EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNİN TASFİYESİ DAVASI

EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNİN TASFİYESİ DAVASI

Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ


Edinilmiş malların kapsamı çok geniş olmakla birlikte kanunda da tadadi olarak sayılmıştır. Örnekseme yoluna gidilerek çeşitli gruplar sayılmış ancak her birinin teker teker sayılması mümkün olamayacağından bu sınırlama kişisel mallara getirilmiştir. Kişisel mallar kanunda tahdidi olarak sayılmıştır. Kişisel malların mefhumu muhalifinden edinilmiş malların neler olduğu, herhangi bir çekişmeli durumda çözümlenebilmektedir. Türk Medeni Kanunu madde 219, edinilmiş malların neler olabileceğini örnekseme yolu ile düzenlemiştir.

 

            Her eş diğer eşe ait malların artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir.

 

Katılma alacağı davalarında, eklenecek değerlerden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlarda dahil olmak üzere edinilmiş malın toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerinden tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak hüküm kurulur.

 

Değer artış payı konusunda Türk Medeni Kanun’un madde 227’de düzenleme yapılmıştır: “Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.”

 

Değer Artış Payı; bir eşin kişisel mallarıyla diğer eşe ait bir mala veya edinilmiş mala yaptığı katkıdır. Ancak katkıda bulunan eşin bağışlama kastı olmamalıdır. Katkıda bulunan eş karşılık almamış olmalıdır. Eşler değer artış payından vazgeçmemiş olmalıdır.

 

 

İlgili Yargıtay Kararları

 

Evlilik Birliği İçerisinde Edinilen Mallar Hakkında

Yargıtay 8. Hukuk Dairesine göre, “Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). Dava dilekçesi, “evlilik birliği içerisinde edinilen mallar hakkında” konulu 09.07.2014 tarihli açıklama dilekçesi ve iddianın ileri sürülüş şekline göre; davaya konu 1639 ada 2 parsel, 10540 ada 45 parsel, 10585 ada 7 parsel, 10585 ada 16 parsel, 1251 ada 95 parseldeki 24 numaralı bağımsız bölüm, 1251 ada 95 parseldeki 26 numaralı bağımsız bölüm, 7099 ada 7 parsel, 6533 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar yönünden dava, katkı payı alacak istemine ilişkindir. Eşler, 09.03.1972 tarihinde evlenmiş, 20.06.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne dair hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Kanun'un 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime dair hükümler uygulanır (4721 s.lı TMK 179 m).

Mahkemece davacının davaya konu edilen taşınmazların edinilmesine bizzat para olarak bir katkısının bulunmadığı kabul edilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı tanığı Ayşe Ketenci “ ...kızkardeşim köyde çalıştı, didindi, 20 sene boyunca babadan kalma tarlaları bacım tek başına ekti, dikti...davalı şehirde çalıştı, kazandı, bacım köyde ekti, dikti, kazandı...” şeklinde, davacı tanığı ... “......bey sanayide dükkanda çalıştı, eşi de köyde tarlada çalıştı, mahsulleri satıp kazandı, köyde davalı ... beyin babasından kalma tarlaları var, bu tarlaları davacı ekti, dikti...” şeklinde, davacı tanığı ... “......de sanayide kalfalık yaptı, tamircilik yaptı, davacı da kardeşleriyle tarları ekip dikip parayı İsmail'e teslim ettiler, birikimleri ortak birikimdir, her iki tarafın da katkısı vardır...” şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Dinlenen davacı tanıklarının beyanları, davacı ile davalının kendi iddia ve beyanları ile tüm dosya kapsamından davaya konu malların edinildiği tarihte ve öncesinde davacı eşin de düzenli ve süreklilik arz eder şekildeki çalışmaları ile davaya konu malların edinilmesine katkıda bulunduğu anlaşıldığına göre, TMK'nun 4. ve TBK'nun 50. maddeleri uyarınca katkısı olduğu anlaşılan davacı lehine makul ve hakkaniyete uygun bir katkı payı alacağına hükmedilmesi gerekir. Yargıtay'ın ve Dairemizin kararlılık gösteren uygulamaları, kadının aile üyesi olmasının gerektirdiği zorunlu işler olan mutad ev işlerini yapma, çocukları yetiştirme gibi evde gösterdiği faaliyetler dışında, bağ, bahçe ve tarla işlerinde çalışmak gibi ev ekonomisine katkı sayılabilecek faaliyetleri var ise hakkaniyete göre lehine katkı payı alacağına hükmedilmesi gerektiği yönündedir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçeyle davaya konu taşınmazların edinilmesine katkıda bulunmadığının kabulü doğru görülmemiştir.” denilmektedir. (Y. 8.HD. Esas no: 2017/15138, Karar No: 2017/14827, Karar Tarihi: 08.11.2017).

 

Artık Değere Katılma Alacağı

Yargıtay 8. Hukuk Dairesine göre, “Davacının artık değere katılma alacağının hesaplanmasında esas alınan taşınmazın değerine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı istemine ilişkindir. Somut olaya gelince; eşler, 16.06.1988 tarihinde evlenmiş, 11.02.2004 tarihinde eş Avni Cihangir ölmüştür Mal rejimi eş Avni Cihangir'in ölüm tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/1). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Kanun'un 10, TMK 202.m). Tasfiyeye konu 419 ada 28 parsel 11 numaralı bağımsız bölüm, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 26.06.2002 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime dair hükümler uygulanır (TMK m. 179).

Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (TMK m. 235/1). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK m. 228/1). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK m. 227/1 ve 235/1), sürüm (rayiç) değerleri (TMK m. 232, 239/1) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir. Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemece tasfiyeye konu taşınmazın karar tarihine en yakın tarihteki sürüm (rayiç) değeri esas alınarak artık değere katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile taşınmazın 2002 yılındaki sürüm değerinin esas alınması hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.” denilmektedir. (Y. 8.HD. Esas no: 2017/13225, Karar No: 2017/11060, Karar Tarihi: 19.09.2017).

 

 

Kaynakça:

Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016

Kılıçoğlu, A.:  Aile Hukuku, Ankara, 2022.

Gençcan, Ö.: Aile Hukuku, Ankara 2011.

Öztan, B.: Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2019.

Yargıtay Kararları.