EDİNİLMİŞ MAL KAVRAMI ve HUKUKİ NİTELİĞİ

EDİNİLMİŞ MAL KAVRAMI ve HUKUKİ NİTELİĞİ

Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ


Bireyler hayatlarının bir döneminde, yollarını birleştirerek dünya evine girerler. Bu birliktelik döneminde huzur ve mutluluk dışında gözleri hiçbir şeyi görmemekteyken, değişen önceliklerin bir sonucu olarak anlaşmazlıkların vukuu bulması, kimi zaman tartışmaların çekilmeyen boyutlara ulaşması ve geri dönüşü olmayan yollara girilmesi sonucunda artık evlilik birliklerini sonlandırma kararı almaktadırlar. Bu kararın, oldu-bitti boyutundan ziyade nihayetinde boşandıklarında artık mal paylaşımı gündeme gelmektedir. Eldeki malların paylaşımı hususunda zamana göre ve anlaşmaya göre çeşitli paylaşımlar yapılmaktadır. Bu paylaşımların ne şekilde yapılacağı, eşlerin bilerek veya bilmeyerek kanunen tabi oldukları mal rejimi sözleşmesine göre belirlenmektedir. 


Mer’i hukukumuza göre evlenen kimseler aralarında evlilik öncesinde veya evlenme sırasında ya da sonradan noterde düzenleme veyahut onaylama biçiminde sözleşme yapmak suretiyle başka bir yasal mal rejimi kararlaştırmadıkları sürece kanunen ''Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi'' ne  tabi olmaktadır. Evliliğin öncesinde ya da devamı süresinde zikredilmeyen ancak, sonradan en önemli gündem haline gelen evlilik birliği içinde elde edilen malların paylaşılması sorunu kanun koyucu tarafından çeşitli mal rejimi sözleşmelerinin öngörülmesi ile önlenmeye çalışılmış olmasına rağmen yine de uygulamada halen pratiklik sağlanmamış olup bazı malların mukadderatı tartışma konusu olmaktadır.


Edinilmiş Mal Kavramı ile 01.01.2002 tarihinde yeni Medeni Kanun'un yürürlüğe girmesi ile karşılaşmaktayız. Yeni Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden önce mer’i hukukumuzda mal ayrılığı rejimi, yasal mal rejimi olarak düzenlenmişti. Ancak, İsviçre Medeni Kanununda(Schweizerisches Zivilgesetzbuch) 1994 ve 1998 tarihli kademeli değişikliklerden sonra nihayet milli hukukumuzda da benzer değişiklikler getirilerek; daha çok, çalışmayan ev hanımlarını korumaya yönelik düzenlemeler yasal mal rejimi olarak getirilmiştir. Eski 743 sayılı MK döneminde yasal mal rejimi olarak mal ayrılığı rejimi öngörülmekteydi. Bu düzenleme zamanla temel hak ve özgürlüklerin dünya çapında yaygınlaşması ve bireyler arasında eşitliği sağlamak amacı ile ilga edilmiş. Yerine yasal mal rejimi olarak '' Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi'' öngörülmüştür.

Edinilmiş malların kapsamı çok geniş olmakla birlikte kanunda da tadadi olarak sayılmıştır. Örnekseme yoluna gidilerek çeşitli gruplar sayılmış ancak her birinin teker teker sayılması mümkün olamayacağından bu sınırlama kişisel mallara getirilmiştir. Kişisel mallar kanunda tahdidi olarak sayılmıştır. Kişisel malların mefhumu muhalifinden edinilmiş malların neler olduğu, herhangi bir çekişmeli durumda çözümlenebilmektedir. Türk Medeni Kanunu madde 219, edinilmiş malların neler olabileceğini örnekseme yolu ile düzenlemiştir. 


TMK mad. 219: “Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.

Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,

2.Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,

3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,

4. Kişisel mallarının gelirleri,

5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler”


Mal Rejimi Sözleşmeleri


Mal Rejimi, tarafların evliliklerinin sona ermesi ile evlilik birliği içinde edinilen malların nasıl paylaştırılacağının düzenlendiği bir sözleşmedir. Yürürlükteki kanunumuzda dört adet mal rejimi sözleşmesi bulunmakla birlikte, 2002 yılı yürürlüğe giren TMK hükümleri uyarınca eşler herhangi bir mal rejimi sözleşmesi yapmadıkları takdirde; yasal mallara katılma rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaklardır. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önceki dönemde yürürlükte olan 743 s. MK döneminde yasal mal rejimi olarak mal ayrılığı rejimi uygulanmaktaydı. Eskiden uygulamada olan bu mal rejimi sözleşmesi özellikle çalışmayan ev hanımlarını boşandıktan sonra bir hayli mağdur durumuna düşürmekteydi. Toplumumuzda genellikle evlilik birliği içinde edinilen değerler erkek bireyler üzerine kayıtlı olduğundan dolayı, boşanma meydana geldiğinde kadın tarafın elinde hiçbir şey kalmamaktaydı. Bu durumun düzeltilmesi ve daha adaletli konuma getirilmesi için kanun koyucu 2002 yılında yasal mal rejimi sözleşmesi olarak edinilmiş mallara katılma rejimini öngörmüştür. Ancak yine de eşlere diğer mal rejimi sözleşmelerini yapma imkanı tanıyıp bazı hallerde de ticaretle uğraşanları ya da çok fazla serveti olanları korumak amacı ile kapı açık tutulmuştur. 


Mal rejimi sözleşmeleri evlilik öncesinde veya evlenme sırasında ya da sonradan noterde düzenleme veyahut onaylama biçiminde yapılmaktadır. Edinilmiş mallara katılma rejimi ise bu usule tabi değildir. TMK mad. 202 düzenlemesinde asıl olanın edinilmiş mallara katılma rejiminin olduğu ancak tarafların serbest iradesi ile diğer mal rejimlerinin de kararlaştırılabileceği öngörülmüştür. 


Eşler evlenmelerinden önce veya evlilik devam ederken ayrıca bir mal rejimi sözleşmesi yapmadıkları sürece kanunen yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaktır. Özellikle 2002 yılından sonra yapılan evlilikler için ayrıca herhangi bir işlem yapmaya gerek kalmaksızın evlenen herkes bu mal rejimine tabidir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde esas olan çekişmeli olan malın evlilik birliği içinde karşılık olarak edinilen bir değer olmasıdır. Herhangi bir değere sahip olmayan ya da evlilik birliği içinde edinilmeyen, diğer bir ifadeyle bekarlık döneminde eşlerden birine ait olan eşyalar hakkında kişisel mal hükümleri uygulanmaktadır. Mal rejimi sözleşmesini yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak şartı aranmaktadır. Küçükler ve kısıtlılar ise ancak yasal temsilcilerinin rızasını alarak sözleşme yapabilirler. Bu durumda sözleşmede yasal temsilcinin de imzası aranmaktadır.


Kişisel Mallar 


Kişisel mallar TMK mad. 220 de tahdidi olarak sayılmıştır. Bunlar kanun gereğince kişisel mallardır.

Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:

1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla

ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

3. Manevî tazminat alacakları,

4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.”


Kanunda sayılan bu dört maddeden başkaca bir kişisel mal bulunamaz. Sınırlı sayıda sayılmalarının yanında mal gruplarının değişmezliği ilkesi uyarınca da en başta bir eşya hangi mal grubuna dahil ise sonradan da aynı grup içinde kalmaktadır. Ancak bu ilkenin de iki istisnası bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu madde 221’deki düzenlemeye göre: ‘’Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler, kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.’’





İlgili Yargıtay Kararları 


İkramiye Çıkan Milli Piyango Biletinin Edinilmiş Mal Kabulünün Gerektiği

Yargıtay 8. Hukuk Dairesine göre, “Milli Piyango, bingo, tombala, spor toto, sayısal loto, süper loto, on numara, iddia, at yarışı ve bahis oyunu gibi şans oyunları ile sıkça televizyon kanallarınca düzenlenmekte olan yarışma programlarından kazanılan ikramiyelerin ( para veya eşya ) hangi mal grubuna ait olacağı konusunda; Türk Doktrininde görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Konuyla ilgili olarak İsviçre hukukundaki hakim görüşün piyango ve şans oyunlarında, bilet veya kupon ya da katılma bedeli olarak yapılan ödeme hangi mal grubundan yapılmış ise ( ikame kuralına göre ) kazanılan ikramiye veya kazancın da aynı mal grubuna ait olacağı şeklindedir.

Kılıçoğlu; piyangodan, spor totodan, sayısal lotodan, çekilişlerden kazanılan mallar ve paraların kişisel mal grubuna girdiğini belirtmektedir.

Zeytin; şans oyunlarından elde edilen ikramiyelerin kişisel mal sayılarak, tasfiyede dikkate alınmaması gerekir, şeklinde görüş bildirmektedir.

Acar; Loto veya piyango gibi yollarla kazanç elde edilmesinde, kişisel mal karakterinin büyük ölçüde baskın olduğunu, koçan veya bilet parasına oranla elde edilen ikramiye miktarının bin katı, milyon katı fazla olabileceğini, piyango biletini alan kimselerin çok büyük çoğunluğunun ikramiye kazanamadığını, bir milyon veya daha fazla kimse içinden bir ya da birkaç kişinin ikramiyeyi elde ettiğini, böyle bir yapının kazanımın tesadüfiliğini de ortaya koyduğunu, tesadüfiliğin ( şansın ) ilk planda görünmekte olduğunu bu sebeplerle karşılığını vererek elde etme durumunun olmadığını gösterdiğini, loto veya piyangoya harcanan katılım ücretinin edinilmiş mallardan karşılanması halinde, TMK.m.230/3 hükmünden yararlanılarak edinilmiş mallara döndürülmesinin mümkün olduğu görüşünü dile getirmektedir.

Gençcan; talih oyunlarından kazanılan para ya da malın eşin talihine dayalı hiçbir emek vermeden kazanılmasından dolayı TMK m. 220 b.2 hükmünce kişisel mal olduğu görüşündedir.

Ateş; konuyu 'kanundan dolayı kişisel mallar' başlığı altında karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen mallar grubu içinde ele alarak milli piyangodan, lotodan ve bahis oyunlarından kazanılan malların bu gruba girdiğini belirtiyor.

Öztan; İsviçre Federal Mahkemesi'nin ( BGE 121 III 203 E.4. ) yukarda anılan kararına atıfta bulunarak lotodan elde edilen kazanç, eğer bu loto kağıdı edinilmiş mal ile alınmış ise edinilmiş mal grubuna girer ( TMK 219/II b.5 ), şeklinde görüş bildiriyor.

Dural/Öğüz/Gümüş; edinilmiş mallardan karşılanan piyango biletine isabet eden ikramiye ile elde edilen kazancın MK 220/b.4 uyarınca edinilmiş mallara dahil sayılması gerektiğini açıklamaktadırlar.

Gümüş; edinilmiş mallardan karşılanan piyango biletine isabet eden ikramiye ile elde edilen kazanç TMK 220/b.4 uyarınca edinilmiş mallara dahil sayılması gerekir, şeklinde görüş bildiriyor.

Özuğur; Şans oyunlarından elde edilen ikramiyelerin hangi mal grubuna ait olacağının belirlenmesinde şans oyunlarının hangi mal değeri kullanılarak oynandığının ölçü olarak alınması ve buna göre de oyun bedeli edinilmiş mallardan ödenmişse ikramiyenin edinilmiş mal grubuna ait olacağı, kişisel mal grubundan ödenmiş olması durumunda kişisel mal grubuna ait olacağı görüşündedir.

Sarı; bu konudaki görüşünü: mevcut yasal düzenleme karşısında; katılma bedeli edinilmiş mallardan karşılanan piyango, loto vb. talih oyunları neticesinde elde edilen kazançların edinilmiş mal olarak nitelendirilmesi gerektiği düşünülmektedir, şeklinde açıklamaktadır.

Acabey; piyango ve benzeri talih oyunlarından elde edilen kazançta, eşler arasında paylaşımı haklı kılan karşılıklı yardımlaşma, dayanışma ve işbölümünün bir etkisinin olmaması, ikramiyenin kazanılmasında, kazanan eşin şansının önemli bir faktör olarak gözükmesi hususları dikkate alınarak, olması gereken hukuk ( delegeferanda ) açısından, yapılacak bir yasa değişikliğinde bu yollardan elde edilen kazancın kişisel mal sayılması gerektiğinin savunulabileceği, fakat var olan hukuk ( delegelata ) açısından bunu savunmanın güç olduğu, öncelikle bir malın ivazlı sayılabilmesi için, edimler arasında ekonomik anlamda bir dengenin olması zorunlu olmayıp, hukuki anlamda bir karşılık ilişkisinin olması yeterli olduğu, bu nedenle, piyango ve benzeri oyunlarda katılma bedeli ile kazanılan ikramiye arasında aşırı bir fark olduğu durumlarda bile ivazsız iktisaptan bahsedilemeyeceğini ifade etmektedir. ( Geniş bilgi için; M. Beşir Acabey; Edinilmiş Katılma Rejiminde Tartışmalı Bazı Konular Hakkında Düşünceler, İzmir Barosu Dergisi, yıl:73, Nisan 2009, sayı:2, S:170-174 ).

Şıpka; '... Bizimde katıldığımız baskın görüşe göre; piyango biletine isabet eden para eşin emek ve çalışmasının karşılığı olmayıp, kişinin kendine özel şansıdır. Bu sebeple piyango, loto, at yarışı, kumar, bahis gibi talih ( şans ) oyunlarından çıkan ikramiye, kişisel mal sayılmalıdır. Buna karşılık, eşin bir emeği ya da bilgisi ile kazandığı yarışmalardan elde ettiği para ya da mal varlığının, edinilmiş mal sayılması gerektiği kanaatindeyiz", açıklamasında bulunmaktadır.

Türk doktrininde talih oyunları yönündeki hakim görüş yukarda açıklandığı gibi, kişisel mal olduğu yönündedir.

Doktrindeki görüşlere kısaca değindikten sonra ikramiyelerin hangi mal grubuna ait olacağının tespiti açısından yasal düzenlemelere bakmakta fayda vardır; 4271 Sayılı TMK'nun , 'Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir' şeklindeki 219/I hükmü 'Edinilmiş malların yerine geçen değerler' şeklindeki 219/II, b.5 hükmü ile 'Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri' şeklindeki 220/b.2 hükmü ile 'Kişisel mallar yerine geçen değerler' şeklindeki 220/b.4 hükmüdür. Yani söz konusu ikramiyelerin karşılık verilerek edinildiği ve bu karşılığında edinilmiş mallardan karşılandığı kabul edildiğinde, TMK m.219/I hükmünce edinilmiş mal, edinilmiş mal yerine geçen bir değer olarak kabul edildiğinde ise, 219/II, b.5 hükmünce edinilmiş mal sayılabilir. Karşılıksız kazanma yoluyla elde edildiği kabul edildiğinde, TMK'nun 220/b.2 hükmünce kişisel mal, kişisel mal yerine geçen bir değer olarak kabul edildiğinde de, TMK'nun 220/b.4 hükmünce kişisel mal olarak kabul edilebilir. O zaman bu malların hangi mal grubuna ait olduğunun belirlenebilmesi, bu oyunlara katılmak için ödenen bilet, kupon vs. parasının çıkan ikramiyenin karşılığı olarak kabul edilip edilemeyeceği ya da ikramiyenin ikame değer olarak sayılıp sayılmayacağı hususlarındaki değerlendirmeye ve ispata bağlı olacaktır.

Bu kapsamda, Daire'ce yapılan tartışmalar sonucunda şu sonuca varılmıştır; milli piyango bileti ( ve diğer şans oyunlarının ) satın almak için verilen meblağ kazanılan ikramiyeye göre çok düşük de olsa sonuçta bir karşılıktır. Burada önemli olan ekonomik karşılık değil, hukuki karşılıktır. Yani, bir malın ivazlı sayılabilmesi için, edimler arasında ekonomik anlamda bir dengenin olması zorunlu olmayıp, hukuki anlamda bir karşılık ilişkisinin olması yeterlidir. Evlilik eğer bir hayat ortaklığı bir kader birliği olarak görülüyorsa, iyi günde, kötü günde yoksullukta zenginlikte sonuç itibariyle kaynağı şans olsa bile bir karşılık varsa ve o karşılık edinilmiş mallardan karşılanmış ise, bu edinilmiş mal sayılmalıdır. Evliliğin genel hükümleri başlığını taşıyan TMK'nun 185 vd. maddelerinde yer alan ve Aile Hukukuna hakim olan bu genel ilkelerin de az önce açıklanan somut olguyu ve görüşü doğruladığı kabul edilmelidir. TMK'nun 185/1. fıkranın 1. cümlesinde 'Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler,' amir hükmüne yer verilmiş, son fıkrasında ise 'Eşler, birlikte yaşamak birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar,' şeklinde, emir niteliğindeki bu ibare yer almaktadır. Gerek sözü edilen maddelerde yer alan ilkeler ve gerekse karşılıklı fedakarlık, sevgi ve saygı üzerine kurulu evlilik birliğinin amacı gereği de; piyango biletinin alımı için harcanan para edinilmiş maldan karşılanmış ise, çıkan ve onun yerine geçen ikame değer sayılan paranın da edinilmiş mal sayılmasını gerektirir. Şans oyunları için verilen karşılığın hangi mal grubundan karşılandığını ispatlamak da oldukça güçtür. Ancak, aksi kanıtlanmadığı takdirde bedelinin edinilmiş maldan karşılandığının kabulü gerekir. Eşlerin mevcut ekonomik durumu açısından önemli sayılabilecek veya yatırım olarak değerlendirilebilecek harcamalar dışında yapılan günlük harcamaların edinilmiş mal grubundan yapıldığının kabulü hayatın olağan akışına uygun olduğu gibi, Örneğin, ev, araba veya şirket hissesi alımında kişisel mal grubuna ait değerlerin de kullanılması hayatın olağan akışına uygun düşmektedir. Tüm bu açıklamalardan hareketle bedel karşılığı oynanan şans oyunlarından kazanılan ikramiyeler edinilmiş mal grubuna dahildir. Yeter ki katılım bedelinin kişisel mallardan sağlandığı açıkça ispatlanmış olmasın. Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; davalı ikramiye çıkan milli piyango biletini kişisel mal ya da kişisel mal yerine geçen bir değerle aldığını iddia etmediğine ve aksini kanıtlayamadığına göre biletin günlük harcama kapsamında edinilmiş malla alındığı ve bu sebeple edinilmiş mal grubuna dahil olduğunun kabulü gerekmektedir. Kaldı ki, TMK'nun 222/3. fıkrasına göre; 'Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.” denilmektedir. (Y. 8.HD. Esas no: 2013/7361, Karar No: 2014/13668, Karar Tarihi: 27.06.2014)


Kişisel Malların Tespiti Görevli Mahkeme

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “Talep konusu malların hangisinin kişisel mal hangisinin edinilmiş mal olduğunun tesbiti 4787 Sayılı Yasanın 5133 Sayılı Yasa ile değişik 4/1. maddesi gereğince 4721 Sayılı Yasanın üçüncü kısmı hariç ikinci kitabından kaynaklanmakta olup, görev Aile Mahkemesinindir. ( TMK. mad. 218, 219, 220, 222 ) Ayrıca davacı ölen kocasından kalan edinilmiş malların kendisine özgülenmesini de istemiştir. ( TMK.mad.652 ) Özgüleme işinde görev Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. ( TMK.mad.658 )

Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması da zorunludur. Bu açıklamalar karşısında mahkemece yapılacak iş, kişisel ve edinilmiş mallar ile özgüleme konusunda tefrik kararı verilerek kişisel ve edinilmiş malların tesbiti için Aile Mahkemesine, özgüleme istemi hakkında Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” denilmektedir. (Y. 2.HD. Esas no: 2006/6058, Karar No: 2006/14810, Karar Tarihi: 02.11.2006)



Kaynakça

Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016 

Kılıçoğlu, A.:  Aile Hukuku, Ankara, 2022. 

Gençcan, Ö.: Aile Hukuku, Ankara 2011. 

Öztan, B.: Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2019. 

Yargıtay Kararları.


+905356309610