakiminin iddia edilen belgelerin asıllarının dosyada bulunmadan davanın kabulüne karar verdiğini, itirazlarının dikkate alınmadığını bu belgelerin tahribatlı, sahte ve cahilce yazıldığını belirterek davadan çekilmesini, çekilmediği takdirde reddini talep etmiştir.
Duruşma hakimi 07.12.2011 tarihli mütalaasında, davalı tarafın ileriye sürdüğü red sebeplerinin yerinde olmadığını, ancak yargılama sonucu vereceği kararın tarafları tatmin etmiyeceğini belirtmiş ve HMK.’nun 39. ve devamı maddeleri gereğince davadan çekildiğini bildirmiştir.
Merci sıfatıyla dosyayı inceleyen Ankara Asliye 17. Hukuk Mahkemesi 16.12.2011 tarih 2011/52 D.İşi- 2011/52 sayılı kararında duruşma hakiminin davadan çekilmesinin kabulü yönünde hüküm kurmuş, reddi hakim talebiyle ilgili inceleme yapıp karar vermemiştir.
Davalı şirket temsilcisi 29.11.2011 tarihli dilekçesinde duruşma hakiminin davadan çekilmesini, aksi takdirde reddini talep etmiştir. HMK’nun 38/8. fıkrasına göre hakimi çekilmeye davet hakimin reddi hükmündedir. Bu nedenle, merci reddi hakim talebi konusunda olumlu veya olumsuz karar vermek zorundadır. Hakimin davadan çekilme talebini kabul ederken, reddi konusunda karar vermemek olamaz. Ayrıca, duruşma hakiminin davadan çekilmesi için yasanın aradığı özellikle HMK’nun 34. maddesinde gösterilen şartların hiçbirisi dosyada gerçekleşmemiştir. Merci kararı bu yönüyle de usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 27.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Stj. Av. Emre ÇALIŞKAN
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
Kaynakça
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)
1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)
Pekcanıtez H./Atalay O./Özekes M., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2011
Alangoya H. Y./Yıldırım M. K./Deren-Yıldırım N., Medeni Usul Hukuku Esasları


