ÇOCUK MALLARININ KORUNMASI DAVASI
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
Türk Medeni Kanunu’nun 352 ile 363. maddelerinde çocuğun malları konusu ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 4. maddesinin 1. fıkrasına göre anne ve babanın ölümü veya evliliğin sona ermesi durumlarında sağ kalan veya velayet kendisine verilen eşin yerleşim yerinin bulunduğu Aile Mahkemesine, ikametgâhının bulunduğu bölgede Aile Mahkemesi yok ise HSK tarafından belirlenen mahkemeye durum derhal bildirilmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 353.maddesine göre, Sağ kalan veya velayet kendisine verilen eşe çocuğun, eğer varsa, malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermesi için bir süre verir. Ayrıca mahkeme, bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşecek önemli değişiklikleri de bildirmesini istemektedir.
Çocuğun malları, velayet hakkına sahip anne ve babası tarafından yönetilir. Çocuğun mallarının yönetimi velayet hakkına sahip anne ve baba için hem bir hak hem de bir görevdir. Anne ve babaya çocuğun mallarının yönetimi konusunda tanınmış olan bu hak, velayete sıkı sıkıya bağlıdır. Anne ve baba velayet hakkına sahip değiller ise çocuğun mallarını yönetme hakkı da onlara ait değildir. Velayet hakkına sahip anne ve baba, yasal düzenlemeler çerçevesinde çocuğun mallarını bağımsız olarak yönetirler.
Yönetme hakkı, velayet devam ettiği sürece varlığını koruyacağı için anne ve babanın evliliklerinin son bulması durumunda, velayet hakkı kendisine verilen taraf, hakime çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermek ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşen önemli değişiklikleri bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Bununla birlikte anne ve baba yönetme hakkına sahip oldukları malları kullanabilirler. Türk Medeni Kanunu’nda çocuğun malları üzerinde anne ve babaya yalnızca kullanma hakkı tanınmıştır.
İlgili Yargıtay Kararı
Çocuk Mallarının Korunması
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “ İş, "Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Tüzük" hükümleri gereğince nüfus müdürlüğünün bildirimi üzerine aile mahkemesinin önüne gelmiş olup; çocuk mallarının korunması çerçevesinde, sağ kalan eşe çocuğun malvarlığını gösteren defter vermesinin ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşecek önemli değişiklikleri bildirmesinin ihtar edilmesine ve gerekmesi halinde çocuğun mallarının korunmasına ilişkin önlem alınmasına ilişkindir. ( TMK. m. 353, Tüzük m. 4/1 ) Küçük 21.03.2011 doğumlu olup, babası 25.07.2011 tarihinde ölmüştür. Nüfus Müdürlüğü yukarıda sözü edilen Tüzüğün 4. maddesi gereğince 29.08.2011 tarihinde bildirimde bulunmuştur. Bildirimi alan Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi; "Aile mahkemesi" sıfatıyla, "küçüğün annesinin ikametgahının Kayseri olduğu, nüfus kaydının ikametgaha karine oluşturduğu" gerekçesiyle re'sen yetkisizlik kararı vermiş; kararı küçüğün annesi temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 4. maddesi; ana ve babadan birinin ölümü halinde nüfus memurunun, "sağ kalan eşin yerleşim yeri aile mahkemesine" bildirimde bulunacağını; sağ kalan eşe, çocuğun malvarlığına ilişkin ihtarın bu mahkemece yapılacağını hükme bağlamıştır. Şu halde, Tüzüğe göre, sağ eşe veya evliliğin mahkeme kararıyla sona ermesi halinde velayet kendisine bırakılan eşe, çocuk mallarıyla ilgili ihtarda bulunmakla, bu eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Tüzük bu düzenleme ile; çocuk mallarının korunması ve takibini, gerekmesi halinde önlem alınmasını velayet hakkı sahibinin yerleşim yerindeki aile hakimine bırakmıştır. Bildirim tarihinden sonra yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise; "evlilik sona erince velayet kendisine kalan eşin çocuğun malları hakkında defter sunması" işini çekişmesiz yargı işi kabul etmiştir ( m. 382/ ( l )-b/15 ). Bu Kanun, çekişmez yargı işlerinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu ( m. 384 ) hükme bağlamıştır. Sağ kalan veya evliliğin mahkeme kararıyla sona ermesi halinde velayet kendisine bırakılan eşten, çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter tanzim edip, bunu hakime sunmasının ve bu malvarlığında gerçekleşecek önemli değişiklikleri bildirilmesinin istenmesi; tarafların arzusuna tabi olmayan, bildirimi alınca hakimin kendiliğinden ( re'sen ) yapması gereken bir iş olduğuna göre, hakimin yetkili olup olmadığını da kendiliğinden ( re'sen ) gözeteceğinde bir duraksama yoktur. Bu bakımdan, mahkemenin yetkili olup olmadığını kendiliğinden ( re'sen ) dikkate almış olması esas itibarıyla doğrudur. 6100 sayılı Kanunun 384. maddesindeki yetkiye ilişkin düzenleme, bu işlerde yetkinin re'sen gözetilmesine engel nitelikte değildir. Ne var ki, dosyaya alınan aile nüfus kaydında sağ kalan eşin yerleşim yerinin "Bodrum" olduğu görülmektedir. Nüfus kaydına tescil edilmiş "yerleşim yeri adresi" ile ilgili beyan, aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir ( 5490 s. NHK. m. 50/2, Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği m. 13/1 ). Resmi sicilde kayıtlı yerleşim yeriyle ilgili bilgi karşısında, artık kişinin nüfusta kayıtlı olduğu yerin, yerleşim yerinin belirlenmesi bakımından hukuki bir önemi bulunmamaktadır. O halde, işin esası hakkında inceleme yapılması gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.” denilmektedir. (Y. 2.HD. Esas no: 2012/8434, Karar No: 2013/2952, Karar Tarihi: 11.02.2013).
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Kılıçoğlu, A.: Aile Hukuku, Ankara, 2022.
Gençcan, Ö.: Aile Hukuku, Ankara 2011.
Öztan, B.: Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2019.
Yargıtay Kararları.


