BOŞANMA SEBEPLERİ
Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ
Medeni Kanunu’nun 129. Madde ve devamında boşanma sebepleri sınıflandırılarak açıklanmıştır. Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma sebepleri; özel ve genel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılır.
GENEL BOŞANMA SEBEPLERİ
Medeni Kanun evlilik birliğinin sarsılmasını boşanmanın genel sebebi olarak öngörmüş bulunmaktadır. Özel sebepler aynı zamanda evliliğin yürümemesine yol açan özel hallerdir. Oysa evlilik birliğinin sarsılması, bir sebep olmaktan ziyade evliliğin yürümesine engel olan sebeplerin ortaya çıkması ile birlikte kendiliğinden meydana gelmiş olan bir sonuç durumundadır.
1-Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
Evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebi, açılan her davada olaya göre hâkim tarafından takdir edilecektir. Burada önemli olan husus, evlilik birliğinin temelden sarsılmasında kusurun çoğunun hangi tarafta olduğudur. Halk dilinde şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma olarak adlandırılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, bir genel boşanma nedenidir. Uygulamada en çok şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açıldığı görülmektedir. Bunun sebebi, zina gibi özel sebeplerin, ortaya çıkmasının daha az görülmesidir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise her evlilikte ortaya çıkabilecek bir durumdur. Şiddetli geçimsizlik kavramı içerisine birçok sebebin dahil edilebilmesi ile birlikte bu yola başvurma sayısında artış gözlemlenmektedir.
2- Eşlerin Anlaşması
Ortak hayatı devam ettirme konusundaki istek ve inancı kaybetmiş eşlerin karşılıklı anlaşarak evliliği sona erdirmek üzere dava açmaları halinde diğer şartlar da uygun ise hakim boşanma kararı vermek zorundadır.
3-Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması
Evlilik birliği içinde eşlerin bir takım hak ve yükümlülükleri vardır. Türk Medeni Kanunu’nda bu hak ve yükümlülükleri 185 ile 201. maddeler arasında düzenlemiştir. Eşlerden herhangi biri yukarıda sayılmış olan boşanma sebeplerinden herhangi birini gerekçe göstererek boşanma davası açmış ve bu davanın reddine karar verilmiş fakat kararın kesinleşme tarihinden itibaren üç yıl geçmesine rağmen daha önce bozulmuş olan müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden herhangi birinin talebi üzerine mahkemece boşanma kararı verilecektir. Böylece evlilik birliğinin fiili ayrılık yoluyla temelinden sarsılmış ve hatta fiilen yıkılmış olduğu hallerde, kayden mevcut evliliği sürdürmenin faydalı olmayacağı gerekçesiyle boşanma kararı verilmesi öngörülmüş bulunmaktadır.
ÖZEL BOŞANMA SEBEPLERİ
1-Zina (Aldatma)
Eşlerden birinin diğerini aldatması, aldatılan eş için boşanma sebebi oluşturmaktadır. Türk Medeni Kanunu madde 161′ de mutlak boşanma sebebi olan zina belirtilmiştir. Zina, evli bir erkek veya kadının kocasından veya karısından başka bir kadın veya erkekle cinsel ilişkide bulunması demektir. Karı ya da kocadan birinin zina etmesi, diğer taraf için mutlak bir boşanma sebebidir. Zinanın gerçekleştiği ispat edilirse hakim başka bir şart gözetmeksizin boşanma kararı verir.
Zina sebebiyle boşanma davası açmaya hakkı olan eş, zinayı öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde boşanma davasını açması gerekmektedir. Zina ispatlanması çok zor bir boşanma sebebidir. Zinanın ispatı için eşin mutlaka suç üstü yakalanmasına gerek yoktur. Zinanın varlığına delalet eden kuvvetli emarelerin bulunması yeterlidir.
2-Hayata Kast, Pek Kötü Veya Onur Kırıcı Davranış
Hayata kast, bir eşin diğerinin yaşam hakkına karşı kasıtlı bir fiil işlemesidir. Burada bir eşin diğerine karşı kasıtlı bir hareket ile öldürme iradesi olması aranmaktadır. Türk Medeni Kanunu madde 162 ‘de hayata kast- pek kötü veya onur kırıcı davranış boşanma sebebi belirtilmiştir. Mutlak boşanma sebebidir, bu boşanma sebebiyle beraber ortak hayatın çekilmez hale gelmesi koşulu aranmaz.
Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilmektedir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşmekle birlikte affeden tarafa dava hakkı tanınmamaktadır.
3- Küçük Düşürücü Suç İşleme ve Haysiyetsiz Yaşam sürme
Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşamasının diğer eşten beklenememesi ihtimalinde, bu eş Türk Medeni Kanunu madde 163 uyarınca suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle her zaman boşanma davası açabilmektedir.
Yargıtay kararlarında; eşlerden birinin uzun süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olması ve hatta hükmen tutuklu olması sebebiyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve boşanma sebebinin gerçekleştiği kabul edilmektedir.
4-Terk
Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde, ayrılık en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ise, istem üzerine hakim tarafından yapılan ihtarın da sonuçsuz kalması halinde terk edilen eşin, boşanma davası açabileceğini hükme bağlamıştır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunmalıdır. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılmakta; ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamamakta ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe de dava açılamamaktadır.
5- Akıl Hastalığı
Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.
İlgili Yargıtay Kararları
Evlilik Birliğinin Sarsılması Hukuki Sebebine Dayanan Boşanma Davası
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “Taraflarca karşılıklı açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesi tarafından tarafların boşanmaya sebep olan kusurlu davranışlarının ispat edilememesi nedeniyle her iki boşanma davasının da reddine karar verildiği, hükmün taraflarca her iki dava yönünden istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesi tarafından kadının kusurunun ispatlanamadığı, erkeğin hakaretten kaynaklı sözlü şiddet kusuru nedeniyle tamamen kusurlu olduğu gerekçesi ile kadının istinaf talebinin kabulüyle kadının boşanma davasının kabulüne ve ferilerine ilişkin hüküm kurulmuş, erkeğin istinaf talepleri ise esastan reddedilmiştir. Bölge adliye mahkemesince erkeğin eşine “it dölü, adi köpek” gibi hakaretlerde bulunduğu, telefonda da hakaretlerin devam ettiği, tamamen kusurlu olduğu gerekçesi ile kadının davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, erkeğin hakaretine ilişkin kadın tanığı Hacer Alataş ‘ın beyanında geçen erkeğin eşine “it dölü, adi köpek” dediği şeklindeki beyanının zaman belirtilmeksizin ifade edildiği, evliliğin bu vakadan sonra devam edip etmediği, yine eylemin dava tarihinden önce mi sonra mı olduğunun anlaşılamadığı, yine telefonda hakaret eylemine ilişkin eylemin içeriğinin belirtilmediği, hakaret kelimelerinin somutlaştırılmadığı yine bu eylemin davadan önce mi sonra mı olduğunun da anlaşılamadığı, bu hale göre hakaretten kaynaklı sözlü şiddet vakasının erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği gibi kadının temyiz talebinde bulunmaması nedeniyle erkeğe başkaca kusur da yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında kadının boşanma davasının da reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” denilmektedir. (Y. 2.HD. Esas no: 2022/4318, Karar No: 2022/6789, Karar Tarihi: 05.07.2022).
Evlilik Birliğinin Sarsılması Hukuki Sebebine Dayanan Boşanma Davasında Eşit Kusur Hali
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “Davacı-karşı davalı kadın tarafından açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki nedenine dayalı ( TMK m. 166/1 ) boşanma davasının ile davalı-karşı davacı erkek tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine ( TMK m. 166/1 ) ve zina nedenine dayalı ( TMK m. 161 ) olarak açılan karşı davalarının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesi tarafından zina eyleminin ispatlanamadığı gerekçesiyle zinaya yönelik davanın reddine, karşılıklı evlilik birliğinin sarsılması hukuki nedenine dayalı davalarının ise kabulüyle kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğundan bahisle tarafların boşanmalarına ve fer'ilerine karar verilmiştir. İlk derece mahkeme kararına karşı her iki tarafça tüm yönlerden istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesi tarafından erkeğin davacı-karşı davalı kadına fiziksel şiddet uyguladığı, eşine "oruspu " diye mesaj çektiği, kadının kız kardeşine hakaret dolu mesajlar çekerek bu yüzden mahkemeden ceza aldığı, kadının ise davalı-karşı davacı erkeğe "salak, manyak, gerizekalı, beyinsiz" diye hakaret ettiği, erkeğin önceki evliliğinden olan kızına iyi davranmadığı, onu kıskanıp, en sonunda "gözüme batıyor, götürün" demek suretiyle çocuğun ortak konuttan götürülmesine neden olduğu,bu hale göre erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesi ile kusura ilişkin gerekçenin düzeltilmesine, kadın lehine maddi ve manevi tazminata, erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, erkeğin tüm, kadının sair istinaf talepleri ise esastan reddedilmiştir. Hüküm, davalı-karşı davacı erkek tarafından yukarıda belirtilen sebeplerle temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden bölge adliye mahkemesince davalı-karşı davacı erkeğe eşine karşı hakaret mesajı çekmesi ve eşinin kız kardeşine hakaret mesajı çekmesi kusur olarak yüklenmiş ise de; bu hakaret mesajlarına ilişkin ceza dosyasında belirtilen olay tarihine göre bu olaylardan sonra tarafların barışıp bir süre daha evlilik birliğini devam ettirdikleri, barışmadan önceki bu eylemlerin kadın tarafından affedilmiş, veya en azından hoş görülmüş olduğu, yine davacı kadının tanığının beyanında geçen hakaret mesajlarına ilişkin zaman belirtilmediği, barışmadan önce mi yoksa sonra mı olduğu, ceza dosyasına konu olaylar olup olmadığının belirtilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda bu eylemler erkeğe kusur olarak yüklenemez. Bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre de boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken mahkemece bu husus gözetilmeden davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu' nun 174/1-2. maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde davacı-karşı davalı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” denilmiştir. (Y. 2.HD. Esas no: 2022/3581, Karar No: 2022/6782, Karar Tarihi: 05.07.2022).
Kaynakça:
Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016
Kılıçoğlu, A.: Aile Hukuku, Ankara, 2022.
Gençcan, Ö.: Aile Hukuku, Ankara 2011.
Öztan, B.: Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2019.
Yargıtay Kararları.


