AKIL HASTALIĞI NEDENİ ile BOŞANMA DAVASI

AKIL HASTALIĞI NEDENİ ile BOŞANMA DAVASI

Av. Mustafa Alper KÜÇÜKYILMAZ


Eşlerden biri akıl hastası olup da bu sebepten dolayı ortak hayat diğer eş için çekilmez hal gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmek şartıyla diğer eş boşanma davası açabilir. 


Akıl hastalığı evlenmeyi mutlak surette batıl kılan nedenlerdendir. Akıl hastalığının mutlak butlan sebebi olabilmesi için akıl hastalığının evlenme akdi sırasında mevcut olması gerekir. Ancak evlilik birliğinin devamı sırasında meydana gelen akıl hastalığı mutlak butlan sebebi sayılmaz. Bu durumda Türk Medeni Kanunu’n 165.maddesinde belirtilen şartların varlığı halinde boşanma sebebi olur. 


Akıl hastalığının boşanma nedeni sayılabilmesi için hastalığın müşterek hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi gerekir. Akıl hastalığı tedavi olunabilecek bir noktada ise dava reddedilecektir. Sara, epilepsi akıl hastalığı olarak değerlendirilmemektedir. 


Akıl hastalığı nedeni ile açılacak boşanma davaları her zaman açılabilir. Zamanaşımı söz konusu olmayacaktır. Akıl hastalığı nedeni ile açılacak boşanma davalarında ayrılık kararı verilemez. 


Ehliyet kamu düzenine ilişkin olduğu için akıl hastalığı iddiası ile açılan boşanma davasında davalının temyiz kudretinin olup olmadığı araştırılacak, değilse kendisine vasi tayin edilecek ve davaya davalı adına vasinin katılımı ile devam edilecektir. Zeka geriliğinin akıl hastalığı niteliğinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği resmi sağlık kurulu raporu ile belirlenecektir. 



İlgili Yargıtay Kararları 


Akıl Hastalığı Nedeni ile Boşanma Davası 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı erkeğin akıl hastalığı nedeniyle Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesi gereği kısıtlanarak kendisine vasi atandığı anlaşılmaktadır. Davacı kadın tarafından akıl hastalığına dayalı ( TMK m. 165 ) olarak açılmış bir dava bulunmamaktadır. Davalı erkeğin hareketleri iradi olmadığından, kusur yüklenemez ve Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesine dayalı “evlilik birliğinin sarsılması” hukuki sebebine dayanılarak boşanmaya karar verilemez. Kadının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Ne var ki, boşanma hükmü temyize gelmediğinden bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiştir.

Davalı erkeğin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. Mahkemece, davalı erkek ağır kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı erkeğin akıl hastalığı nedeniyle Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesi gereği kısıtlanarak kendisine vasi atandığı anlaşılmaktadır. Akıl hastası olan davalı erkeğin davranışları iradi olmadığına göre, kusurundan söz edilemez. Bu durumda mahkemece davalı erkeğin ağır kusurlu kabul edilmesi hatalıdır. 

Akıl hastalığı nedeniyle kendisine vasi atanan davalı erkeğin davranışları iradi olmadığına göre, kusurundan söz edilemeyeceği halde; davalı erkeğin kusurundan bahsedilerek kadın yararına maddi ve manevi tazminata ( TMK m.174/1-2 ) hükmedilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir ( TMK m. 175 ). Mahkemece davacı kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; Davacı kadının gelir durumunun tam olarak belirlenmediği anlaşılmaktadır. Davacı kadının engelli maaşı alıp almadığı, engelli maaşı alması halinde tarafların gelir durumunun denk olup olmadığı, elde edilen ve dosya içerisinde bulunan tüm deliler birlikte değerlendirilerek, kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinin belirlenmesi ile gerçekleşecek sonucuna göre yoksulluk nafakası istemi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” denilmektedir. (Y. 2.HD. Esas no: 2021/325, Karar No: 2021/1897, Karar Tarihi: 03.03.2021). 


Akıl Hastalığı Nedeni ile Boşanma Davası 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, “Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı kadının akıl hastalığı sebebiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 405. maddesi gereği kısıtlanarak kendisine vasi atandığı anlaşılmaktadır. Davacı erkek tarafından akıl hastalığına dayalı ( TMK m. 165 ) olarak açılmış bir dava bulunmamaktadır. Davalı kadının hareketleri iradi olmadığından, kusur yüklenemez ve Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı “evlilik birliğinin sarsılması” hukuki sebebine dayanılarak boşanmaya karar verilemez. Erkeğin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Ne var ki, erkeğin davasında verilen boşanma hükmü temyize gelmediğinden bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiştir.

Davalı kadının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, davalı kadın tam kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı kadının akıl hastalığı sebebiyle Türk Medeni Kanununun 405. maddesi gereği kısıtlanarak kendisine vasi atandığı anlaşılmaktadır. Akıl hastası olan davalı kadının davranışları iradi olmadığına göre, kusurundan söz edilemez. Buna karşın hastanede yattığı süreçte eşiyle ilgilenmeyen, onu arayıp sormayan davalı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda mahkemece davalı kadının tam kusurlu kabul edilmesi hatalıdır. Akıl hastalığı sebebiyle kendisine vasi atanan davalı kadının davranışları iradi olmadığına göre, kusurundan söz edilemeyeceği halde; davalı kadının kusurundan bahsedilerek ve davacı erkek tam kusurlu olduğu halde, erkek lehine maddi ve manevi tazminata ( TMK m.174/1-2 ) hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda 2/a bendinde belirtildiği üzere, davalı kadının davranışları iradi olmadığına göre, kusurundan söz edilemez. Davacı erkek ise tam kusurludur. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz ( TMK m. 175 ). O halde; herhangi bir geliri ve malvarlığı bulunmayan, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan davalı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, isteğin reddi doğru görülmemiştir. Yukarıda 2/a bendinde açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkek tam kusurludur. Gerçekleşen kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Davalı kadın yararına maddi ve manevi tazminat ( TMK m. 174/1-2 ) koşulları oluşmuştur. Açıklanan sebeplerle davalı kadının maddi ve manevi tazminat ( TMK m.174/1-2 ) taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” denilmektedir. (Y. 2.HD. Esas no: 2018/2559, Karar No: 2018/6246, Karar Tarihi: 15.05.2018). 



Kaynakça

Aydemir E./Memiş Y./Ruhi, A./Uçakhan, S./Bahadır, Ç.: Hukuk Davaları, Ankara, 2016 

Kılıçoğlu, A.:  Aile Hukuku, Ankara, 2022. 

Gençcan, Ö.: Aile Hukuku, Ankara 2011. 

Öztan, B.: Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2019. 

Yargıtay Kararları.


+905356309610